Seçimin ayak sesleri: Sosyal güvenlikte milyonların beklediği düzenlemeler – 3

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Önümüzdeki dönemde biz­ce öne çıka­cak sekiz önemli baş­lığı incelemeye de­vam ediyoruz.

8- Esnaf ve işveren gerçek bir borç yapılandırması bekliyor

Ve gelelim son dönemde esna­fın ve işverenin en fazla bekledi­ği konulardan birine:

Vergi ve SGK borçlarının yapı­landırılması.

Ekonomik şartların ağırlaştığı dönemlerde işletmeler yalnızca cari vergi ve primlerini ödemek­te değil, geçmişten biriken borç­larını kapatmakta da ciddi güç­lük çekiyor.

Bugün vergi dairesine veya Sosyal Güvenlik Kurumuna bor­cu bulunan çok sayıda esnaf ve işveren var.

2026 yılında bu borçlarla ilgi­li yeni bir tecil ve taksitlendirme imkânı getirildi.

Vergi ve SGK borçlarında be­lirli şartlarla Ağustos 2026 so­nuna kadar başvuru imkânı bu­lunuyor. Uygulamada yıllık yüzde 29 tecil faizi ve borcun ni­teliğine göre uzun vadeli taksit­lendirme imkânı öngörülüyor.

Bu elbette borçlu esnaf ve iş­veren açısından bir kolaylık.

Ancak bunun altını çizmek ge­rekiyor:

Bu bir yapılandırma kanunu değil, tecil ve taksitlendirme uy­gulamasıdır.

Yani geçmiş borcun gecikme zamları ve fer’ileri büyük ölçü­de silinip borç yeniden hesap­lanmıyor.

Mevcut borç korunuyor ve taksitlendirilen tutara ayrıca te­cil faizi uygulanıyor.

İşte esnafın itirazı burada.

Zaten yıllar içerisinde gecik­me zammı ve faizlerle büyümüş bir borcun üzerine yeniden tecil faizi geldiğinde borcun ödenebi­lirliği yine zorlaşıyor.

Vatandaşın beklentisi geçmiş dönemlerdeki yapılandırmalara benzeyen gerçek bir düzenleme.

Geçmiş yapılandırmalarda ge­cikme faizi ve gecikme zamları­nın yerine Yİ-ÜFE esas alınarak yeni tutarlar hesaplanmış, peşin ödeme veya taksitli ödeme seçe­nekleriyle borçların daha makul hale getirilmesi amaçlanmıştı.

Böyle bir sistemde esnaf hem geçmiş borcunu ödeyebiliyor hem de cari dönemin vergi ve primlerini aksatmadan devam ettirme imkânı bulabiliyor.

Bugün ise birçok esnaf için te­mel problem şu:

Geçmiş borcu ödeyeyim der­ken cari borcu, cari borcu öde­yeyim derken geçmiş borcu ak­satıyor.

Sonuçta borç sarmalı devam ediyor.

Bu nedenle yeni bir yapılan­dırmada amaç yalnızca kamu alacağını taksitlendirmek olma­malı.

Amaç, borcu gerçekten ödene­bilir hale getirmek olmalı.

Gecikme faizi ve gecikme zamlarının önemli bölümünün kaldırıldığı, borcun makul bir endeks üzerinden yeniden he­saplandığı ve vatandaşın hem geçmiş borcunu hem cari yü­kümlülüklerini birlikte ödeyebi­leceği yeni bir yapılandırma mo­deline ihtiyaç bulunuyor.

Seçim yaklaşırken bu dosya­nın da yeniden gündeme gelme­sini bekliyorum.

Seçimin sosyal güvenlik dosyası oldukça kabarık

Özetlediğimizde seçim önce­sinde sosyal güvenliğin masa­sında sekiz büyük dosya bulu­nuyor.

Emekliler aylık hesaplama sisteminin değiştirilmesini ve intibak bekliyor.

9 Eylül 1999 sonrasında sigor­talı olanlar kademeli emeklilik istiyor.

Bağ-Kur’lular 9.000 günün 7.200 güne indirilmesini, Bağ- Kur tescil mağdurları ise geç­mişteki çalışma ve ticari faali­yet sürelerini primlerini ödeye­rek kazanabilmeyi bekliyor.

