Savunmada asıl yarış başka yere kayıyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İki ülke aynı uçağa, aynı radara, aynı füzeye ve benzer sayıda insansız hava aracına sahip ola­bilir. Buna rağmen biri diğerinden belirgin biçim­de daha güçlü olabilir.

Çünkü geleceğin savaşlarında üstünlük; men­zil, hız ve mühimmat miktarından çok, tehdidi önce gören, veriyi daha hızlı işleyen, karar süre­sini kısaltan ve sistemlerini sahadaki gelişmelere anında uyarlayabilen tarafa geçecek.

Görünenler ve görünmeyenler

Uçaklar, insansız sistemler, radarlar ve fü­zeler savunmanın görünen yüzüdür. Bunların gerçek değerini belirleyen ise dışarıdan görün­meyen katmandır.

Hedefi ne kadar hızlı tanıdığı, elektronik harp ortamında ayakta kalıp kalamadığı, diğer sistemlerle ne ölçüde haberleştiği ve karar ve­riciye hangi seçenekleri sunduğu artık fiziksel gövdesinden çok yazılımına, verisine ve algo­ritmalarına bağlıdır.

Platform aynı kalır, kabiliyet değişir

Fiziksel bir platform yıllarca aynı kalabilir. An­cak doğru bir yazılım güncellemesi; tepki süresi­ni, isabet oranını, görev esnekliğini ve operasyo­nel değerini kökten değiştirebilir.

Yapay zekâ platformlara yeni özellikler ekler­ken savunma sistemlerinin nasıl algıladığı, öğ­rendiği, önceliklendirdiği ve birlikte hareket etti­ğini de yeniden tanımlıyor.

Yakın gelecekte bu sistemler sadece emir uy­gulayan araçlar olmayacak; sahadaki veriyi ger­çek zamanlı yorumlayan, tehditleri sıralayan, birbirleriyle görev paylaşan ve insan karar verici­ye seçenek üreten dijital yapılara dönüşecek.

Bu dönüşüm yeni riskler de doğurmakta. Yazı­lıma bağımlılık arttıkça siber saldırıların etkisi büyüyecek; hatalı veya yanıltılmış algoritmaların sonuçları ağırlaşacak. Yani siber güvenlik ve in­san denetimi tasarımın temel şartı olmalı.

Savunmanın yeni üretim hatları

Savunma sanayii ile sivil teknoloji ekosistemi arasındaki sınırlar da giderek siliniyor. Sağlık, finans, otomotiv, üretim ve lojistik için geliş­tirilen görüntü işleme, veri analitiği, siber gü­venlik ve yapay zekâ çözümleri yarın çift kulla­nımlı savunma teknolojilerine dönüşebilir.

Yeni üretim hatları da yalnızca fabrikalar ol­mayacak. Kod depoları, güvenilir veri setleri, dijital ikizler, simülasyon ortamları ve güvenli güncelleme zincirleri stratejik üretim altyapısı hâline gelecek.

35 bin yazılım şirketimiz ve 200 bini aşkın nitelikli bilişim insan kaynağımız var. Ancak bunun büyük bölümü hâlâ savunma ekosiste­minin dışında.

Kapalı tedarikten açık inovasyona giden yeni model

Büyük ana yüklenicileri “yapay zekâ, siber güvenlik, simülasyon, görüntü işleme, bulut, robotik ve veri teknolojilerinde çalışan şirket­lerimizi” savunma tedarik zincirine daha hız­lı dâhil etmeli. Daha küçük ölçekli firmaların çözüm geliştirdiği, fikrî mülkiyetin Türkiye’de kaldığı ve başarılı ürünlerin birlikte ihraç edil­diği yeni model kurulmalı.

Uluslararası ortaklıklarda “Ar-Ge, yazılım geliştirme, karşılıklı yatırım ve birlikte ihra­cat” öne çıkmalı.

Küresel teknoloji şirketleri için büyük bir pa­zarız. Ancak mühendislik, yazılım geliştirme ve bölgesel teknoloji üssü olabiliriz.

Savunmada yerlilik yeniden tanımlanmalı

Ülkemizde ürettiğimiz bir savunma sistemi­nin kaynak koduna, verisine, eğitim setlerine, karar algoritmalarına, kriptografisine, haber­leşme protokollerine ve güncelleme mekaniz­masına hâkim değilsek o sistem üzerinde tam egemenliğe sahip değiliz demektir.

Yerlilik artık yalnızca fiziksel parçaların ne­rede üretildiğiyle ölçülmemeli. Sistemin aklını kimin geliştirdiği, verisini kimin yönettiği, ki­min güncellediği ve kritik anda kimin kontrol ettiği de hesabın parçası olmalıdır.

Savunma sanayiimizin başarı modelindeki aynı stratejik yaklaşımı yazılım ve yapay zekâ için de kurmalıyız.

Yazılım savunma sanayiine hizmet veren yar­dımcı bir sektör gibi değil platformun zekâsı, ref­leksi, hafızası ve bağışıklık sistemi olarak görül­meli ve desteklenmelidir.

Ülkelerin gücü, ürettiklerinden çok ne kadar akıllı, güvenli, bağlantılı ve sürekli güncellenebi­lir olduğuyla ölçülecek.

Yani “Kaç uçak, kaç gemi, kaç insansız sistem ürettik?” den ziyade “Zekâsını, güvenliğini ve karar mekanizmasını biz yazdık” dediğimizde işte o zaman gerçek teknolojik egemenliğe ula­şacağız.

Sözün özü savunmada asıl yarış artık plat­formu üretmekten, aklını yazmaya kaymıştır. Yarışı da sistemlerini öğrenen, güncellenen ve birlikte hareket eden yapılara dönüştürebilen­ler kazanacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.172,26 0,28 %
Dolar 47,8818 0,13 %
Euro 55,4009 0,47 %
Euro/Dolar 1,1570 0,36 %
Altın (GR) 6.674,97 -0,44 %
Altın (ONS) 4.376,30 0,58 %
Brent 87,2175 1,58 %