Sanayimizin “varlık ve yokluk” meselesi

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomi yönetimi daha 2026 yılına gir­meden, yılın ilk iki ayında enflasyonun beklenenin üstünde gerçekleşeceğini söyle­mişti. Bu öngörü uyarınca Ocak ayında %4,84, Şubat ayında da %2,96’lık enflasyonun ger­çekleşmiş olduğu görüldü.

Ancak TCMB’nin 2026 yılı için belirledi­ği %16’lık beklentiyi dikkate alırsak, daha 2026 yılının ilk iki ayında bu beklentinin ya­rısı gerçekleşmiş oldu. Bu hedefe ulaşabilmek için aylık ortalama enflasyonun kalan on ay­da %1’in çok altında çıkması gerekiyor. Bunun gerçekçi bir beklenti olup olmadığına okuyu­cu karar verebilir.

Ancak bu kararı verirken şu gerçeği de göz önünde bulundurmakta yarar var. Malum ol­duğu üzere Türkiye ekonomisinin jeopolitik konumu ve siyasi yapısının kırılganlığı dü­şünüldüğünde şoklara son derecede açık bir ekonomi. Baksanıza; geçen yıl olduğu gibi bu yılda ekonomi önemli bir dışsal şoka maruz kaldı. Elbette bu şokun Türkiye ve dünya eko­nomilerine bariz etkileri olacaktır. Özellik­le enerji fiyatlarında daha önce öngörüleme­yen artışların bahanesi oldu bu şoklar. Bunun Türkiye ekonomisindeki birçok mal grubun­daki fiyat artışları tetiklemesi beklenir. Do­layısıyla bu sene enflasyonun %16 civarında olacağını beklemek çok mümkün değil.

Şoklar altında yeni mücadele yönetimine ihtiyaç var

Geçen sene 19 Mart benzer bir şok etkisi yaratmış ve ekonomi yönetiminin enflasyon­la mücadelesine ağır bir darbe vurmuştu. Bu sene ABD/İsrail koalisyonunun İran’a müda­halesi geldi. Seneye ise bir erken seçim ihti­mali damgasını vuracak gibi… Neticede tüm bu şoklar ekonomi yönetiminin beklentile­rinde sapmalara yol açacaktır. Ama bu süreci bugüne kadar yürütüldüğü şekliyle yürütme­nin de imkânı kalmadı.

Elbette kamuoyu olarak, Türkiye ekono­misinin dışa bağımlılığı yüksek ve bu yüz­den kur artışlarının da içerideki fiyatlara geçişkenliği yüksektir. Ama kurları bu ka­dar uzun süre baskılamanın da arz açısın­dan ciddi yan etkileri vardır.

Artık dezenflasyon konusunda siyasi ikti­darın bir samimiyet testinden geçme ve buna bağlı uygulanan politikaların tekrar gözden geçirilme zamanı geldi. Artık gerçekçi kurdan kaçınmak belki kur kaynaklı enflasyonist et­kilerin kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Ama bunun sanayici ve ihracat üzerinde ya­rattığı tahripkâr etkiye de uzun süre taham­mül edebilmenin sınırlarına gelinmiştir. Sa­nırım artık o sınır da aşılmak üzeridir.

Bugüne kadar baskılanmış kurlarla sana­yicilerimiz ihracat yapmaya çalıştılar. Hatta bu kurlardan yabancı müşterilerinden yeter­li düzeyde anlayış da gördüler. Yurtiçinde enf­lasyona bir türlü çare bulamayan hükümetin ekonomi politikalarının yarattığı maliyet ar­tışları ihracat fiyatlarında da kaçınılmaz ar­tışları gündeme getirmiştir. Zaman zaman sa­nayicilerimizin bu yöndeki talepleri yabancı müşterileri tarafından anlayışla karşılanmış­tır. Ancak maliyet artışları kontrol edilmedi­ğinden bu durum süreklilik arz ede bir hal al­mıştır. Son günlerde birçok ihracatçımız bu fiyat artış taleplerine olumlu cevap alınamı­yor. İhracat pazarlarını kaybetmek istemeyen Türk sanayicilerinin bir kısmı işletme serma­yelerinden kayıpları göze alarak yüksek mali­yet altında ürettikleri bu malları sabitlenmiş fiyatlarla müşterilerine göndermeye devam etmektedirler. Ancak bu her sanayici için uy­gulanabilir bir politika değildir.

Yabancılar Türk sanayisinden uzaklaşıyor.

Son zamanlarda yabancılar çözümü Tür­kiye’den ihracattan vazgeçmekte buldu. Öy­le ya, kendi ülkelerinde son derecede düşük ve tek haneli enflasyon varken, Türkiye’deki yüksek enflasyonun ihracat fiyatlarını arttı­rarak bu ülkelerin kendi ekonomilerine sira­yet etmesini istemiyorlar. Bu nedenle yaban­cılar çözümü Türk şirketleriyle ilişkilerini kesmekte bulmuşlar. Ortaya çıkan arz açığı­nı Hindistan ve Çin ile kapatmaya başladılar.

Özellikle Türkiye ekonomisinde bu kadar uzun zaman uygulanan böyle bir kur politika­sının yol açtığı maliyetleri yabancılar tedarik­çileri üzerinden finanse etmek istemiyorlar.

Görülen o ki, baskılanmış kur politikamızın uygulama süresi uzadıkça ve bu süre zarfında enflasyonda kayda değer bir başarı sağlana­mayınca ortaya çıkan durum, dış pazarlarda Türk sanayini bir varlık ve yokluk sorunu ile karşı karşıya bırakıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.421,15 -0,50 %
Dolar 46,4458 0,19 %
Euro 53,4286 0,21 %
Euro/Dolar 1,1503 0,02 %
Altın (GR) 6.551,89 -0,24 %
Altın (ONS) 4.267,21 0,22 %
Brent 78,5060 -0,95 %