Stajyer ve çıraklar borçlanma hakkı ve sigorta başlangıcı isti­yor.

Engelli vatandaşlar 15 Ocak 2025 sonrasında değişen emek­lilik sistemindeki mağduriyetle­rin giderilmesini bekliyor.

Memurlar 3600 ek gösterge­nin kapsamının genişletilmesi­ni ve 2008 öncesi-sonrası emek­lilik ayrımının giderilmesini ta­lep ediyor.

Askerlik borçlanması ya­pan kamu çalışanları SSK ve Bağ-Kur’lularla aynı başlangıç hakkının kendilerine de veril­mesini istiyor.

Esnaf ve işveren ise borcu ger­çekten ödenebilir hale getirecek yeni bir yapılandırma bekliyor.

Bunların her biri ayrı bir sos­yal güvenlik dosyası.

Bazıları yüz binlerce, bazıları ise milyonlarca vatandaşın ha­yatını doğrudan ilgilendiriyor.

Elbette sosyal güvenlik ala­nında atılacak her adımın kamu maliyesi açısından bir karşılığı var.

Kaç kişinin yararlanacağı, bütçeye maliyeti, SGK’nın prim gelirleri, aktüeryal denge ve sis­temin uzun vadeli sürdürülebi­lirliği mutlaka hesaplanmalıdır.

Ancak sosyal güvenlik siste­minde yalnızca mali sürdürüle­bilirlik yoktur.

Bir de adaletin sürdürülebilir­liği vardır.

Bir günle yıllarca emeklilik farkı oluşuyorsa…

Aynı askerliği borçlanan iki kişiden biri başlangıcını geriye götürebilirken diğeri götüremi­yorsa…

Aynı işi yapan iki memurun yalnızca sisteme giriş tarihi ne­deniyle emeklilik geleceği tama­men değişiyorsa…

Devletin kayıtlarında yıllarca esnaflık yaptığı görülen bir va­tandaş geçmiş primlerini ödeye­miyorsa…

Yıllarca engelli emekliliğine ilişkin mevcut şartlara güvenen bir vatandaş daha sonra değişen değerlendirme sistemi nedeniy­le emeklilik hakkının dışında kalıyorsa…

Ve daha fazla prim ödeyenle daha az prim ödeyenin emekli aylığı giderek birbirine yaklaşı­yorsa…

Burada vatandaşın sosyal gü­venlik sistemine olan adalet duygusu da zedelenir.

Türkiye’nin son 40 yıllık siya­si geçmişinde 1987, 1992, 1999 ve 2023 gibi kritik seçim dö­nemleri bize sosyal güvenlikte yıllardır bekleyen büyük dosya­ların çoğu zaman seçim atmos­ferinde yeniden açıldığını gös­teriyor.

2027 yılına doğru ilerlerken milyonlarca vatandaşın gözü de bu nedenle yeniden Ankara’da olacak.

İntibak, kademeli emeklilik, Bağ-Kur’da 7.200 gün ve tescil, staj ve çıraklık, engelli emeklili­ği, 3600 ek gösterge ve memur­ların 2008 ayrımı, askerlik borç­lanması ve gerçek bir borç yapı­landırması…

Sosyal güvenlikte beklenti bü­yük.

Dosya kabarık.

Seçimin ayak sesleri biraz da­ha yaklaştıkça bu dosyaların her birini çok daha fazla konuşacağız.

Milyonların beklentisi ise ar­tık yalnızca yeni vaatler duymak değil.

Hangi dosyanın ne zaman açı­lacağını, kimleri kapsayacağını ve hangi düzenlemenin gerçek­ten yasalaşacağını görmek.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.227,03 -0,19 %
Dolar 49,3929 0,04 %
Euro 55,3096 0,03 %
Euro/Dolar 1,1189 -0,08 %
Altın (GR) 6.561,33 -0,51 %
Altın (ONS) 4.137,26 -0,57 %
Brent 104,82 0,00 %