Savaş gölgesinde enflasyonda tersine eğilim
Tüketici fiyatları bazında aylık enflasyon, ocak ayındaki sıçramanın ardından şubatta da yüzde 2,96 ile beklentilerin üzerinde geldi. İlk iki aydaki kümülatif enflasyon, yılın tümü için öngörülen hedefin yarısına ulaştı.
Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi’nde ocak ayına ilişkin tüketici fiyat artışı beklentilerinin ortalaması yüzde 2,54 olarak ölçülmüş, ancak ekonomi çevrelerinde genel beklenti bunun biraz daha üstündeydi. Olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fiyatları ile hizmet fiyatlarının hala dirençli olması, aylık enflasyonun ocaktan sonra şubatta da yüksek gelmesinde belirleyici oldu.
Yıllıkta yön yukarı döndü
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 2025=100 bazlı ve hane halklarının bireysel tüketim harcamalarının 13 ana harcama grubu altında sınıflandıran yeni Tüketici Fiyat Endeksine (TÜFE) göre şubatta yıllık enflasyon baz etkisiyle yönünü yukarı çevirdi. Ocakta yüksek aylık orana rağmen yıllık enflasyonda düşüşün devamını sağlayan lehte baz etkisi, şubatta aleyhe döndü. TÜFE’de şubat aylık enflasyonunun, geçen yılın aynı ayındaki yüzde 2,27’lik oranın üzerinde gelmesi nedeniyle yıllık enflasyon, önceki aya göre 0,88 puan artışla yüzde 31,53’e yükseldi.
Yıllık bazda enflasyon, Mayıs 2024’te ulaştığı yüzde 75,45’lik düzeyden sonra 20 aydır (Eylül 2025 hariç) aşağı yönlü seyirle bu yıl ocakta yüzde 30,65’e kadar inmişti. Yıllık TÜFE enflasyonu şubatta, geçen yılın aynı ayındaki yüzde 39,05’lik düzeyinin ise hala 7,52 puan altında. Şubat sonu itibarıyla on iki aylık ortalamalara göre enflasyon ise önceki aya göre 0,6 puanla düşmeye devam ederek, yüzde 33,39 düzeyine indi. Bu bazda enflasyonda bir yıl önceye göre düşüş 20,4 puana ulaştı
Hedef şimdiden yarılandı
Ocaktaki yüzde 4,84 ve şubattaki yüzde 2,96’lık oranlarla yılın ilk iki ayındaki kümülatif enflasyon yüzde 7,95’e ulaştı. Böylece, 2026-2028 dönemine ait Orta Vadeli Program’da (OVP) yüzde 16 olarak öngörülen yıllık TÜFE enflasyonu hedefinin yüzde 49,67’lik kısmı, başka deyişle yaklaşık yarısı şimdiden gerçekleşmiş oldu.
OVP hedefinin tutabilmesi için yılın kalan 10 aylık döneminde aylık ortalama enflasyonun yüzde 0,72 düzeyinde kalması gerekiyor. Artarak devam eden küresel jeopolitik riskler, ABD ve İsrail ile İran arasında başlayan sıcak savaş, ticaret ve Dolar-Yuan savaşlarının petrol fiyatları, enerji, varlık ve emtia fiyatlarına beklenen yansımaları 2026’da enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran faktörler olarak öne çıktı.
Enflasyonun ateşleyeni gıda
Ana harcama grupları içinde aylık bazda en yüksek artış yüzde 8,02 ile sigorta ve finansta yaşandı. Ancak bu grubun TÜFE’deki ağırlığı düşük olduğu için bu artışın manşet enflasyona yansıması 0,09 puanda kaldı. Artış oranında bunu yüzde 6,89’la gıda ve alkolsüz içecekler izledi. Endekste en büyük ağırlığa sahip olan gıdadaki bu artış ise aylık manşet enflasyona 1,71 puan olarak yansıdı. Buna göre şubatta aylık enflasyonun yarıdan fazlası gıdadan kaynaklandı.
Ayrıca aylık artışı yüzde 2,58 olan ulaştırmanın katkısı 0,43 puan, aylık yüzde 2,82 artış yaşanan lokanta ve otellerin katkısı 0,32 puan, aylık yüzde 2,40 artış yaşanan konutun katkısı da 0,27 puan olarak gerçekleşti. Böylece bu dört alandaki fiyat artışları, aylık manşet enflasyonun tamamına yakınını oluşturdu. Diğer harcama gruplarının aylık enflasyona katkısı daha düşük kalırken, giyim ve ayakkabıdaki yüzde 5,31 oranındaki düşüş ise aylık oranı 0,38 puan aşağı çekti.
Şubat sonu itibarıyla son bir yılda en yüksek artış yüzde 55,78’le eğitimde yaşanırken, bunun yıllık enflasyona katkısı 1,3 puanda kaldı. Yüzde 42,33’le ikinci en hızlı artışın yaşandığı konut grubunun katkısı ise 6,24 puan oldu. Son bir yılda alkollü içecekler ve tütündeki 36,54’lük artış da yıllık orana 1,16 puan olarak yansırken, artış oranında yüzde 36,44’le dördüncü sırada bulunan gıda grubu 9,07 puanla en büyük katkıyı yaptı. Son bir yılda yüzde 28,86 artış yaşanan ulaştırma da 4,63 puanla yıllık enflasyona katkı oranında üçüncü sırada geldi.
Emekli zammı eridi
Ocak-şubat döneminde gerçekleşen kümülatif yüzde 7,95’lik enflasyonla, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin ilk yarı zammının yaklaşık yarısı, memurlar ve memur emeklilerinin ise dörtte birden fazlası geri alınmış oldu. Aylıkları her yıl ocak ve temmuz aylarında önceki altı ayda gerçekleşmiş enflasyon oranında artırılan SSK ve BAĞ-KUR emeklileri ocak ayında, TÜFE’de temmuz-aralık döneminde yüzde 11,20 olarak gerçekleşen enflasyon kadar zam almıştı.
Memurlar ve memur emeklilerine ise 2025’in ikinci yarısı için aldıkları yüzde 5’lik toplu sözleşme zammı ile bu dönemde gerçekleşen TÜFE artışı dolayısıyla yüzde 6,85’lek bir enflasyon farkının yüzde 11’lik 2026 ilk yarı zammına eklenmesiyle oluşan yüzde 18,60 oranında zam verilmişti. Buna göre iki aylık enflasyonla, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinde ilk yarı zammının reel olarak yüzde 71’i, başka deyişle dörtte üçe yakını; memur ve memur emeklilerinde ise yüzde 42,7 ile yaklaşık yarısı geri alınmış oldu.
Mart kira artış tavanı yüzde 33,39
Konut ve işyeri kira sözleşmelerinde bu ayki kira artışları, TÜFE’de şubat sonu itibarıyla on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 olan enflasyon oranını geçemeyecek. Kira artış tavanı olarak baz alınan enflasyon da önceki aya göre 0,6 puanla düşmeye devam etti. Yıllık ve on iki aylık ortalamalara göre enflasyon oranları arasında uzun süre devam eden ve yüksek kira artışlarının sürmesine yol açan makas 1,9 puana indi. Bu arada Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) de şubat ayında yüzde 2,43, yıllık bazda yüzde 27,56, on iki aylık ortalamalara göre oran ise yüzde 25,60 artış kaydetti.
Yılmaz: Artış mevsim koşullarından kaynaklı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, ekonomi programının temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı bir yaklaşımla yola devam ettiklerini vurguladı.
Şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanının, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklı olduğuna işaret eden Yılmaz, buna karşın hizmet kalemindeki fiyat artışının geçen aya göre zayıflayarak, yıllık bazda düşüş eğilimini sürdürdüğünü kaydetti. Yılmaz, “Yıllık enflasyonun baz etkisiyle sınırlı ve geçici artış göstermesi, mevsim koşulları kaynaklı bir gelişme olup, dezenflasyon programımızın ana istikametini değiştiren nitelikte değildir. Mevsimsel koşulların aylık bazda olumsuz etkileri olsa da yıllık bazda gıda ve enerji kanalı ile olumlu etkide bulunması öngörülmektedir.
Bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikamızın yanı sıra sosyal konut, gıda, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda hayata geçirdiğimiz arz yönlü adımlarımızla enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Şimşek: Petrolün etkisini sınırlayacağız
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyon verilerini değerlendirdi. NSosyal hesabından, paylaşım yapan Bakan Şimşek, şubatta aylık enflasyonun yüzde 2,96 olarak gerçekleştiğini gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artmasının, yıllık enflasyonda geçici yükselişe neden olduğuna işaret etti. Şimşek, temel mal enflasyonunun yüzde 16,6’ya gerilediğine dikkati çekerek, katılığın yüksek olduğu hizmet enflasyonunun ise son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40’ın altına indiğini bildirdi. Bu görünümün, enflasyonda aşağı yönlü eğilimin sürdüğüne işaret ettiğini belirten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların, önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesini bekliyoruz. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalışıyoruz. Dezenflasyon sürecinin devamı için tüm politika araçlarımızı eş güdüm içinde kullanıyoruz.”
Savaşın etkisi ne olur?
ABD ve İsrail ile İran arasında başlayan savaşın, enflasyon başta OVP hedeflerini olumsuz etkilemesi bekleniyor. Merkez Bankası’na göre ham petrol varil fiyatında her yüzde 10’luk artış Türkiye’nin yıllık enflasyonunu 1 puan artırıyor. 2025 sonlarında 60 dolara kadar gerilemiş olan Brent petrol varil fiyatı, hafta sonu başlayan savaşın etkisiyle şimdiden 80 dolara yükselmiş bulunuyor ve bu da yıllık enflasyonda ilave 3 puana karşılık geliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından, savaşın seyrine göre petrolün varilinin 100 doları aşabileceği yönünde tahminler yapılıyor.
Savaş yüzünden petrol fiyatlarında başlayan hızlı yükseliş makro ekonomik hedeflere önemli bir tehdit oluşturuyor. Özellikle gıda ve diğer tüm ürünlerde, İran dolayısıyla risk oluşmuş bulunuyor. Petrolün yanı sıra, gübre, doğal gaz ve Hürmüz’den geçen tüm navlun maliyetlerinde şok artışlar olabileceği, eğer savaş uzun sürerse bir gıda şoku yaşanabileceği belirtiliyor.
Buna göre enflasyonda başlayan olumsuz sürecin şubatla sınırlı kalmayıp yıla yayılma olasılığı bulunuyor. Savaş dönemlerinde yatırımcıların riskli ülkelerden para çıkarma eğilimine girme eğilimi “kur şoku”, turizmde iptallerin de cari açık cephesinde sorun yaşatması olasılığını artırıyor.

