Sağlıkta mucize buluş altın çağını yaşıyor: ASA

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Kan sulandırıcılar, uzun zamandır özellikle kalp-damar hastalıklarıyla ilgilenen herkesin yakından tanıdığı bir ilaçlar. Özellikle damarlardaki pıhtı riskini azalttıkları için ailesinde 65 ve üstünde yaşlısı olan herkes bir şekilde herhangi bir marka kan sulandırıcı ile tanışmıştır. Şimdilerde ise COVID-19 nedeniyle daha da revaçta. Çünkü virüsün damarlarda pıhtılaşmaya neden olduğu öne sürülüyor.

COVID-19’la yıldızı parlayınca bu hafta “Bilmeniz gereken 5 Şey”de kan sulandırıcıları anlatalım dedik. Kan sulandırıcıların atasını yakından tanıyoruz aslında. Bilim dünyası olan asetilsalisilik asit (ASA) diyor. Hammaddesi söğüt ağacının kabuğu olan bu asit, Afrika’dan Kanada’ya kadar bütün dünya ise onu artık jenerikleşmiş adıyla tanıyor: Aspirin. Aslında bir asit olan saf asetilsalisilik asit, ilk olarak Kimyager Dr. Felix Hoff mann tarafından 1897’de üretilmiş. Basit ağrı kesici olarak yıllarca hayatına devam ettikten sonra 1971’de onun kalp krizi ve felci önleyici etkisini keşfeden İngiliz farmakolog Sir John R. Vane ise bu buluşuyla 1982’de Nobel Tıp Ödülü’nü kazanıyor. Yani bu asidin hayatımıza kan sulandırıcı olarak girmesini Sir Vane’e borçluyuz. Bugün kan sulandırıcılar dünyanın en çok kullanılan ilaçları arasında. Peki, nasıl kullanmak gerektiğini biliyor muyuz?

ASA hakkında bilmemiz gereken 5 şeyi, Prof. Dr. Burak Çatakoğlu anlattı…

1- MUADİLİNİN ÇOK OLMASI FİYATI DÜŞÜRÜYOR

Dünyanın en çok kullanılan ve en çok kazanç getiren ilaçlarından biri kan sulandırıcılar. ASA’nın enfarktüs riskini azalttığına yönelik ciddi deneyler söz konusu. Dünyanın en önemli buluşlarından biri olan ASA’ya yönelik patent koruması uzun yıllar önce kalktığı için birçok ülkede birçok ilaç şirketi tarafından muadilleri üretiliyor. Bu nedenle fiyatı ucuz ve her kesimin kolay ulaşabileceği bir sağlık ürünü olarak önemli bir hizmet veriyor. Türkiye’de de çeşitli muadilleri üretiliyor. 

2- MİDE KANAMASI RİSKİ VAR MI?

ASA bir asit. Dolayısıyla bütün asitler gibi yan etkileri olabiliyor. En çok etkilediği organların başında ise mide geliyor. Bazı ASA bazlı kan sulandırıcıların dışı film kaplı. Bu, ilacın midede değil, bağırsakta yavaş çözünmesini sağlıyor, dolayısıyla kanama gibi riskleri azaltıyor. Kalp-damar hastalıklarında verilen kan sulandırıcıların büyük kısmı bu tür ilaçlar. Kan sulandırıcılar sindirim sistemini etkilediğinden tok karnına alınmalı. Eğer ameliyata girecekseniz 5 gün önceden Aspirin almayı bırakmalısınız. Kan sulandırıcılar ise en az iki gün önceden bırakılmalı.

3- DOZU AZALTILDI

Eskiden hekimler daha yüksek dozda kan sulandırıcılar veriyordu. Artık daha düşük dozda ASA tabanlı kan sulandırıcıların da kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu ortaya çıktı. Eskiden tabletler 300 mg iken, bu miktar Amerika’da 85’e, Türkiye’de 100’e geriledi. Bazı ülkelerde 75 mg’lık olanlar da var.

4- HERKES KULLANMAMALI!

Kalp-damar hastalıklarında primer ve seconder koruma vardır. Primer koruma, hastalığı engellemek anlamına gelir, seconder ise hastalık geçiren kişiyi ikinci krizden korumak anlamına gelir. Bugüne kadar hekimlerin aspirine yaklaşımı değişkenlik gösterdi. Uzun süre belli yaşın üzerindekilerin mutlaka günlük olarak kan sulandırıcı kullanması gerektiği söyleniyordu. Artık bunun doğru olmadığı çünkü yan etkilerinin bulunduğu belirtiliyor. Kan sulandırıcıların kanama riskini artırma etkisi var. Hayati organlarda meydana gelen majör kanamalara yol açabiliyor. Sindirim sistemine ağır geliyor. Ülser, gastrit yapabiliyor. Kalbi koruyalım derken kanamadan hastayı kaybedebiliyoruz. Kalp krizi geçirmemiş birine kan sulandırıcı vermek riskli. Eğer kriz geçirmişse, yani seconder koruma kapsamına giriyorsa verilebilir. Bir kalp-damar riski varsa ve hekim öneriyorsa alınmalı. “Nasıl olsa kan sulandırıcı, faydası vardır” deyip rastgele kullanılmamalı. Hemofili denilen kanamaya meyilli olan pıhtılaşma hücreleri çalışmayan kişilerde ciddi sonuçlar doğurabilir. Eğer ameliyata girecekseniz

5- COVID-19 TEDAVİSİNDE DİKKAT!

COVID-19’un damarda pıhtılaşmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğundan bahsediliyor. Bu nedenle kan sulandırıcıların adı geçiyor. Ancak bilinmeli ki hastanede verilen kan sulandırıcı aspirin değil. Cilt altına yapılan uzun etkili bir heparin. Bu madde toplardamarlarda pıhtı oluşmasını engeller. Aspirin ise atardamarlarda etkilidir. COVID-19 hastaları hastanede hareketsiz kaldıkları için toplardamarlarda pıhtı riski oluşur. Yani kan sulandırıcı hastanede yatan hastalara veriliyor. Evdeki hastalar ayağa kalkabildikleri için buna ihtiyaçları yok. Bunun yerine evde virüsü atlatmaya çalışanlar düzenli egzersizle pıhtı riskini azaltabilir.

Aspirin direnci

Yıllarca Aspirin kullandığı halde kalp krizi ya da felç geçiren insanlar var. Tıp dünyasında “Aspirin direnci” denilen bir şey var. İlaç hastanın kanını sulandırmıyor. Bunun için büyük laboratuvarlarda Aspirin direnci testleri yapılabiliyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar