Sebze fiyatlarında “4 taraflı” İran etkisi…
İran… Petrol, doğalgaz, maden, su, toprak rezervleri ve genç nüfus ile sanayi/tarımsal üretimde ve taşımasında “rekabetçi ülke” olma yolunda ilerliyordu…
Büyük pazarımız olan Ortadoğu’da da:
Siyasi/ekonomik baskısını artırmış; un, makarna, salça, yağ gibi Türk üreticisi/ihracatçısının güçlü olduğu ürünlerde, söz sahibi olabilmenin “haksız rekabet kokan” yollarını da bulmuştu…
★ ★ ★
Hatta bazı ürünlerde, Türkiye’ye olan ihracatını, son 3 yılda, 9-10 kat artırmıştı…
★ ★ ★
Örneğin biber, patlıcan, kabak, marul gibi tarla ürünleri…
Bu ürünlerdeki ithalatımız neden yükseldi?
Zor değil çözmesi…
İran gibi ülkelerde kurduğun 200 dönümlük serayı ısıtmak için harcadığın aylık doğalgaz: 5 bin lira…
2 lira: Benzinin litresi…
Dolayısıyla “düşük” navlun maliyeti…
“250-300 lira” işçinin yevmiyesi…
★ ★ ★
Üstüne:
Türkiye’nin onda bir fiyatına, (yatırım şartıyla vergisiz alınabilen) sera (çelik, muşamba, naylon) malzemeleri…
★ ★ ★
Üretimdeki bu düşük maliyetler nedeniyle sağlanan arz/ihracat fazlalığı ise, savaştaki İran’da:
Tarımsal ürünlerde, son 4 haftada yaşanan fiyat yükselişlerinin eleştirilebilmesinin;
Örneğin domateste kilogram fiyatının (marketlerde) 14 liraya çıkmasının, fırsatçılık olarak nitelendirilmesinin önünü açabiliyor…
VELHASIL
Sebze fiyatları yükseldi…
Ancak… Örneğin:
Biber fiyatlarının 80-100 lira bandından, 250-300 lira bandına; domates fiyatlarının 50-75 lira bandından 140-200 lira bandına yükselmesine anlam verilemiyor…
★ ★ ★
İran’dan yapılan sebze ithalatının durma noktasına gelmesi; İran’dan sebze ithalatı yapan Rusya, Irak gibi ülkelerin Türkiye’ye yönelmesi;
Enerji, gübre girdi fiyatlarındaki yükseliş ve daha da artacağı beklentisi;
Ve İran’ın da “nedenleri arasında olduğu” olağanüstü dönemde artan fırsatçılık dürtüsü… Sebze fiyatlarındaki 4’lü İran etkisini gösteriyor…
★ ★ ★
Sonuçta, nisan ayı ortasında başlayacak hasat yoğunluğunun getireceği ürün bolluğu, arz tarafını dengeleyecek…
Fırsatçılık dürtüsünü dengeleyip dengeleyemeyeceğini ise zaman gösterecek…