'Sam Amca’dan sonra 'Şi Amca' etkisi

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Yönetim Danışmanı METİN TABALU 

Eskiden yalnızca “Sam Amca” vardı; şimdi küresel ekonomide “Şi (Xi) Amca” etkisi de hissediliyor. Bugün artık “Çin için ne yaptın?” sorusu vicdanlara değil, dünyanın ekonomik düzenine yöneltilmiş bir soru haline geldi.

Bugün milyonlarca insanın, şirketin ve devletin verdi­ği ekonomik kararlar, doğ­rudan ya da dolaylı biçimde Çin’i büyütüyor. Son 30 yılda Çin’in dış piyasalarda genişlemesi, klasik emperyalizmden farklı bir model üzerinden ilerledi. Askeri güç yeri­ne sermaye, kredi, altyapı yatırım­ları ve tedarik zinciri hakimiyeti ön plana çıktı. Bu stratejinin en somut örneği ise 2013’te başlatılan Bir Kuşak Bir Yol (Belt and Road Initi­ative) projesi oldu. Çin, bugüne dek 150'den fazla ülkede limanlar, de­miryolları, enerji santralleri, oto­yollar ve madencilik projelerine 1 trilyon doları aşkın yatırım yaptı.

Ancak yatırımların büyüklüğün­den öte finansman modeli de dik­kate değer. Çin, düşük faizli ve uzun vadeli kredilerle gelişmekte olan ülkelere altyapı projeleri sundu. Fakat birçok ülke bu borçları geri ödemekte zorlandı. Sonuç olarak bazı stratejik varlıklar uzun süreli kullanım haklarıyla Çinli şirketle­rin kontrolüne geçti. Sri Lanka’da­ki Hambantota Limanı, Pakis­tan’daki Gwadar Limanı, Laos’taki demiryolu hattı ve Afrika’daki bazı maden projeleri bu modelin başta gelen örnekleri arasında yer aldı.

Bu nedenle Batı dünyasında Çin’in yaklaşımı sık sık “borç tu­zağı diplomasisi” olarak tanımla­nıyor. Özellikle Afrika ve Güney Asya’daki bazı ülkelerde Çin’e olan toplam borcun milli gelirin yüzde 20-30’una yaklaşması, eko­nomik bağımlılık tartışmaları­nı daha da büyüttü. Dünya Ban­kası (2019) ve IMF raporlarında bazı BRI projelerinde maliyetle­rin yüzde 30-50 arasında maliyet aşımlarına dair değerlendirmeler de dikkat çekti.

Fakat Çin’in asıl küresel etkisi altyapıdan çok üretim ve teknolo­ji tarafında hissediliyor. Özellikle elektrikli araçlar, bataryalar, güneş panelleri, elektronik bileşenler ve nadir toprak elementleri alanında Çin bugün kritik bir üstünlüğe sa­hip. Küresel elektrikli araç üreti­minin yaklaşık yüzde 60’ından faz­lası, güneş paneli üretiminin yüzde 80’den fazlası ve lityum iyon batar­ya üretiminin yaklaşık dörtte üçü Çin merkezli şirketlerin kontro­lünde. Ayrıca elektronik ve savun­ma sanayi açısından kritik öneme sahip nadir toprak elementlerinin işlenmesinde de Çin belirleyici ko­numda.

Çin bu hakimiyeti tesadüfen kurmadı

Bu tablo, “yeşil dönüşüm” po­litikalarının arka planında farklı bir gerçeği ortaya çıkarıyor. Av­rupa ülkeleri karbon-nötr hedef­leri açıklarken, elektrikli araç kullanımını teşvik ederken ve yenilenebilir enerji yatırımları­nı büyütürken ihtiyaç duydukla­rı ekipmanları (Almanya hariç) Çin’den ithal ediyor.

Çin bu hakimiyeti tesadüfen kurmadı; devlet destekli sanayi politikaları, uzun yıllara yayılan sübvansiyonlar, uygun finans­man imkanları, teknoloji transfe­ri zorunlulukları ve stratejik sek­törlere verilen vergi avantajları sayesinde küresel rekabette cid­di avantaj elde etti. “Made in Chi­na 2025” stratejisi de bu dönüşü­mün merkezinde yer aldı. Çin, bu programla elektrikli araçlar, ro­botik, yarı iletkenler, yapay zekâ, biyoteknoloji ve ileri üretim tek­nolojilerde küresel liderlik hede­fini açık biçimde ortaya koydu.

