29 °C
A. Levent ALKAN
A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

Salgın sonrası sanayinin ekonomideki payı artırılmalıdır

Ölçümün olmadığı yerde ilerlemeden söz edilemez. Tüm kartlar yeni baştan dağıtıldığına göre, sanayimiz de layık olduğu düzeye ulaşmalıdır artık. Cumhuriyetin kuruluşundan 1980’lere kadar geçen sürede sanayinin ekonomiden aldığı pay %25-%30 arasına sıkışıp kalmıştı. 1980 sonrası bankacılığı, turizmi ve dış ticareti getirdi. İşte bu makalenin yegâne grafiği de gayri safi yurt içi hasılamızın %’si cinsinden sanayi büyüklüğündeki son 1998-2019 dönemi masaya yatırmaktadır. %17.5’e kadar düşüp %20.5’e kadar zıplayabilen bir sanayi payımız vardır. Söz konusu grafik çizgisini boydan boya ortadan geçen bir de kesik çizgi yer almaktadır ki; bu, son 22 yılın ortalamasının ulaşabildiği düzeydir. Sizin anlayacağınız, 2008 küresel sistemik krizindeki gibi çöksek ya da 2011 Avrupa borç krizi sonrasında şaha kalksak da ortalamamız sadece %19’dir. Bu düzeyin bize ifade ettiği, sanayinin zar zor milli gelirden 5’te 1 pay alabildiğidir. İnnovasyon, fikri mülkiyet, sermaye, bağımsız düşünce üretebilmek, her yatırımcıya hukuk güvencesi sunabilmek ve eğitimli iş gücüne sahip olabilmek; tüm bunlar, sanayi için olmazsa olmazlardır. Oysa çok iyi biliyoruz ki, kriz öncesinde %30’lara yaklaşan genç işsizlik bir yana, sanayi için eleman açığı bulunuyordu. Eğitimin mezun ettiği elemanlar, sanayinin taleplerine yanıt vermiyordu. Asıl dikkat çekmemiz gereken nokta, sanayinin salgın sonrası artan önemidir.

Ülke ekonomileri birer bilgisayar olsaydı

COVID-19 dünya ekonomisine en temel seviyeden format çekmiştir. Eğer bir ülkenin toplam gayri safi milli hasılasını bir bilgisayar olarak kabul edersek, ülkeler üzerlerindeki işletim sistemleriyle uygulamalarını salgından sonra yeniden kuracaklar. Bilgisayarların işletim sistemleri, ülkelerin ekonomilerine işlerlik kazandıracak olan ulaşım alt yapılarıdır. Bu sistem salgın öncesinden gelmektedir. Tarım, hayvancılık, sanayi, enerji, turizm, finans, bankacılık, eğitim, sağlık, savunma, gıda, tekstil kısacası tüm sektörler; ancak ulaşım altyapısı üzerinde ekonomik değerini bulabilecektir. Bilgisayarın hızı, güvenliği, estetiği, işlerliğinin artırılması, üstünde yeni yeni uygulamaların geliştirilme ise her ülkenin yerli sanayi gücüdür. Sanki ikinci dünya savaşı sonrası yıllarına dönmüş gibiyiz. Ama şu an doğrusu da bu…

IMF salgın sonrasının büyüme öngörülerini güncellemekte geç kalmadı. Buna göre; geriden gelen %2,9 2019 büyümesi, dünyanın son yıllardaki ortalamalarını yansıtmaktadır. IMF 2020’de %4,9 daralma ve bunu takip eden 2021’de de %5,4 büyüme beklemektedir. İşte bugünün bakış açısı... IMF, her yıl Eylül’de öngörülerini günceller. Kriz sonrasının tam resmini 3 ay sonra daha iyi görebileceğiz. Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerin COVID-19’a tepkileri farklı oldu. Tıpkı 2008’de olduğu gibi ayrıştı. Latin Amerika ülkelerini de içine alan gelişmekte olan ülkeler grubu, daha az küçülecektir. Salgının bittiğinde de çok daha yüksek büyüyebilmiş olacaklardır.

Sonuç olarak salgın bir anahtardır. Uzmanlara göre ikinci dalganın 2011 yılında gelmesi muhtemeldir. Öyleyse, 2010’u unutmak mı gereklidir? Kesinlikle hayır. Ulaşımda mesafe, maske, hijyen; taşımacılıkta el değmeksizin robotlarla yükleme; üretimde otomasyon, otomatik paketleme; ticarette internet satışı, tarımda robot, drone, mikro işlemci kontrolünde ekim, ilaçlama, bakım, sulama ve ürün toplama süreçleri gündemimize yerleşmelidir. Güney Kore salgın sürecinde 5G’i denedi. Oldukça başarılı sonuçlar aldı. Sizin anlayacağınız, her işin başı sanayi olacak. Sanayinin milli gelirdeki gücü artacak. Bu artış ya yerli ya da yabancı kaynaklı olacak. Düşünün, şu anda milli gelirin 5’te 1’i olan sanayimiz; salgın sonrasında, 3’te 1’i kadar olmak zorunda kalacak. Zorunda kalacak diyorum; çünkü bu payı yerli üretim dolduramazsa, bilin ki ithal pazarı doldurmuş olacak. Piyasada da pazar payı edinecek. Sanayinin payı %30’lara oturtulmazsa, dış ticaret pay kapacak. Tam bir kurtlar sofrası değil mi? Ama ipler bizim elimizde. (Ulusun kaderini yine ulusun kendi iradesi belirleyecektir. Mustafa Kemal Atatürk) Öyleyse önce eğitimden başlayıp sanayinin nabzını tutalım. Bugünü kurtarılamazsa yarınlarımız da rehin demektir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap