Sanayicinin dramı ve çıkış yolu

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İşim gereği sanayiciler ile birlikte, on­ların şirketlerini daha karlı, daha ku­rumsal hale getirmek için çalışmalar ya­pıyoruz. Buna stratejik rezonans diyoruz. Yani strateji, iş modeli, kurumsal kabili­yetler, operasyon ve performans sistemi­ni uyumlu hale getiriyoruz. Bu uyum sağ­lanınca, şirketler adeta şaha kalkıyor.

Ancak bir sorunumuz var.

Ülkede uygulanan ekonomi politikası tüketimi sınırlandırmak, kredi genişle­mesini kontrol etmek, vergisel sıkılaşma ile kamu maliyesi gelirlerini artırmak, kurları kontrol altına almak ve parasal sı­kılık ile enflasyonu kontrol altına alma­yı hedeflerken, sanayici bu politikadan olumsuz etkileniyor. Ekonomi yönetimi­ne yumuşak ve kibar söylemler ile sitem etseler de ben gerçek düşüncelerini bili­yorum. Özellikle bazı sektörler ve ekseri­yetle de ihracatçı olanlar, durumdan çok rahatsız.

Çözüm kendi elimizde

Sanayici dostlarımın tamamı seçim dö­nemini ve oradaki genişleyici politikaları dört gözle bekliyor. Ancak bu sayede pek çok parametrede rahatlama olacağını ve işlerinin açılacağını düşünüyorlar. Kıs­men haklılar ama tamamen değil!

Bu ülkede yaşananlar, dünyada yaşa­nanlar veya gelecekte yaşanması bekle­nenler, artık yeni bir dünya düzenine işa­ret ediyor. 2002-2018 arası çoğunlukla belirsizliğin az olduğu, likiditenin bol ol­duğu dönemler bitti. Bir kere bunu fark etmemiz gerekiyor. İkincisi ülkede ve dünya genelinde pek çok ülkede, siyasi sistem ve eğilimler de değişti. İş dünya­sı artık hükümetler üzerinde eski etkinli­ğinde değil. Bu sebeple, seçim döneminin de ben çare olacağını sanmam. Enflasyon ile mücadelede bu kadar fedakarlık yapıl­mışken, buradan geri adım atılması ras­yonel olmaz. 2018-2023 arası yapılan ha­taların tekrar edileceğini sanmıyorum.

O zaman ne yapacağız?

Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz! Hükümetten veya konjonktürden fay­da aramayacağız. Yapacağımız şey, yapay zeka araçlarını da arkamıza alıp, şirketi­mizde stratejik rezonansı kurmak. Büyü­menin, iyi kar etmenin tek şansı bu.

İşe stratejiden başlarsak, çok geniş bir alan ama ben basitleştireceğim, dört al­ternatifiniz var.

1 Ürünlerinize yeni pazarlar (ürün- yeni pazar/segment) bulmak.

2 Ürünlerinizin mevcut pazarlarda (ürün- mevcut pazar/kanal/pazarla­ma) satışını artırmak.

3 Yeni ürünler geliştirip, mevcut pazar­da satmak (yeni ürün- pazar/pazarla­ma).

4 Yeni ürünler geliştirip, yeni pazarla­ra satmak (yeni ürün- yeni Pazar/pa­zarlama).

Sonra hangi stratejiyi seçerseniz (dör­dü de birlikte seçilebilir), bunun iş mo­delini tanımlamanız gerek. Bu strateji­yi “nasıl” hayata geçireceğinizi tanımlar. Sonraki adımda gerekli kabiliyetleri ta­nımlayın. Örneğin eski ürüne yeni pazar (yeni bir ülkeye giriş) stratejisi belirle­diyseniz, bu iş için gerekli insan kayna­ğı, eğitim ve danışmanlık ihtiyaçları ola­caktır.

Sonra, bu işin sahada nasıl yürüyece­ğini yani operasyon modelinizi tanımla­yın. Bu model, sizin çalışma planlarınız, süreçleriniz ve organizasyonunuzdur. En son ise, başarıyı nasıl ölçeceğinizi tanım­layın. Bu şekilde, performans beklentini­zi ölçülebilir hale getirmiş olursunuz.

İyi de Bertan hocam, bu işler kolay de­ğil diyeceksiniz. İnanın ki, konjonktürün düzelmesinden daha kolay. En azından sizin elinizde.

İşinizi yapılandırmazsanız, elinizden kayıp gidebilir. Bu dönem, geçmişte yap­tıklarınızdan farklı şeyler yapmak mec­buriyetindesiniz.

Stratejik rezonans çok düşük maliyetle ama büyük bir kurumsal çaba ile sizi tek­rar yükselişe taşır. Arzu ettiğiniz karlılık­ları sağlar. Ancak, başta hissedarlar ol­mak üzere, tüm yönetim kademelerinin bu işe inanması gerek. Özellikle profes­yonel yönetilen şirketlerde, bazen yeni şeyler denemeye direnç oluyor, bu diren­ci aşmak gerek. Altıncı kitabımı bu konu üzerinde yazıyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar