Savaş bitiyor ama anlaşma tartışılır

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Çarşamba sabahı­na uyandığımda, bir süredir piyasa­da ilk baktığım fiyat olan petrole baktım ve gece barış için iyi bir şeyler oldu­ğunun anladım; pet­rol düşmüş, endeks vadelileri yukarıda, Asya’da hisse en­deksleri coşuyor, SK Hynix’in­den Samsung Electronics’ine, Tayvan endeksine kadar her yer coşmuş, altını, gümüşü, tahvil­leri almışlar, paritelerde doları satmışlar.

Wahsington’dan abi­si gelmiş, piyasa bir bayram ha­vası. Oysa daha önceki gün yaz­dığım yazıda özellikle yarı ilet­kenler kaynaklı olarak piyasada yaşanan çok güçlü bir boğa ko­şusunun sonuna yaklaştığımızı yazmıştım.

Peki şimdi n’olacak? Bence olacak olan şu; eğer anlaşma­nın sağlanabileceğini varsayar­sak ki bu da aslında şüpheli, di­yelim ki öyle ya da böyle bir an­laşma oldu. Risk iştahı piyasaya yeniden gelecektir. Hatta zaten geldi diyebiliriz.

Bu taktirde bir süredir giden yarı iletkenler ve çip üreticileri bir adım daha gi­deceklerdir. Ama geride kalan hisseler de artık arayı kapata­caklardır. Örneğin madenciler, ilaççılar, bankalar ve kredi şir­ketleri, altın ve gümüş maden­cileri, gidebilmek için destek bekleyen elektrik dağıtım şir­ketleri, optik iletişim ekipma­nı üreticileri, enerji depolama sistemleri üreticileri… saymak­la bitmez.

Ama başlayacak bu hareketin yeni bir trend başlat­ması biraz zor. Çünkü ekonomik olarak henüz değişen bir durum yok, sadece petrol arzı problemi sonlanacak ama yükselen fiyat­ların ne kadar hızlı düşeceğini bilmiyoruz. Hali hazırda küre­sel üretim ve dağıtım ağına ne kadar zarar verildiğini tam ola­rak ölçemiyoruz. Bu datalar açı­ğa çıktığında yükseliş yerini kar satışlarına bırakacaktır.

Ama böyle dediğime bakma­yın, hala küresel hisse senedi piyasaları için pozitifim. Tek­nolojik büyümenin bu kadar güçlü olduğu bir ortamda de­ğerleme, pazar kavgası gibi ne­denlerle hisselerin zayıf olaca­ğını düşünmek büyük hata olur. Nitekim bilanço açıklayan şir­ketlerin %85’inden fazlası ana­list beklentilerinin üzerinde satış ve gelir açıklarken önce­ki bilanço dönemine göre daha yüksek satış ve gelir açıklayan­lar da toplamın %90’ından fazla. Yani şirketler hem analist bek­lentilerini hem de kendilerini geçtiler. Şimdi böyle bir durum­da aşağı yönlü beklenti sahibi olmak biraz naif olmak demek. Okumuş adamım, başka bir keli­me kullanamadım…

Buna karşılık yukarıda bah­settiğim gibi, rallinin biraz yu­karı doğru fazla uzanmış olaca­ğından korkuyorum. Bu durum­da genellikle piyasa bir neden bulup piyasayı biraz satabilir. Korkmamak lazım, bilakis ya­bancı fonların pozisyon ekleye­rek el büyüteceğini sanıyorum. Hele bir de Fed faiz düşürecek­miş gibi olursa, o zaman gerçek bir ralli görmemiz gerek.

Türkiye’nin yıldızı parlayacak

Yurt dışında adamın abisi gel­miş, bayram havası var da Tür­kiyem’de bayram olmaz mı? Olur, tabi ki. Muhtemelen de kralı olacak. Bunu sözün gelişi, iyimser temennilerle söylemi­yorum. Gördüklerimle söylüyo­rum. Buyurun anlatayım…

İlk olarak, dünya tarihine ge­çecek bir savaş oluyor ve savaş bölgesinin dibinde bulunuyo­ruz, en güçlü ordulardan birisi­ne sahip bir NATO ülkesiyiz, sa­vaşın taraflarından birisi NA­TO ülkesi. Süreç içerisinde ABD başkanı savaşa kendi tarafların­da iştirak etmek üzere neredey­se bütün Avrupalı NATO ülkele­rini çağırdı. Baskı yaptığını bile söyleyebiliriz. Ama bize bir kere bile böyle bir teklifte bulunul­madı. Üslerimizin kullanılma­sı, savaşa kuvvet göndermemiz veya herhangi bir lojistik destek talebi bile olmadı. Son derece belirgin bir şekilde Türkiye bu savaşın dışında tutuldu, buna özen gösterildi.

İran açısından ise birçok Arap ülkesindeki hava üsleri, ABD şirketleri gibi hedefler vuruldu ama Türk toprakları üzerindeki hiçbir yere bomba düşmedi. Ka­za eseri düştüğü belli olan bir­kaç vaka için ise İran böyle bir niyetleri olmadığına dair açıkla­ma yaptı. İlginç bir şekilde Tür­kiyem İran tarafından da sava­şın dışında tutuldu.

Bir başka plan olmalı…

Bu sırada ABD ile yapılacak olan $500 milyar büyüklüğün­de bir yatırım projesinin sözü dolaştı piyasada. Ardından Bla­ckrock CEO’su Türkiye’ye gel­di ve en üst düzeyde görüşme­ler yaptı. Sonrasında Türki­ye’den daha önce kaçarcasına giden Formula 1 geri geldi. Bu arada yurt dışından yatırım çek­mek için hükümet destekleyi­ci düzenlemeler yaptı, yapıyor. Eminim bu gibi kanuni düzen­lemelerin devamı da gelecek ve yabancıların fiziksel yatırım ya­pabilmeleri için kolaylık sağla­yıcı düzenlemelerin devamı ge­lecektir. Biraz Dubai modelini akıllara getiriyor.

Bütün bunlar olurken, bu alanda büyük rakip olan Dubai güvenlik nedeniyle (bizim bildi­ğimiz kadarıyla) popülaritesini kaybetti. Belki Kıbrıs bir finans merkezi olabilirdi lokasyon açı­sından ama jeopolitik açıdan çok stabil bir yer değil. Bu ne­denle bütün oklar yeni finans merkezi olarak Türkiye’yi ve İs­tanbul’u gösteriyor.

Bu aynı zamanda şunu geti­recektir; gelen yabancı serma­ye sayesinde artık kur kontrolü için merkez bankasının rezerv yaktığı dönemler bitiyor. Bü­yük ihtimalle biraz daha uzun dönemde istihdam artışı ola­cak ve ekonomik büyüme arta­cak. Yatırım piyasaları açısın­dan ise faizin düşmesi, borsa­nın son derece ciddi kazanımlar oluşturması beklenmeli. Reel yatırımlar açısından ise dışarı­dan gelecek olan gruplarla ile­tişimde olanlar zaten şimdiden ne yapacaklarını biliyorlardır. Ben onlardan değilim, onun için naçizane öngörülerimle otel ve restoran, kaliteli ulaştırma ser­vislerinin iyi iş konuları olabile­ceğini değerlendiriyorum.

İyi zamanlar geliyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar