Sanayiyi elektrik çarparsa ihracat sert fren yapar mı?

Sadi Özdemir
Sadi Özdemir EKONOMİDE SAĞDUYU sadi.ozdemir@dunya.com

Bir süredir, doğal gaz arzında ve dolayısıyla da elektrikte sıkıntı yaşanıyor. Pazar günü öğleden sonra önemli bir iş insanı ile konuşuyoruz ve bana, “Bu akşam Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in katılacağı acil enerji toplantımız var. İhracat bu kadar güçlenmişken bu enerji meselesi daha fazla uzamadan çözülmeli” dedi. Resmi açıklamalarda ‘kısa süreceği’ belirtilen enerji arzındaki sıkıntının göründüğünden daha büyük olabileceğini ve bunun da ekonomi yönetiminde ve sanayicide kaygıyı artırdığını aktardı.

Türkiye gibi ‘enerjide dışa bağımlı ülkelerde’ enerji fiyatları sanayi için en önemli maliyet kalemidir ve hem iç hem dış pazarlardaki rekabette temel belirleyicidir. Sadece geçen Aralık ayında Türkiye’nin enerji ithalatı için ödediği para önceki yılın aynı ayına göre yüzde 160,3 artarak 6 milyar 597 milyon 433 bin dolara yükseldi. Küresel enerji fiyatları yükselince önünde sonunda içerdeki akaryakıt, doğal gaz ve elektrik fiyatlarına zam yapılır ve ardından bütün ürünlerde fiyatlar tırmanışa geçer. Bu yüzden de enflasyon ile mücadelede en önemli düşmanlardan biri yine enerji maliyetleridir. Ancak, ‘enerji arzında sıkıntı başlarsa’ fiyatların yüksekliğinin de bir önemi kalmaz. Çünkü en pahalı enerji olmayan enerjidir.

Geçen hafta ‘İran doğal gazında arz sıkıntısı’ gerekçesiyle başlayan doğal gaz kısıtlaması kısa süre sonra elektrikte de kısıntı kararı alınmasına neden oldu. Çünkü Türkiye’de hem vatandaşın hem de sanayinin kullandığı elektriğin çok önemli bir kısmı doğal gaz ile üretiliyor. İran kaynaklı aksama bazı uzmanlara göre 1 hafta ya da 10 gün sürecek ama ağır kış şartları böyle devam ederse İran önce kendi arz güvenliğini öncelemeye devam edecektir. Türkiye genelinde hava koşulları böyle devam ederse günlük 290 milyon metreküpü bulan doğal gaz tüketiminin düşmesi de pek mümkün olmayacak gibi görünüyor. Bu şartlarda, ihracat yapan sanayi sektörlerimizin tamamında üretim aksayabilir. Dev fabrikalarda çarklar yavaşlarsa bir süredir ülke ekonomisi adına da sevinç kaynağımız olan ‘aylık ihracat rekorları serisi’ Ocak ayı itibariyle bozulabilir.

İhracattaki yükseliş ivmesinin yavaşlamaması yeni ekonomi modeli için de çok önemli. Çünkü, dış ticaret açığının düşmesi cari dengenin artıya geçmesi her şeyden önce ihracatta başarının devam etmesine bağlı. 2022 için 250 milyar dolarlık ihracat hedefi konuldu ve yılın ilk aylarındaki aksamalar bu hedefi riske atabilir. Sadece 3 günlük elektrik kısıntısının otomotiv ana ve yan sanayisinde 1 milyar dolarlık kayba sebep olabileceği söyleniyor. Hazır giyim ve konfeksiyonda atölyeler elektriksiz kalırsa son 1 yılda Türkiye’ye yönelen tedariklerde aksamalar yaşanabilir. Avrupa’nın en büyük üreticilerinden biri haline geldiğimiz ihracat rekorları kıran kimyevi maddeler, çelik, tekstil, demir ve demir dışı metal sanayilerimiz, savunma havacılık darbe alabilir. Bir an önce enerji arzındaki aksamayı ortadan kaldırmak ve Türkiye’ye yönelmiş siparişler için ‘bir daha böyle bir risk olmayacak’ sözünü kanıtlamak zorundayız.

MÜSİAD hangi illere yatırım yapacak?

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Vahdettin Köşkü’nde ziyaret etti ve 15 milyar liralık yeni yatırım hamlesi başlattıklarını açıkladı. Yeni ekonomi modeline de tam destek veren MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, ziyaretin ardından “Anadolu’nun rekabete açık ve küresel pazarlara girmeyi başaran üreticilerine her zamankinden daha fazla güveniyoruz. 1 milyar dolar ihracatı aşan illerin sayısını en az 30’a çıkarmayı hedefl iyoruz” dedi. Yatırımda öncelik verecekleri illeri de “Adana, Afyon, Balıkesir, Çanakkale, Düzce, Mersin, Samsun, Karabük, Kahramanmaraş, Kastamonu, Gümüşhane, Tokat, Kırşehir, Kayseri, Konya ve Hatay başta olmak üzere 40’tan fazla nokta” diye sıraladı. Keşke diğer iş dünyası örgütleri de sadece şikâyet etmek yerine benzer politikalar geliştirse. Ülkemizde ihracat yapamayan il kalmadı ve 2021 yılı ihracat verilerine göre 21 ilimiz 1 milyar doların üzerinde, 52 ilimiz ise 100 milyon doların üzerinde ihracat yapıyor. Bu, ülke genelinde kalıcı ihracat ikliminin oluştuğu anlamına geliyor. Sanayinin Anadolu’ya yayılması artık daha kolay olsa gerek.

İhracatçı demokrasi sınavını geçecek mi?

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) çatısı altındaki İhracatçı Birliklerinde seçim yarışları sert çalımlarla devam ediyor. Ancak bazı çalımlar hiç demokratik değil ve penaltı bile olabilir. Bazı Birlik Başkanlarının, ‘genel sekreterlere’ seçimde ‘oy kullanacak firmaların güncel listelerini rakiplere vermemeleri’ yönünde emir buyurduklarını duyuyoruz. Ayrıca, seçime çok az süre kala oy kullanacak firmaların ‘ihracat limit şartlarını’ yükseltmeye çalıştıkları da söyleniyor. Bu yolla oy kullanacak firma sayını azaltmayı amaçladıklarını öğreniyoruz. Bildiğim kadarıyla bu iki çalımdan birincisinde ‘hukuki bir bela’ ile karşılaşabilirler ve maç bitse de gol yiyebilirler. Hepsinden önemlisi dünyayı bu kadar iyi tanıyan ve her fırsatta ‘siyasetin demokratikliğine laf eden’ iş insanlarına kendi seçimlerinde ‘demokrasiye uygun hareket etmek’ daha çok yakışır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar