Satoshi’nin son mektubu
Bitcoin ile ilgili en büyük gizem yalnızca kurucusunun kim olduğu değil, neden bir anda ortadan kaybolduğudur. Dünyanın finans sistemini değiştirecek bir yapıyı kurup, tam büyüme aşamasında sahneden çekilmek sıradan bir karar değildir. Hele ki elinde güç, ün ve tarih yazma fırsatı varken. Satoshi’nin Mike Hearn’e yazdığı son e-postadaki (23 Nisan 2011) şu cümle çok şey anlatır: “Başka şeylere yöneldim. Gavin ve herkesle birlikte artık emin ellerde”. Burada Bitcoin’den bahsediyor ve emin ellerde olduğunu söylüyor. Bu bir veda değil, bilinçli bir kayboluştur. Panik yoktur, savunma yoktur; yalnızca kontrollü bir geri çekilme vardır. Sanki mesaj şudur: “Ben değil, fikir yaşasın.” Benim ilk okuduğumda dikkati çeken şey egosuzluğuydu. Çoğu kurucu kontrolü bırakmaz, kısmen görünür olmak ister. Satoshi ise tam tersini yaptı. Çünkü merkeziyetsiz bir para sisteminin kurucusu, sistemin merkezi haline gelirse fikir bozulur. Belki de gerçekten Bitcoin’in yaşaması için kendisinin yok olması gerekiyordu.
Bitcoin ile Ethereum arasındaki en büyük psikolojik fark tam da burada başlıyor: Bitcoin’in kurucusu Satoshi bir hayalet gibi ortadan kayboldu, Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin ise hala sahnede, konuşuyor, yön veriyor ve etkisini sürdürüyor. Ethereum’a inanan birçok insan, yalnızca teknolojiye değil aynı zamanda Vitalik’in vizyonuna da güveniyor; onun açıklamaları, duruşu ve kararları piyasada doğrudan karşılık buluyor. Bitcoin’de ise böyle bir merkez yok. Kimse Satoshi’nin ne düşündüğünü bilmiyor, çünkü o yok. Belki de Bitcoin’i sarsılmaz yapan şey tam olarak bu: bir lidere bağlı olmaması. Kurucusunun görünmezliği, sistemi kişiden bağımsız hale getirdi; bu da Bitcoin’i yalnızca bir proje değil, adeta dokunulmaz bir fikir haline dönüştürdü.
Ama işin bir de karanlık tarafı var: güvenlik. 2011’de Bitcoin artık yalnızca bir yazılım değil, devletlerin dikkatini çekebilecek kadar büyük bir ekonomik tehditti. Tam bu sırada Satoshi’nin “Gavin” dediği kişi, Gavin Andresen, 27 Nisan 2011’de CIA merkezinde Bitcoin hakkında konuşmaya davet edildi. Ve dikkat çekici olan şu: Satoshi’nin son mesajı, Gavin’in CIA toplantısından sadece dört gün önce gönderildi.
Tesadüf mü?
Gavin, bunu şeffaflık olarak görüyordu; “Bitcoin’i anlatmak onları korkutmaktan iyidir” diyordu. Ama Satoshi için bu, sistemin artık istihbarat kurumlarının radarına girdiği an olabilir. Belki de o gün, görünmez kalmanın bile yetmeyeceğini fark etti. Daha ilginci, Gavin’i suçlamadı. Tam tersine, sistemi ona emanet etti. Bu da başka bir soruyu doğuruyor: Güvendiği için mi bıraktı, yoksa kendisi için artık geri dönüş olmadığını gördüğü için mi? Belki de Satoshi’nin en büyük dehası Bitcoin’i yaratmak değil, doğru anda ortadan kaybolmaktı. Çünkü bazen bir fikri ölümsüz yapan şey, kurucusunun ne kadar konuştuğu değil; ne zaman sustuğudur.