Sakla-ma

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları (KVHS) için lisans sürecinin en kritik ve en zorlayı­cı başlıklarından biri hiç şüphesiz “saklama” ko­nusu. Çünkü regülasyonun merkezinde yer alan “güven” kavramı, teknik olarak en somut karşılı­ğını tam da burada buluyor.

Bir KVHS’nin faaliyet izni alabilmesi için sa­dece alım-satım altyapısını kurması yetmiyor; müşteri varlıklarının hangi modelle korunaca­ğı, hangi güvenlik standartlarının uygulanacağı, transfer yetkilendirme süreçlerinin nasıl işleti­leceği ve en önemlisi hangi “Saklama Kuruluşu” ile çalışılacağı artık lisanslamanın temel taşla­rından biri haline geliyor.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir gerçek var: “Saklama Kuruluşu” olmak, klasik bir teknoloji girişimi kurmaktan çok daha ağır bir sorumluluk anlamına geliyor.

Çünkü saklama tarafında konu yalnızca cüz­dan yönetmek değil; milyarlarca liralık dijital varlığın güvenliği, operasyonel sürekliliği, çok katmanlı siber güvenlik mimarisi, regülasyona uygun transfer kontrolü, denetlenebilir kayıt ve kanıt yapıları, anahtar yönetimi, sıcak-soğuk cüzdan mimarileri, çoklu imza yapıları (mul­ti-signature), ileri güvenlik protokolleri ve aynı anda birden fazla KVHS’ye hizmet verebilecek multi-tenant bir operasyon altyapısı kurabil­mek anlamına geliyor.

Üstelik bu sorumluluk, saklanan varlık bü­yüklüğü arttıkça katlanarak büyüyor. Bugün sektördeki en büyük soru işaretlerinden biri de tam olarak burada oluşuyor: Bu kadar büyük teknik, hukuki ve finansal yükün altına hangi vizyondaki şirketler girmek isteyecek?

TOGG gibi bu sektörün kendi “babayiğitler”i aranıyor

Çünkü bu alan; yüksek sermaye gerektiri­yor. Yüksek özkaynak gerektiriyor. 7/24 ope­rasyon gerektiriyor. Nitelikli insan kaynağı gerektiriyor. Sürekli penetrasyon testleri, ba­ğımsız denetimler, siber güvenlik yatırımları gerektiriyor. BTC, ETH ve birçok farklı block­chain protokolüne destek verebilecek teknik kapasite gerektiriyor.

Dahası, yapılacak saklama yatırımlarının ge­ri dönüş modeli de ciddi bir bilinmezlik taşıyor.

Bugün yurt dışında bu alanda faaliyet göste­ren güçlü global oyuncular Türkiye pazarını iz­liyor. Yurt içinde ise bazı teknoloji girişimleri ve finansal teknoloji şirketleri bu alana hazırlık yapıyor. Hatta TÜBİTAK’ın da bu konuda ürün geliştirdiğine yönelik açıklamalar dikkat çeki­yor. Bu durum, saklama alanının yalnızca regü­lasyon değil aynı zamanda stratejik teknoloji ba­ğımsızlığı açısından da önemli görüldüğünü or­taya koyuyor.

Öte yandan son yıllarda yaşanan milyar do­larlık uluslararası kayıplar ve Türkiye’de yaşa­nan yüz milyonlarca dolarlık mağduriyetler dü­şünüldüğünde, düzenleyici kurumların temkinli yaklaşımı son derece anlaşılır. Kanun koyucula­rın özellikle küçük yatırımcıyı koruma reflek­siyle hareket ettiği çok açık. Çünkü kripto piya­sasında güven kaybı oluştuğunda bunun etkisi yalnızca şirketlerle sınırlı kalmıyor; doğrudan sektörün tamamını etkiliyor.

Fakat diğer tarafta da önemli bir gerçek var: Büyük dönüşümler, genellikle büyük riskleri göze alan yapılar tarafından inşa edilir. Bugün “saklama” tarafında oluşan yüksek giriş bariye­ri, kısa vadede sektörü zorlayabilir. Ancak orta ve uzun vadede güçlü, kurumsal ve güven veren bir ekosistem oluşmasının da temelini sağlar. Çünkü aslında burada inşa edilmeye çalışılan şey yalnızca bir teknoloji altyapısı değil; dijital finans dünyasının güven omurgasıdır.

Girişimcilik fırsatı görmek ya da elindeki işi bir sonraki aşamaya taşımak, var olanı korumak için “risk” almak değil midir? Babayiğitleri sah­nede görmek için sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9720 0,11 %
Euro 53,6139 -0,04 %
Euro/Dolar 1,1415 -0,13 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.119,12 -0,12 %
Brent 75,9790 0,03 %