13 °C
Jale ÖZGENTÜRK
Jale ÖZGENTÜRK Ekonomi Fısıltıları

Sanayi tesislerinin yüzde 60’ı depremde büyük risk bölgesinde

İstanbul Büyükşehir Belediyesi depremde konut, işyeri, sanayi kuruluşları gibi binaların depremdeki risk durumunu analiz eden bir çalışma yaptı. Buna göre sanayi ve üretim tesisleri ile konaklama tesislerinin yüzde 60’ı en büyük ivmenin olacağı risk alanında. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın Ekim ayında yaptığı çağrı ise sanayiciden ilgi görmemiş. Üç maymunu oynamaya devam!

İstanbul’da beklenen şiddetli deprem yaklaştı mı? En son Cuma günü yaşanan 4.7 şiddetindeki sarsıntı ile bu soru yeniden gündeme geldi. Bazı uzmanlara göre bu deprem, 7-8 şiddetinde beklenen büyük depremin öncüsü.

Depremin yaklaştığı artan sallanmalara bakıldığında ortada. Ancak İstanbul için ne kamunun ne de İstanbulluların bir telaşı yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bir deprem çalıştayı yaptı ancak somut adımların atılması için hem zamana hem de büyük miktarda kaynağa ihtiyaç var.

Depreme hazır olmayan kesimlerden biri de sanayi. İstanbul, Türkiye sanayii sektörü üretiminin yüzde 37.2’sini gerçekleştiriyor. Sektörün katma değerinin içindeki payı yüzde 41.6. İstihdamda yüzde 31.9, toplam ihracatta ise yüzde 21.8 paya sahip. Yani İSO’nun 20 bin üyesi sadece İstanbul’un değil Türkiye ekonomisinin temel direği neredeyse.

Binalara check-up yapılsın

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, geçen Ekim ayında Şanlıurfa’da bir toplantıda sanayiinin depreme hazır olmadığını çok açık bir şekilde dile getirmiş ve bu konuda şu açıklamaları yapmıştı:

"İstanbul'daki tüm sanayi firmalarının hakikaten samimi ve sağlıklı bir check-up'ının yapılması gerek. Bu check-up neticesinde uygun olmayan firmaların da çok hızlı bir şekilde dönüşümlerinin yapılması lazım. Her sektörün kendi özeleştirisini en sağlıklı şekilde yapması gerek. Bu konuda artık üç maymunu oynama dönemimiz bitti. "

Bahçıvan, bu konuda ilk adımı da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu İSO Meclisi’ne davet ederek atmıştı. Bu konuda neler oldu? Geçen hafta Bahçıvan ile yaptığımız söyleşide bu soruyu da sordum. Ne yazık ki Bahçıvan, sanayicilerden gerekli desteği görememiş.

Bu görüşmeden sonra belediye neler yapmış? Bu soruyu da Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman’a sordum. Kahraman İSO’da sorulan sorulara yönelik bir rapor hazırladıklarını söylüyor.

İstanbul genelini kapsayan, olası bir İstanbul depreminde meydana gelebilecek hasarın boyutlarını analiz ederek il genelinde bir risk haritası çıkardıklarını dile getiriyor Kahraman. Böylece riskin hangi bölgelerde yoğunlaştığını tespit ettiklerini söylüyor ve şu açıklamaları yapıyor:

- Bu analize göre ticari alanların, sanayi ve üretim tesisleri ile konaklama tesislerinin yüzde 60’dan fazlası en büyük riskin olduğu bölgede. Bu sanayi alanlarının yüzde 12’si ise en şiddetli ivmeye maruz kalıyor.

- Deprem sonrasında bu tesislerin işlevlerini devam ettirmeleri zor ve zarara yol açabilecek düzeyde.

- Sanayi sektöründe meydana gelebilecek kayıpların anlaşılması ve öngörülebilmesi için öncelikli olarak bu yapı envanterinin detaylandırılması ve daha nitelikli bir hale getirilmesi gerekmektedir. Ardından bu tesislerin zemin ve ivme ilişkisi kurularak kırılganlık eğrilerinin oluşturulması dayanıklılık analizlerinin temel altlığı olacaktır.

- Çalışmaların yürütülmesinde, sanayi tesis envanterinin ortaya çıkarılması ve dayanıklılık analizleri bütünleşik bir yaklaşım ve ekip ile yürütülmelidir.

Kahraman envanter çıkarıldıktan sonra müdahale aşamasına geçilebileceğini söylüyor. Yapıların tespit edilip bırakılmayacağını ekliyor. Ancak kısa süre içinde yapıları güçlendirmek, depreme dayanıklı hale getirmenin ise büyük bir kaynak gerektirdiğine işaret ediyor.

“Desteğe ihtiyaç var. Buna İBB'nin bütçesi dahi yetmez. Dünya Bankası, uluslararası fonlar ya da kendi iç mekanizmalarımızla bu işi yürüteceğiz. Vatandaştan da destek isteyeceğiz” diyor.
Envanter, kaynak yetersizliği derken büyük deprem yaklaşıyor. Kimi araştırmalara göre milyonlarca insanın hayatına mal olacak, Türkiye ekonomisini 50 milyar dolar zarara uğratacak depreme karşı bu rahatlığı anlamak mümkün değil. Her kesim üç maymunu oynamaya devam ediyor!

İZMİR EXPO HEYECANINI YENİDEN YAŞAYACAK

EXPO Dünya Kupası ya da olimpiyat oyunları kadar önemli ekonomik ve kültürel etki yaratan dev bir organizasyon. 150 yıldan bu yana yapılıyor. Dünya Fuarı anlamına gelen EXPO’lar oylama ile seçilen ülkede 6 ay boyunca açık kalıyor ve bu ülkenin turizmine, yatırımlarına büyük katkı sağlıyor.

Uluslararası Sergiler Bürosu’nun (BIE) düzenlediği EXPO’ların biri 5 yılda bir düzenleniyor diğeri ise ara dönemlerde düzenlenen botanik fuarları.

2016’da Antalya’nın, 2021 için de Hatay’ın kazandığı EXPO, botanik fuarları arasında.
Türkiye büyük EXPO’ya 2015 yılı için katılmıştı. İddialı bir çalışma ile Fransa’da yarışan İzmir ne yazık ki o yılı Milano’ya kaptırmıştı. Daha sonra 2020 için de başvurdu İzmir, ancak bunda da elendi.

İzmir’in EXPO’ya adaylık sürecinde aktif olarak çalışan Tunç Soyer, bugün Büyükşehir Belediye Başkanı. Soyer, İzmir’e uluslararası EXPO’yu getirmek için kararlı. Soyer, önce 2025 yılı için yapılacak Botanik EXPO’suna başvuracaklarını söylüyor. Sağlık ve çevre temalı proje hazırlanacağını söyleyen Soyer, ardından da 2030 EXPO’suna aday olacaklarını dile getiriyor. Soyer, “Bio EXPO ile ana fuara da hazırlanmış olacağız” yorumunu yapıyor.

EXPO’lar kentler ve ülkeler için önemli bir hareketlilik yaratıyor. Ancak doğru yatırım ve doğru proje seçimi şart. Antalya bu konuda kötü örneklerden biri. 3 milyar TL harcanarak oluşturan EXPO düğün salonu gibi anlamsız konularda kullanılıyor ve ne yapılacağı hala belli değil.
Oysa bu fuarlara yapılan yatırımlar kentlerin geleceğine katkı yapmalı!

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap