Sanayiciyle geleceğin fabrikalarını kurguluyoruz

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Bakanlık koridorlarında, sanayi odalarının proje odalarında “çılgın üniversite” diye bahsedilen Özyeğin Üniversitesi bu unvanı, bugüne kadar yaptığı 276 patent başvurusuna ve 100’den fazla patent tesciline borçlu. Türkiye’nin en fazla patent tescili alan büyük şirketleriyle adeta yarışan üniversitenin üretme iştahının arkasında, uzun süre önce yapılandırılan sanayi odaklı akademik yaklaşım var. Özyeğin Üniversitesi Bilgi, Teknoloji Transferi ve Girişimcilik Birimi Direktörü Dr. İsmail Arı bu yaklaşımı, “Sanayi-üniversite işbirliklerinde oyun kurucu olmayı hedefliyoruz” sözleriyle açıklıyor. Dr. Arı ve IPA proje ekibinin gündeminde bu yaz devreye alınması planlanan ve kendi deyimiyle Türkiye’ye örnek olacak dijital dönüşüm merkezinin tamamlanması var. Arı, Özyeğin Üniversitesi’nin üretmeye yönelik planlarını DÜNYA’ya anlattı.

Özyeğin Üniversitesi’nde sanayi için üretim hedefi hangi yapılanmayla ilerliyor?

Özyeğin Üniversitesi’nde bir inovasyon merkezimiz var, ÖzÜ-X adında. Burada önemli sanayi-üniversite işbirliği projeleri yürütüyoruz. Ayrıca Teknoloji Transfer Ofisi (TTO), Girişimcilik Merkezi, Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi, Sürdürülebilirlik Platformu, OpenFab Maker Atölyesi gibi birimlerde birçok projeyi sanayi ve iş dünyasının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak hayata geçiriyoruz. ÖzÜ-X’de Avrupa Birliği’nin IPA programı kapsamında desteklediği dijital dönüşüm merkezlerinden birisi kuruluyor.                

Bu merkezde şu anda ne gibi projeler yürütülüyor?

Şu anda üzerinde çalıştığımız, üniversite- sanayi işbirliklerine örnek olacak bir çalışma var. Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği (BEYSAD) ile birlikte önemli bir merkez kuruyoruz. Projenin yaklaşık 10 milyon euroluk bütçesi var ve önemli bir kısmı da dijital dönüşüm eğitimi için ayrılmış durumda. Türkiye beyaz eşya alanında güçlü bir ülke. Yan sanayide de aynı şekilde kaliteli, rekabetçi şirketlerimiz var. Bu sektörde ana sanayi dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştiriyor olsa da yan sanayi, aynı adaptasyon imkanlarına sahip değil. Biz bu projeyle sektöre özel eğitimler kurguluyoruz. Yani alana özel üretim, yapay zeka, bulut, IoT modelleri tasarlamak diyebiliriz. Bunu ilk olarak BEYSAD ile başlattık ama ilerleyen dönemlerde diğer sektörler ve disiplinler için de farklı meslek örgütleriyle işbirliği şeklinde yürütmeyi planlıyoruz.                 

BEYSAD ile yürütülen projenin ayakları neler olacak?

Şimdi beyaz eşya yan sanayisinde üretim bantları, fırınlar, CNC makineleri var…Sektördeki şirketlerin en son teknoloji ekipmanlarla nasıl yeni fabrikalar oluşturacaklarını ortaya koyuyoruz. Yani beyaz eşya yan sanayi sektöründe geleceğin fabrikalarını kurguluyoruz. Ayrıca kitler de oluşturduk. Onlarla fabrikalara gidip terzi işi uygulamalar da yapacağız. Bu, beş yıllık bir proje. BEYSAD ile ortak bir şirket de kuruldu. Burada dört arkadaşımız tam-zamanlı görev yapıyor. Zaman içinde üretim başladığında yeni istihdamlar da sağlanacak. Öğrencilerimiz de burada yetkinlik kazanacaklar.             

Şu anda tüm merkezlerinizde iş dünyasıyla yürütülen kaç proje var? Bugüne kadar toplam değeri 140 milyon TL’yi aşan 600’ün üzerinde proje tamamlandı. Devam eden 90 proje var. Bunların 35’i sanayi tarafından, direkt öz sermayeli desteklenen projeler. Geri kalanları da TÜBİTAK, AB projelerinden oluşuyor. Bunların dışında konsolosluklar, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile de ortak projeler yürütüyoruz. Ayrıca 2244 sanayi doktoraları programı kapsamında da toplam değeri 20 milyon TL’yi aşan 10 proje yürütülüyor.             

Peki üniversite olarak sanayide özellikle sahiplendiğiniz bir alan var mı? Evet, aslında farklı disiplinlerle çalışıyoruz ama savunma sanayi gibi stratejik alanlara da odaklanmış durumdayız. Hatta sektör bu alanda yaptığımız işler nedeniyle bize “çılgın üniversite” diyor. En yüksek bütçeli işlerimiz bu alandan gelmeye başladı. Bunun yanında AB programlarına ortaklı yapılacak başvurular, akademisyenlerimizden yüksek ilgi görüyor.                 

Tüm bu çalışmalar hem bilimin hem de iş dünyasının nitelikli üretim imkanını artırıyor. Peki iş dünyasıyla daha fazla birlikte çalışmak adına, şirketlere bir mesajınız var mı?

Biz birçok fon ile birçok projeyi hayata geçiriyoruz ama istiyoruz ki aynı fonlara sanayicimizle birlikte gidelim. Bu artık eskisinden çok daha kolay, çünkü artık dünyanın problemlerine çözüm arayışlarında ayrıştırıcı bakış açısı ortadan kalktı. Örneğin iklim sorununa çare üretirken malzeme teknolojileri de devreye giriyor, girişimcilik de. Yani sorunlara multidisipliner çözüm arayışı gündemde artık. Bunun en ideal yeri üniversite. Araştırma da var, girişimcilik de üretim de. Şimdi yeni bir yapılanmaya gittik ve tek pencere sistemine geçtik. Sanayi ile işbirliği projesi yürütecek tüm merkezleri Bilgi, Teknoloji Transferi ve Girişimcilik Direktörlüğüne başvurması yeterli oluyor. Bu, yurtdışında da yaygın bir yapılanma.                 

Nasıl bir fark yaratacak bu yeni yapılanma?

Şirketlerin üniversiteler çözüm geliştirmesini kolaylaştıracak. Sanayici artık üniversite neyi nasıl bulacağız diye sormayacak. Bütün verileri, altyapıyı, portföyü Internet üzerinden paylaşıyoruz. Akademisyenlere, teknolojiye, öğrencilere, bilime ulaşım artık tek pencereden sağlanacak. Sadece patentli teknoloji transferi değil, bilgi ve deneyimi de buradan alabilecekler. Sürekli eğitimde veri bilimi odaklı çalışmalar ön planda. Örneğin bankalarla bu alanda çok iyi işler yapıyoruz. Eğitimi sanayicinin ayağına götürüyoruz. Gelsinler, birlikte ihtiyaçları için en doğru yolu bulalım. Biz bir hub gibiyiz. Sanayide oyun kurucuyuz. Kapımızı çalmaları, beklemedikleri sonuçlar doğurabilir. Fildişi akademisyen ofisleri dönemi bitti. Artık kapılar açılmak zorunda.                

Peki hedefiniz nedir?

2022’de BEYSAD ile yola çıktığımız endüstri 4.0 merkezimizin tamamlanmasını ve açılmasını hedefl iyoruz. Bu merkezle dokunduğumuz sektör sayısını artırmayı planlıyoruz. Bunun için başka meslek örgütleriyle de görüşüyoruz. Bir çok merkezimizi İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA)’nın desteğiyle hayata geçirdik. Ayrıca üniversite bünyesinde daha çok startup kurulması için de yeni planlarımız var. Öğrenci ve akademisyenlerimizin projelerine üniversite olarak iktisadi işletme üzerinden yatırım yapmayı mümkün kılacak bir yapılanma planlıyoruz.

‘Tersine göçten çok eldekileri tutmaya odaklanalım’         

■ Özyeğin Üniversitesi olarak bilimde tersine göç planlarınız var mı? Akademisyenler olaya kariyer olarak baktıkları için bilimsel ekosisteme önem veriyorlar. Kimlerle çalışacağım sorusu burada önemli. Tersine göç dediğimizde, çok üst seviye bilim insanlarından bahsediyoruz. Türkiye aslında TÜBİTAK 2232, 2244 gibi güzel projelerle bilim insanlarını çekebiliyor. Açıkçası bu konuda en inovatif programlar son dönemde ülkemizden çıkmış durumda. Bu yetenekleri alıyoruz ama önemli olan kalmalarını sağlamak. Bu akademisyenler dünya çapında öne çıkan, milyonluk isimler. Türkiye’de aynı maddi fırsatları sunmak kolay değil. Şu an önceliğimiz yurtdışına göçü engellemek olmalı.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar