Savaş, Türkiye’nin dış finansal pozisyonunu sarstı
Gerilim, savaş ve belirsizlikle geçen yılın ilk dört ayında yaşanan “jeopolitik şok”, Türkiye’nin dış finansal dengelerini daha da kırılgan hale getirdi. Dört ayda dış varlıklar 7,1 milyar dolar eridi, yükümlülükler 22 milyar dolar arttı; net uluslararası yatırım açığı 29,1 milyar dolar artışla 402,3 milyar dolara çıktı.
ABD/İsrail ile İran arasında yaşanan ve küresel ekonomide dengeleri alt üst eden savaş ve gerilim, Türkiye’nin dış finansal pozisyonunu sarstı. Petrol fiyatlarını fırlatan jeopolitik şok sürecinde yapısal enerji bağımlılığı ön planda olan Türkiye’nin dış varlık-yükümlülük dengesi ciddi oranda bozularak daha da kırılgan hale geldi. Öncesinde zirveye çıkan gerilim, şubat sonunda başlayan bir aylık sıcak savaş ve sonrasında devam eden belirsizliğin damgasını vurduğu bu yılın ilk dört ayı, “jeopolitik gerilimin Türkiye’nin makro dengelerini test ettiği” bir dönem olarak olurken, yol açtığı belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki yükselişle Türkiye’nin dış kırılganlığını artırdı. Bu dönemde, yükümlülüklerdeki artışın büyük bölümünün, hızla çıkabilme özelliği nedeniyle kırılganlığı artıran “sıcak para” niteliğindeki kısa vadeli yabancı sermaye girişlerinden kaynaklandığı belirlendi. ABD-İran arasında varılan mutabakat sonrası petrol fiyatlarındaki gevşeme ve anlaşmanın imzalanması sonrasında düzelmenin artması, bunun da rahatlama sağlaması bekleniyor. Ancak uluslararası yatırım pozisyonundaki bozulma, yapısal riskleri azaltmak için doğrudan yabancı yatırım yoluyla kalıcı sermaye girişi ve rezerv birikiminin önemini bir kez daha ortaya koymuş bulunuyor.
Varlıklar eridi, yükümlülük arttı
Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre, Türkiye’nin 2025 sonunda 413 milyar 117 milyon dolar olan dış varlıkları ocak-nisan döneminde 7 milyar 88 milyon dolar azalarak 406 milyar 29 milyon dolara geriledi. Bu azalmanın kaynağını Merkez Bankası rezervleri oluşturdu. Dört ayda yurt dışına doğrudan yatırımlar 3 milyar 480 milyon, portföy yatırımları 3 milyar 495 milyon ve Türkiye’nin dışardaki efektif ve mevduatları ile açtığı kredilerden oluşan diğer yatırımlar da 4 milyar 475 milyon dolar artarken, rezerv varlıklarda 18 milyar 538 milyon dolarlık rekor bir erime yaşandı. Jeopolitik gerilim, petrol fiyatlarındaki yükseliş, döviz piyasasına müdahaleler ve olası altın satışları bu azalmanın temel nedenleri olarak öne çıkıyor.
Aynı dönemde Türkiye’nin dış yükümlülükleri, başka deyişle yabancıların Türkiye’den alacakları-Türkiye’nin yabancılara borçları 21 milyar 972 milyon dolar artarak 808 milyar 310 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde Türkiye 4 milyar 711 milyon dolar doğrudan yatırım alırken, tamamına yakını hisse senetleri ve yatırım fon paylarına yönelik olmak üzere net 11 milyar 757 milyon dolarlık portföy yatırımı girişi kaydedildi. Yabancıların Türkiye’deki efektif ve mevduatları ile Türk kamu ve özel sektörüne kullandırdıkları kredilerde de bu dönemde net 5 milyar 504 milyon dolarlık artış oldu. Türkiye’nin 2025 sonunda 373 milyar 221 milyon dolar olan net uluslararası yatırım pozisyonu ilk dört aydaki gelişmelerle bu yıl nisan sonunda 402 milyar 281 milyon dolara çıktı. Buna göre uluslararası yatırım pozisyon açığı dört ayda 29 milyar 60 milyon dolar büyüdü.

