Seçime az kala
Tüm dünya doğal olarak Amerika’nın dış politikasına odaklı ama Amerika’da ki esas mesele ne İran ne Suriye ne Rusya ne Grönland ne de Küba. Amerikalıların asıl gündeminde iç politikaya dair birçok konu var, bunlardan en önemlilerinden biri ise kasım seçimlerine az kala Trump’ın seçime dair yapmak istediği değişiklikler. Bunlardan ilki, sistemde Gerrymandering diye bilinen seçim bölgelerindeki sınırların değişme meselesi. Malum, Amerika’da bizim gibi illere ayrılmış ve vekillerin illerden seçildiği bir sistem yok. Temsilciler meclisi üyeleri eyaletlerdeki seçim bölgelerinden (election district), Senatörler ise eyalet genelinden seçiliyorlar. Eyalet sınırlarıyla oynanamayacağına göre, seçim bölgesi yani Temsilciler Meclisine yönelik değişiklikler Trump’ın önceliği idi. Ancak bu denemelerin birçoğu eyaletlerin sağlam mücadeleleri ile mahkemelerden döndü. Hala bir kavga var ama zaman darlığı artık bu işi imkânsız kılıyor. Çünkü ön seçim süreci başladı bile. Artık geç. İkinci mesele, seçmenlerin Amerikan vatandaşlığının kontrol sorunu. Malum seçimler Amerika’da federal olduğu kadar eyalet bazlı da gidiyor. Trump’a göre, Demokratlar Amerikan vatandaşı olmayan ama oturma izni olan kimselerin oy kullanmasına göz yumuyor. Bununla alakalı uzun süre, Kongredeki Cumhuriyetçileri çok ciddi şekilde bu konuya dair bir yasa çıkartılması konusunda zorladı. Aksi halde seçimlere hile karışacağını savundu ve hala şu aşamada bile Trump’ın bu mücadelesi devam ediyor.
Trump’ın, Kasım seçimlerine dair üçüncü kavgası ise uzaktan oy kullanma meselesi. Buradaki sürenin uzunluğu kullananların ne kadar gerçek kişi olduğu, sayılma süreci, önden oy kullanma meselesi, posta yoluyla kullanılan oylarda yaşanabilecek usulsüzlükler gibi birçok mesele üzerinden yükleniyor. Burada da birçok mesele mahkemelerden döndü ve dönüyor. Esas mesele ise eylüle, ekime yani oy verme son tarihlerine bir şey kalmadı. O zamana kadar Trump bir şey tutturabilir mi? Sanmam. Peki, buradaki bütün mesele ne o zaman. Tabi ki Kongrenin Temsilciler Meclisi ayağının gitme riskinin artık riskten çıkıp gerçek bir olasılığa dönüşmesi.
Kongrenin iki ayağından birinin Demokratlara geçmesi Trump için facia iki sene demek. Bir kere azil süreci başlar. Hem de birçok farklı sebeple. Son iki sene Amerikan siyaseti sırf bunun üzerinden döner. Trump teknik olarak azil olur ama görevden alınmaz çünkü Temsilciler Meclisinin basit çoğunluğu ile azil olsa da görevden alınması için Senato’nun 3/2’si gerekiyor. Onun olması mümkün değil. Ama azil sürecinin sürmesi bile Trump’ın bütün egosunu ve duruşunu mahveder. Bu durum 2028 seçimlerinde Cumhuriyetçi aday kim olursa olsun büyük bir mağlubiyet ile karşı karşıya kalması anlamına gelir. İşte bu yüzden Trump, tüm gücüyle Temsilciler Meclisini kaybetmemeye odaklanıyor. Temsilciler Meclisinin gitme ihtimalinin kendisi için bir facia olacağının farkında ve son kozlarını oynuyor. Zaman var. İhtimalleri konuşmak sağlıklı değil. Bugün ne görüyorsun derseniz en az 10 farkla Temsilciler Meclisi Demokratlara geçer. Her şeye rağmen Senato Cumhuriyetçilerde kalır gibi duruyor. Buradaki esas nokta, Kasım’dan sonra Trump bambaşka bir Trump olacak, iç politikada da dış politikada da.