Sanayi tamam peki, ya kalite problemi?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Sanayi işi tamam. Yani tamam derken, geliştirme anlamında atılan adımlar anlamında. Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesi amacıyla Sanayileşme İcra Komitesi’nin (SAİK) oluşturulmasına karar verildi. Yerli üretimi ve millileşmeyi arttırma anlamında olumlu bir adım anlamına gelen komitenin görevlerine kısa bir göz atalım evvela.

Komite; kamu alımlarının, sanayileşme, yerli üretim ve Milli Teknoloji Hamlesi önceliklerine göre stratejik amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilmesine yönelik kararlar alırken, milli ve yerli sanayileşme hedefine yönelik olarak sanayicinin ve teknoloji üreticisi kurum ve kuruluşların yatırım, üretim ve finansman süreçlerinin kolaylaştırılması için de çaba harcayacak. Kamu kurum ve kuruluşlarının yerli üretime imkân verecek şekilde, uzun vadeli alım planlan yapmasına yönelik kararlar alırken, yurtiçi üretimin kısıtlı olduğu stratejik alanlarda yatırım yapılmasını da sağlamayı hedefleyecek. Yurtiçinde üretilecek öncelikli ürünlere yönelik, ilgili tüm kurum ve kuruluşları bağlayıcı yol haritaları oluşturulmak, finansman, gümrük, çevre, altyapı, lojistik ve enerji gibi alanlarda kurumlar arası koordinasyonu sağlamak, reel sektörün küresel rekabet gücünü artıracak kararlar almak, imalat sanayi firmalarının sermaye yapılarını güçlendirilmek ve hatta gerek halinde şirket birleşmelerini özendirerek verimliliği arttıracak politikalar belirlemek de görevleri arasında.

Yerli üretimin arttırılması, teşvik edilmesi; özellikle de sanayileşme hiçbirimizin itirazı olabilecek bir konu olmadığı gibi, destekçisi olacağımız kavramlar. SAİK’in görevlerine baktığımızda; sürdürülebilir bir sanayileşme hamlesinin temeli atılmış gibi duruyor. Umarım sadece kağıt üzerindeki bir proje olarak kalmayacağı gibi; şeffaf bir şekilde tüm yapılanlar kamuoyu ile de paylaşılır.

Öte yandan bugüne ve bugünün gerçeklerine döndüğümüzde; dış ticaretin ithalat ayağında ithal edilen, daha doğrusu edilmeye çalışılan ürünlerin kalitesinin kontrol edilmesine dair gümrüklerde yapılan başvuruların artması ve sürelerin çok fazla uzaması, firmaları büyük bir yük altına sokmakta. Firmalar süreç tamamlanana dek ambarlarda bekleyen eşyalar için ödediği ardiyeye mi yansın, ürünü bir türlü ülke içine ve pazara sokamadığına mı. İhracatın da artması, sanayileşmeyi artırırken, gerek ara mal, gerekse makine sektörünün getirmeye çalıştığı ürünlerdeki CE kapsamındaki işlemler, bu izdihama sebebiyet vermiş durumda. İthalatta denetim yaparak ürün güvenliğinin gözetilmesi hedeflenirken, ortaya çıkan tablo, acaba dış ticaret açığının kapanmasına ilişkin bir yavaşlama mı sorusunu ister istemez akla getiriyor. Her ne kadar artan iş hacmi de yavaşlamada bir etken olsa da, günün sonunda çözüm üretmesi gereken TSE’nin de bu ihtiyacı karşılaması ve sorunu ivedi bir şekilde çözmesi gerekiyor.

Yaklaşık 1 ay önce, Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) olarak TSE Başkanımız ile yapmış olduğumuz görüşmede; sorunları ve alınması gerektiğini düşündüğümüz tedbirleri kendilerine aktardık. Mevcut durumda personel açığının bir an önce giderilmemesinin, sanayiciye de zarar verdiğini ve ciddi kayıplar yarattığının altını çizdik.

Bir tarafta Sanayileşme İcra Komitesi kuruluyor ve hep birlikte fikri alkışlıyoruz, diğer tarafta uygulamada sanayinin önünü tıkayan problemlerdeki çözümsüzlüğü tartışıyoruz. Hep söylerim ya, neredeyse her konuda “en”lere sahip bir ülkeyiz diye. Alın size bir örnek daha.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
İhracat AŞ. 22 Ekim 2021
Bir iki üç çip 08 Ekim 2021
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021