Yükümlülük artışının 15 milyarı sıcak para
Bu arada Türkiye’nin dış yükümlülüklerinde yılın ilk dört ayındaki 29 milyar dolarlık artışın 15 milyar dolardan fazlası, “sıcak para” olarak adlandırılan, para ile para kazanmak için gelen kısa vadeli spekülatif yabancı sermaye girişlerinden kaynaklandı. 2025 sonunda 308 milyar 845 milyon dolar olan geniş tanımlı sıcak para hacmi, dört ayda 15 milyar 338 milyon dolar artarak nisan sonunda 324 milyar 183 milyon dolara çıktı. Buna göre Türkiye’nin dış yükümlülüklerinin neredeyse yarısını, siyasi kriz, seçim, savaş, küresel faiz artışı gibi durumlarda hızla çıkarak ekonomide kriz tetikleme özelliğine sahip sıcak paradan oluşuyor. Sıcak para hacminde dört aydaki artışın da 11 milyar dolarlık bölümü tek başına yabancıların hisse senedi alımı için getirdikleri dövizlerden oluşuyor. Yabancının hisse senedi portföyü bu artışla 51 milyar 697 milyon dolara ulaştı. Yurt dışı yerleşiklerin sahipliğinde bulunan yatırım fonu paylarından kaynaklanan yükümlülükler de bu dönemde 927 milyon dolar artışla 8 milyar 72 milyon dolar oldu. Aynı dönemde yabancıların banka, genel hükümet ve özel sektör borçlanma senetlerindeki portföyü net 757 milyon dolar artışla 102 milyar 409 milyon, efektif ve mevduatları 1 milyar 448 milyon dolar artışla 93 milyar 145 milyon, kısa vadeli kredi alacakları 191 milyon dolar artışla 12 milyar 499 milyon ve özel sektöre açmış oldukları kısa vadeli ticari kredilerdeki alacak hacmi de 1 milyar 942 milyon dolar artışla 64 milyar 433 milyon dolar oldu.
Açıktaki büyüme ne anlama geliyor?
Türkiye’nin net dış borç pozisyonunda dört ayda yaşanan kötüleşme, dış finansal dayanıklılığın azalması anlamına geliyor. Ekonomistler, bu tür bir bozulmayı, özellikle jeopolitik belirsizliklerin ve küresel risk iştahı değişimlerinin yüksek olduğu dönemlerde yakından izlenmesi gereken bir uyarı sinyali olarak nitelendiriyor. Uzmanlara göre özellikle hisse senetleri artan kısa vadeli portföy girişleri, ekonomiye kısa vadede likidite ve TL desteği sağlasa da dış kırılganlığı orta ve uzun vadede artırıyor. Jeopolitik risklerin yüksek olduğu bir dönemde rezervlerdeki erime, Türkiye’nin dış şoklara karşı dayanıklılığını azaltmış bulunuyor. Net uluslararası yatırım pozisyonu açığının büyüklüğü ve büyüme trendine girmesi, ekonominin dış finansmana olan bağımlılığının artarak devam ettiğini ve ani sermaye çıkışlarına karşı daha savunmasız hale geldiğini gösteriyor.

Savaş ve enerji şoku nasıl etkiledi?
Şubat sonunda başlayan ve nisan ayına kadar süren sıcak çatışma dönemi, küresel petrol fiyatlarını 120 dolar/varil seviyelerine taşıdı. Hürmüz Boğazı’nın kısmi kapanması, Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülkelerde cari açık baskısını ve enflasyonist etkiyi artırdı. Rezerv varlıklarda çeyrekte sert düşüş, nisanda ise kısmi toparlanma dikkat çekti. Analistler, bu dalgalanmayı savaş döneminde TCMB’nin altın satışları ve döviz müdahalelerine bağladı. Buna rağmen, portföy tarafında Borsa İstanbul’a giren yabancı alımları net pozisyonu olumsuz etkileyen en önemli kalem oldu. Devlet İç Borçlanma Senetlerinde (DİBS) yabancı portföyü Nisan 2026 itibarıyla 15 milyar dolar seviyesinde bulunurken, kalan vade dağılımında orta ve uzun vadeli tutuşların ağırlıkta olduğu görüldü.
Uzmanlar, 2026’nın ilk dört ayını “jeopolitik şokun makro dengeleri test ettiği” bir dönem olarak nitelendiriyor. Savaşın yarattığı belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin dış kırılganlığını artırırken, hisse senetlerine yönelik kısa vadeli yabancı ilgisinin yükümlülükleri şişirdiği dikkati çekiyor.