Şahane büyüyoruz ama ekmeğimiz küçülüyor!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 7.4'le tahminlere yakın geldi. Zaten sanayi üretimi büyümenin ne olabileceğini ortaya koyuyordu. Büyüme ilk çeyrekte de yüzde 7.4 olmuş, ikinci çeyrekte yüzde 22'lik orana ulaşılmıştı. Üç çeyreğin ortalaması ise yüzde 11.7.

✔ Türkiye dokuz ayda geçen yıla göre yüzde 11.7 büyüdü ama vatandaşın refahında bırakın bu oranda bir iyileşmeyi, hiç iyileşme olmadı. Hatta refahta gerileme var ve bu durum faiz indirimi ve sonrasında yaşanan kur ve fiyat artışıyla iyice belirginleşti.

Ne tuhaf bir çelişki değil mi! Türkiye ekonomisi büyüyor, hem de rekorlar kıra kıra büyüyor; ama diğer yanda böylesine büyüyen ekonomide ekmek küçülüyor, yani geçim zorlaşıyor, en küçüğünden en büyüğüne neredeyse tüm işletmeler zorluk yaşıyor.

Bu nasıl büyümedir böyle? Nerede yanlış yapıyoruz, neyi yanlış ölçüyoruz?

Yoksa ölçümümüzde sayısal anlamda bir hata olmamakla birlikte yaklaşımda mı hatamız var?

Ekonomisi büyüyen, gelişen bir ülkenin vatandaşları daha refah içinde yaşamaz mı? Bu büyüme süreci onların lehine olmaz mı?

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte geçen yıla göre reel olarak yüzde 7.4 büyümüştü. İkinci çeyrekteki büyüme yüzde 22’ye ulaştı. Üçüncü çeyrek büyümesi de yine yüzde 7.4 oldu.

Üçüncü çeyrekteki oranın bir önceki çeyreğe göre hızla aşağı gelmesinde şaşılacak bir yön yok; zaten yüzde 22 hiç de normal olmayan bir orandı ve geçen yılki çöküşten kaynaklanmıştı. Hem büyümenin öncü göstergesi sayılan sanayi üretimindeki gelişme üçüncü çeyrekte bu dolayda bir oranın oluşacağına (Dünya 15 Kasım) işaret etmekteydi.

Yani çeyrekten çeyreğe olan dalgalanmanın önemi yok, bu zaten beklenen bir gelişmeydi. Dolayısıyla çeyreklere fazla takılmayıp büyük resme bakmakta yarar var.

Tablonun gösterdiği şu; Türkiye ekonomisi ilk dokuz ayda geçen yıla göre yüzde 11.7 büyümüş. Peki Türkiye’de, bırakın bu düzeyde bir orana ulaşılmasını, hangi kesimde yer alan vatandaşların refahında artış olmuş?

Refah, geçen yılki düzeyde bile kalmıyor ki, tam tersine geri gidiyor. Gerçi kabul etmek gerekir, bu gerileme ilk dokuz ayda görece daha az hissedildi.

Ama son iki ay! Ne zaman ki Merkez Bankası faizini aşağı çekip ekonomiyi yeni makasa oturtmaya kalkıştık, işte o günden beridir sorunlar ağırlaştıkça ağırlaşıyor.

Çocukken büyüklerimden çok sık duyardım:

“Allah bugünümüzü aratmasın” derlerdi. Bunu daha çok sağlık durumlarıyla ilgili olarak söylerlerdi.

Bugünlerde ise galiba gelecekte ne yapılacağını duydukça ekonomiyle ilgili olarak şunu söylememiz gerekiyor:

“Öyle görünüyor ki bugünümüzü arayacağız!”

Kişi başına gelir pek düşmeyecek

Bardağın dolu tarafında gördüklerimize de değinelim. Gerçi kimsenin umursadığı yok ama şu kişi başına gelir ne olacak acaba diye bir bakalım.

Kişi başına gelirin kurdaki hızlanma yüzünden bu yılki beklenti olan 9.489 doların epeyce altında kalacağı tahmin ediliyordu, bir ara biz de bu doğrultuda bir hesaplama yapmıştık. Ancak son hesaplamalar gösteriyor ki bu düzeyin çok da altına inilmeyecek.

Bu yılki GSYH, cari fiyatlara göre 6.6 trilyon lira olarak tahmin edilmişti. Ancak son dönemde yaşanan hızlı fiyat artışı yüzünden cari fiyatlarla GSYH 7 trilyon lirayı bulacak gibi görünüyor.

Diğer taraftan döviz kurunda da belirgin bir sapma var. OVP’nin açıklandığı eylül ayı başına kadarki ortalama dolar kuru 8.03’tü ve yıl ortalamasında 8.30’a çıkılacağı varsayılıyordu. Ne var ki ilk on bir ayın ortalaması 8.41 oldu. Dolar kuru aralık ayı boyunca 13 lirada seyrederse yıllık ortalama 8.80’i bulacak.

Yani OVP’deki 8.30’luk tahminden 8.80’lik tahmine gelinmiş olacak.

Kişi başına geliri hesaplamanın üç ayağı var.

Cari fiyatlarla GSYH, ortalama dolar kuru ve yıl ortası nüfus.

İlk iki ayak yukarı yönlü değişti ve adeta birbirini götüren bir etki yaptı. Nüfus ise tabii ki öngörülen düzeyde, yani 84.4 milyon kişi.

Yaklaşık 7 trilyon liralık GSYH ve 8.80’lik kura göre döviz cinsinden GSYH 795 milyar dolar olacak ve buna göre kişi başına gelir de 9.425 dolar civarında gerçekleşecek. Dolayısıyla OVP’de yer alan 9.489 dolarlık tahminden çok da farklı olmayan bir gerçekleşme yaşanacak, şimdilik görünen bu.

Umursanmadıktan sonra!

Kişi başına gelir, uluslararası karşılaştırma açısından bir gösterge. Hepsi hepsi o!

Yoksa Türkiye’de vatandaş bu gelir ifade edildiğinde genelde şöyle yaklaşır:

“Hani benim payım, benim o kadar gelirim mi var?”

Vatandaşın büyümeyi hissedemiyor olmasının en tipik göstergelerinden biri de çalışanların GSYH’den aldıkları payın sürekli geriliyor olması. Türkiye büyüyor ama bundan çalışanlara düşen pay azalıyor. Bundan somut gösterge mi olur?

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar