Savaş ilanı

Amerika Birleşik Devletleri’nde savaş ilan edebilme yetkisi Amerikan Kong­resi’ndedir. Sadece ama sadece ABD Kong­resi bu anayasal hakkı kullanır ve savaş ilan eder. Akıllara gelen doğal olarak ilk soru şu oluyor Amerika en son ne zaman savaş ilan etti. Diğer bir deyişle ABD en son ne zaman bir savaşa girdi. Düşündüğünüz zaman da­ha yeni İran’ın bombalanmasından Lib­ya’ya, birinci ve ikinci Irak savaşlarından Vietnam’a ve Kamboçya’ya kadar bir sürü savaşın içerisine giren Amerika en son res­mi savaş ilanının 2. Dünya Savaşı’nda yaptı. O zaman doğal olarak akla şu geliyor, en son 2. Dünya savaşında resmi olarak savaş ilan edildi ise aradan geçen yaklaşık 80 senede­ki bütün bu müdahaleler neye dayanılarak yapılıyor. 1970’lerde Amerika Birleşik Dev­letleri, Vietnam’da büyük bir travma yaşadı. O yüzden 1973 yılında Amerikan askerleri­nin, Kongrenin onayı olmadan operasyo­na gidip müdahalelerde bulunma yetkileri sınırlandırıldı. Bugün de dahil olmak üze­re Amerika’nın askeri operasyonlarının te­meli anayasadaki maddeden ziyade 1973 “war powers act” yasasına dayanır.

Savaş ilanına gerek duymadan sınır ötesi operasyon

İşin temelinde aslında basitçe şu var; Amerikan başkanı gerekli gördüğü du­rumda savaş ilanına gerek olmaksızın, sı­nır ötesi askeri operasyonlara izin verebi­lir. Bunun için önce Amerikan Kongresini bilgilendirir, ardından süresi başlar. Neyin süresi demeyin çünkü Kongreyi bilgilen­dirdiği gün itibariyle Başkanın savaş ilanı­na gerek olmadan askeri müdahalede bulu­nabileceği gün sayısı 60’dır. Amerikan Baş­kanı gerek gördüğü halde Kongreyi tekrar bilgilendirerek bu süreyi 30 gün daha uza­tabilir. Ancak ondan sonra Kongre izin ver­mediği takdirde askeri operasyon resmen bitmek zorundadır.

Onaya gerek yok askerler tehlikede değil

Peki bu mesele bugün neden tekrar gün­demimizde? Trump, Venezuela’dan Ame­rika’ya uyuşturucu getiren kartellere sa­vaş açtı. Amerikan droneları, uçakları ya da gemileri buradan gelen birkaç gemi­ye ateş açmak suretiyle batırdılar. Trump, Kongreye Venezuela’dan gelen bu tehdide karşı müdahalede bulunacağını açıklama­sının üzerinden 60 gün geçti bile. Esas so­run, Trump’ın Kongreden yeni bir onay is­temesi beklenirken, Beyaz Saray’dan ya­pılan açıklamada bu hadisenin Amerikan askerlerini tehlikeye atmadığını bu yüzden de bir onaya gerek olmadığını açıklaması oldu. Kongreden tepkiler yağdı demokra­sinin ve anayasanın ihlal edildiğini ve hu­kuksuz bir sürecin Başkan tarafından baş­latıldığını savunan ekseriyeti Demokrat bir sürü Temsilciler Meclisi Üyesi ve Senatör neredeyse bir haftadır demeçler veriyor. Bu tartışma yeni değil, her Başkanın yap­tığı müdahaleler sırasında müdahalenin li­mitleri kongrenin ve Beyaz Saray’ın askeri operasyonlardaki yetkileri devamlı olarak kıyaslanır ve sorgulanır. Hatta defalarca kez Anayasa Mahkemesi’ne gidilmiş ve ora­da farklı mütalaalarla geri dönüş alınmıştır.

Demokraside kayıplar böyle zamanda başlar

Buradan çıkacak temel netice şu, bir Trump muhtemelen söylediğinin aksine Venezuela’ya büyük kapsamlı bir kara ha­rekâtı yapmayacak. Tabii ki mesele Trump olunca hiçbir şey kati değil ama Amerikan askerlerinin hayatı riskli değil açıklama­sı Beyaz Saray tarafından yapıldıktan son­ra kara harekâtından tamamen olmasa da büyük ölçüde uzaklaşılmış görünüyor. İki Trump yavaş yavaş anayasayla ve Kongrey­le çatışmalarında Cumhuriyetçilerin ki bu­rada kastım Cumhuriyetçi kongre üyeleri onların bile ufak da olsa desteğini kaybet­meye başlıyor. Üç Trump’ın, Çin’den Ve­nezuela’ya, Grönland’dan Panama’ya, Av­rupa’dan Asya’ya, Nijerya’dan Yemen’e, Katar’a, İran’dan Filistin’e, Ukrayna’dan Brezilya’ya kadar birçok noktada aldığı ani, farklı, sert, çok çabuk değişen ve neticede devamlılığı çok olmayan kararları artık ya­vaş yavaş bazı destekçileri tarafından bile sorgulanmaya başlanıyor.

Sadece savaş kanunu, savaş yasası ya da demokratik anayasal haklar deyip geçme­yin. Demokrasilerde çatışmalar, güç kayıp­ları ya da kazanımlar tam da böyle zaman­larda başlar.

Yazara Ait Diğer Yazılar