Savaşın faturası kim için yüksek? Batı, Çin ve Rusya etkisi

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Dünya son iki haftadır Orta Doğu gerilimiyle tedirgin. Petrol şoku­nun küresel dezenflasyon politikaları açısından etkisi, bir süredir ekonomi yönetimleri açısından en önemli unsur olarak görülüyor. Merkez bankalarının tek tek faiz kararlarında bekle-gör stra­tejisini tercih ettiği bir dönemdeyiz.

Şüphesiz şu sıralar her makroekono­mik öngörünün en önemli belirleyicisi petrol fiyatlarındaki belirsizlik. Petrol jeopolitiğini anlamak için birkaç değiş­keni aynı tabloda görmek gerekir. Bun­lar: ülkenin kanıtlanmış petrol rezer­vi, günlük tüketimi, stratejik rezervi ile tedarikçi ülkeleri. Bu unsurlar bir­likte okunduğunda enerji güvenliğinin kimin için fırsat, kimin için kırılganlık yarattığı çok daha net ortaya çıkıyor.

Kanıtlanmış petrol rezervi ve stratejik rezerv farkı

Küresel petrol rezervlerinin dağılı­mına bakıldığında, enerji gücünün de belirli ülkelerde yoğunlaştığı görülü­yor. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi, yakla­şık 303 milyar varil ile Venezuela’dır. Onu 267 milyar varil ile Suudi Arabis­tan ve 208 milyar varil ile İran takip et­mekte.

ABD ise yaklaşık 84 milyar va­rillik rezerv ile ilk onda yer alsa da lis­tede daha geride. Ancak rezerv miktarı tek başına enerji güvenliğini belirle­miyor. Günlük tüketim, üretim ve it­halat bağımlılığı ile birlikte değerlen­dirildiğinde, tablo farklı bir boyut ka­zanıyor. Küresel petrol tüketimi son rakamlara göre günlük 105 milyon va­ril civarında. Günlük üretimi de yak­laşık bu düzeyde. Ülkelerin üretim ve tüketimleri arasındaki fark da enerji­de dışa bağımlı olan ülkeleri net ola­rak ortaya koyuyor.

Mesela ABD gün­lük yaklaşık 13 milyon varil üretirken 20 milyon varil tüketiyor. Çin günlük 4,3 milyon varil üretirken 16,4 milyon varil tüketiyor. AB coğrafyasında gün­lük üretim 2,1 milyon varil iken tüke­tim 10,5 milyon varil civarında. Rusya’da üretim günlük yaklaşık 10 milyon varil iken tüketim 3,6 milyon varil. Tüm bu rakamlar Avrupa coğrafyasının kırılganlı­ğını, Çin’in petrol bağımlılığını ve Rusya’nın yakalayacağı fırsatı da gözler önüne seriyor.

Petrol akışı kesilirse stratejik rezervler ne kadar dayanır?

Petrol net ithalatçısı ülkeler için petrol şoku riski giderek tırmanıyor. Bu nedenle enerji güvenliğinin ikin­ci hattı olarak stratejik petrol rezerv­leri (SPR) devreye giriyor. Uluslarara­sı Enerji Ajansı (IEA) kurallarına göre üye ülkelerin en az 90 günlük net pet­rol ithalatına eşdeğer stratejik stok bulundurması gerekiyor.

Bu rezervler savaş, kriz veya tedarik kesintisi du­rumlarında piyasaya sürülerek enerji arzını geçici olarak dengelemek ama­cıyla tutuluyor. Bugün büyük ekonomi­lerin elindeki stratejik petrol rezervle­ri de ülkelerin enerji güvenliği karşı­laştırmasındaki farkı ortaya koyuyor. SPR düzeyi, ABD’de yaklaşık 415 mil­yon varil seviyesinde bulunuyor ve bu miktar ülkenin yaklaşık 20–25 günlük tüketimine karşılık geliyor. Avrupa ül­kelerinde ise stratejik stoklar yaklaşık 1,1 milyar varil olarak değerlendirili­yor. Bu da genellikle 90 gün civarında bir ihtiyacı karşılayacak seviye demek. Çin’de ise durum biraz farklı.

Çin petrol riskini stokla yönetiyor…

Çin uzunca bir süredir ABD’nin markajında. Kendi hassasiyetlerinin oldukça farkındalar ve bazı stratejik unsurlarda çevik risk yönetimi yap­mayı çok iyi biliyorlar. Bu konular­dan birisi de petrol stokları. Küresel raporlar Çin’in bu yılın başından be­ri olası Orta Doğu gerilimi senaryola­rına karşı önemli bir petrol stoku ar­tışına gittiğinin altını çiziyor. Çin’in yaklaşık 1 milyar varili bulan stratejik rezervlerinin ortalama 120 günlük bir ihtiyacı karşılayabilecek büyüklük­te olduğu çeşitli raporlara yansımış. Çin’in en büyük tedarikçileri sırasıyla Rusya, Suudi Arabistan, Malezya, Irak ve Brezilya. Orta Doğu denkleminde Hürmüz tarafı şimdilik kapanmış gö­rünse de, kendisi Rusya’nın en büyük müşterisi. Hatta Rusya’ya uygulanan Batı ambargosu nedeniyle varil başına 8-10 dolarlık da bir indirimle Rus pet­rolüne erişime sahip. Elbette, koşul­lar bu vaziyetteyken Rusya bu indiri­me devam eder mi, bilinmez.

Rusya koşulları lehine çevirecek…

Rusya açısından ise tablo farklı. Pet­rol fiyatlarındaki her yükseliş Rus enerji gelirlerini doğrudan artırıyor. Üstelik Çin ve Hindistan gibi büyük alıcılar Rus petrolüne erişmeye devam ediyor. Bu nedenle Orta Doğu’da yaşa­nan her arz şoku küresel petrol fiyatla­rını yukarı çekerken, Rusya için bek­lenmedik bir gelir avantajı yaratabili­yor. Sonuç olarak, petrol jeopolitiğinde savaşın faturası herkes için aynı değil. Avrupa enerji açısından en kırılgan bölge olarak öne çıkarken, Çin stok ve tedarik çeşitlendirmesi sayesinde riski yönetmeye çalışıyor. Rusya ise yüksek rezervleri ve ihracat kapasitesi saye­sinde petrol fiyatlarındaki yükselişten en fazla fayda sağlayabilecek ülkeler­den biri olarak öne çıkıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.421,15 -0,50 %
Dolar 46,4559 0,21 %
Euro 53,4444 0,24 %
Euro/Dolar 1,1507 0,05 %
Altın (GR) 6.551,89 -0,24 %
Altın (ONS) 4.279,93 0,52 %
Brent 78,5060 -0,95 %