Savaşta uzlaşma senaryoları

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Dünya ekonomi­si son birkaç yıl­dır savaşları, yaptı­rımları ve jeopolitik gerilimleri fiyatlıyor. Rusya-Ukrayna sava­şıyla başlayan enerji şoku, İran-İsrail-ABD gerilimiyle daha da derinleşti.

Bu neden­le bugün İran ile ABD arasında yürütülen müzakereler, yalnızca bu savaşın taraflarını il­gilendiren diplomatik bir süreç olmaktan ziyade, enerji piyasala­rından enflasyona, merkez ban­kalarının faiz politikalarından küresel büyümeye kadar uzanan geniş bir etki alanına sahip.

Taraflar anlaşmak istiyor ama beklentiler uyuşmuyor.

Bu savaşta İran büyük kayıp verdi. Başta sivil kayıplar olmak üzere, tahrip olan bölgelerin ye­niden toparlanması için önem­li bir zaman ve bütçe gerekecek. İran’ın Hürmüz kozu elini güç­lendirse de, ekonomik olarak sa­vaşın devamı yerine makul bir ateşkese ihtiyacı olduğu kesin. Trump yönetimi için de tam bir başarıdan söz etmek mümkün değil.

Her ne kadar yükselen pet­rol fiyatları ABD enerji sektörü­nü desteklese ve artan jeopolitik riskler savunma sanayii şirket­lerine yeni siparişler getirse de, savaşın uzaması ekonomik ve si­yasi maliyetleri artırıyor. Bu ne­denle ABD açısından da kontrol­lü bir ateşkes daha rasyonel bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Fakat taraflar masada uzlaşa­mıyor. İran yabancı bankalar­da bloke olan varlıklarının en az yarısının serbest bırakılmasını istiyor. Hürmüz geçişinden üc­ret almayı talep ediyor, nükleer enerjiyi barışçıl kullanım hakkı çerçevesinde savunuyor ve zen­ginleştirilmiş uranyumun imha­sını ya da başka bir ülke tarafın­dan çıkarılmasını reddediyor.

Trump ise İran’ın zenginleşti­rilmiş uranyum stoklarını üçün­cü bir ülkeye transfer etmesi ya da uluslararası denetim altında imha etmesini ısrarla masada tu­tuyor. Hürmüz Boğazı’nın geçiş ücreti alınmaksızın tüm ticari trafiğe açılmasını ön şart koşu­yor. Kısacası, tarafların kırmızı çizgileri kapsamlı bir anlaşma­dan çok sınırlı bir uzlaşma ihti­malini öne çıkarıyor.

Piyasalar hangi senaryoyu fiyatlıyor?

Esasen, tarafların masada ol­ması bile piyasalarda iyimserlik yaratmaya yetiyor. Çünkü yatı­rımcılar için önemli olan yalnız­ca anlaşmanın kendisi değil, sa­vaşın daha da büyümeyeceğine ilişkin beklentinin güçlenmesi. Geçtiğimiz hafta karşılıklı misil­lemelere rağmen petrolün sınırlı yükselişi de bunu destekler nite­likte. Bu belirsizlik altında piya­saların yönünü kestirmek zor ol­sa da, çeşitli senaryolarla değer­lendirmek mümkün.

En iyimser senaryo

Her ne kadar uzak ihtimal gö­rünse de, düşünelim. En iyimser senaryoda taraflar karşılıklı ta­viz vererek kapsamlı bir uzlaş­maya varır. Bu durumda İran’ın nükleer faaliyetleri uluslararası denetim altına alınırken, yaptı­rımların önemli bir bölümü ka­demeli olarak kaldırılır. Hürmüz Boğazı üzerindeki risk ortadan kalkınca, İran petrolünün küre­sel piyasalara dönüşü hızlanır ve ülkenin uluslararası finansal sis­temle bağlantıları yeniden güçle­nir. Rejim değişmez; ancak yaptı­rımların gevşemesiyle İran yeni­den küresel ekonomiye entegre olmaya başlayan bir aktöre dö­nüşebilir.

Brent petrol 70-80 dolar ban­dına yaklaşır. Enerji maliyetle­rindeki düşüş küresel enflasyon baskısını hafifletirken, majör merkez bankalarının yılın ikinci yarısında faiz indirimlerine daha rahat yönelmesine olanak tanır. Borsalarda yeni bir ralli dalgası başlayabilir. Risk iştahının yeni­den gelişmekte olan ülkelere yö­nelmesi de mümkün olabilir. An­cak piyasanın bugün fiyatladığı temel senaryo bu kadar iyimser değil; daha çok kontrollü bir ge­rilim ve sınırlı bir uzlaşma bek­lentisi öne çıkıyor.

Temel senaryo: Ne savaş ne tam barış

Piyasaların bugün en yüksek olasılık verdiği senaryo ise ta­rafların kapsamlı bir anlaşmaya ulaşamasa da çatışmanın büyü­mesini önleyecek sınırlı bir uz­laşma zemini bulması. Bu senar­yoda İran nükleer programından tamamen vazgeçmez; ABD de yaptırımları bütünüyle kaldır­maz. Ancak taraflar doğrudan ça­tışmadan kaçınır, Hürmüz Boğa­zı tamamen kapanmaz ve ener­ji arzını tehdit edecek adımlar kontrollü bir şekilde atılır.

Aslında petrol piyasasının son haftalardaki davranışı tüm olumsuz haber akışına karşın bu beklentiyi destekliyor. Ge­rilimin tırmandığı dönemlerde Brent petrol 100 doların üzerin­de kalıcı olamazken, müzakere haberlerinin güçlendiği günler­de de 90 doların altında tutuna­madı. Piyasa adeta 90-100 dolar bandını, belirsizlik ortamında bir denge alanı olarak fiyatlıyor. Yatırımcılar ne kapsamlı bir ba­rışa ne de büyük bir enerji krizi­ne tam olarak inanmıyor. Böyle bir ortamda enerji fiyatları yük­sek kalmaya devam etse de ye­ni bir enflasyon şoku yaratacak seviyelere ulaşmaz. Bu nedenle FED ve diğer büyük merkez ban­kaları faiz indirimlerine tama­men kapıyı kapatmaz, ancak bu kararların yönü için yılın ikinci yarısı beklenir.

Altın cephesinde de benzer bir görünüm ortaya çıkar. Güç­lü seviyelerini korur, ancak sa­vaş ortamı tam olarak bitmedi­ğinden yeni ve kalıcı rekorlar üretmekte zorlanır. Bir başka ifadeyle yatırımcılar ne risk­ten tamamen kaçar ne de riskli varlıklara agresif şekilde yöne­lir. Bu nedenle piyasalarda bü­yük bir ralli yerine dalgalı ama dengeli bir görünüm öne çıkar. Kısacası dünya ekonomisi bu senaryoda biraz nefes alır; ama tam olarak rahatlayamaz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.079,95 2,45 %
Dolar 46,2638 0,17 %
Euro 53,5959 0,19 %
Euro/Dolar 1,1576 -0,02 %
Altın (GR) 6.310,40 2,95 %
Altın (ONS) 4.206,90 -0,10 %
Brent 86,6675 -2,06 %