Çin aynı zamanda yalnızca üre­tim gücüyle değil, teknoloji altya­pısıyla da etki çemberini geniş­letiyor. 5G alanındaki yükselişi sonrasında pek çok ülke güvenlik endişeleri nedeniyle Çin tekno­lojisine mesafeli yaklaşsa da, Hu­awei dünyanın en güçlü telekom altyapı şirketlerinden biri olma­yı sürdürecek. 5G altyapısındaki üstünlük, ticari avantaj ötesinde veri akışı ve dijital egemenlik açı­sından da önemli artılar getirdi.

Çin’in dijital Yuan projesi de küresel finans sistemi açısından dikkat çekici bir hamle olarak gö­rülüyor. e-CNY adlı dijital mer­kez bankası para birimi, Çin’in dolar bazlı uluslararası ödeme sistemlerine alternatif geliş­tirme arayışının çabalarına ör­nek. Pekin yönetimi bu sistem sayesinde hem finansal kontro­lü artırmayı hem de uluslarara­sı ticarette kendi para biriminin kullanımını yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Yarı iletken ve yapay zekâ ya­tırımları da Çin’in uzun vadeli stratejisinin kritik başlıkları ara­sında bulunuyor. SMIC oluşumu ile çip üretim kapasitesini birleş­tiren Çin, Batı’nın teknoloji am­bargolarına rağmen kendi eko­sistemini oluşturdu. Yapay zekâ alanındaki agresif yatırımlar ise yalnızca ekonomik değil, askeri ve stratejik güç dengelerini de et­kileyebilecek ölçekte.

Batı ülkeleri ise bu yükseli­şi yalnızca ekonomik değil, ay­nı zamanda jeopolitik bir mese­le olarak görmeye başladı. Av­rupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, son yıllarda Çin men­şeli ürünlere yönelik ticaret so­ruşturmalarını ve korumacı ön­lemleri artırdı. Özellikle 2023 sonrası Çinli elektrikli araç üre­ticilerine karşı anti-sübvansiyon soruşturmaları başlatılırken, ek gümrük vergileri de gündeme geldi. Pekin yönetimi bu engelleri önceden öngörerek alternatif pa­zarlara yönelmeye başladı. Çin, önüne çekilen setlere rağmen rüzgârı arkasına almayı başardı.

Batı ekonomileri ciddi bir çelişki yaşıyor

Batı ekonomileri Çin konu­sunda ciddi bir çelişki yaşıyor. ABD’nin öncülük ettiği ekono­mik ayrışma (“decoupling”) po­litikalarına rağmen Avrupa ve Asya’nın büyük bölümü Çin’le ekonomik ilişkilerini derinleştir­meyi sürdürüyor. Çin ise iç eko­nomideki yavaşlamaya karşın dı­şa açılma stratejisinden vazgeç­miyor. “Çift Dolaşım” modeliyle iç tüketimi güçlendirirken, küre­sel ticaretteki etkisini de koru­mayı hedefliyor. Bu yaklaşım, dış şoklara karşı daha dayanıklı bir ekonomi kurarken Çin’in tedarik zincirlerindeki merkezi rolünü de pekiştiriyor. Jeopolitik kriz­ler bu bağımlılığı daha görünür hale getiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve 2022-2025 arasındaki tedarik krizleri, küresel ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

Dünya hâlâ mevcut düzenin ku­rallarıyla hareket ederken, Çin uzun zamandır kendi kurallarını yazıyor. Bu yükseliş artık yalnızca ekonomik bir başarı değil; küresel güç dengesinin yeniden şekillen­diğinin en somut kanıtı. Bu yüz­den “Bugün Çin için ne yaptın?” sorusu da yalnızca ironi değil.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.083,00 2,47 %
Dolar 46,2560 0,15 %
Euro 53,5953 0,19 %
Euro/Dolar 1,1575 -0,03 %
Altın (GR) 6.305,76 2,88 %
Altın (ONS) 4.200,16 -0,26 %
Brent 86,2065 -2,58 %