Şemsiyede güneşe sarıldık

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Türkiye’de ilk kez, İstanbul’da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz tarafından üretilmiş, şemsiye. Daha sonra açılan şemsiye atölyelerinde seri üretim yapıldığını, hatta 2000’lerin ilk yıllarında özellikle merhum iş insanı Celal Birsen’in katkılarıyla hatırı sayılır ihracat da gerçekleştiğini biliyoruz. Bugün gelinen noktada Türkiye’nin hala şemsiye ihracatı söz konusu. Ama artık bu topraklarda üretilen şemsiyeler yağmurdan değil, güneşten koruyor! Sektördeki birçok şirketle Türkiye’nin yağmur şemsiyesinde nasıl tamamen ithalata bağlandığını konuştuk. Hepsinin ortak fikri kent hayatında sokak yaşamının değeri azaldıkça, yağmur şemsiyelerine talebin de buna paralel yok olduğu yönünde. Binaların otoparkları arasında otomobillerle mekik dokunan bir yaşamda şemsiyeye yer kalmamış gibi görünüyor. Bu nedenle Türkiye’de yağmur şemsiyesi üretimi yaklaşık 5 yıldır yapılmıyor. Ürünlerin tamamı Çin’den ithal ediliyor.

Diğer yandan şemsiye, icadı itibarıyla zaten yağmuru hedef alan bir ürün değil. MÖ 1200’lerde Mısır’da görülen ilk kullanımının güneşten korunmak üzere olduğu kayıtlarda belirtiliyor. Oradan Roma’ya geçen bu aksesuvarın yapımında genellikle papirüs ve yaprak kullanılmış. Şemsiyeyi yağmur için kullanan ilk millet ise Çinliler. Kağıdı reçineleyerek suya dayanıklı hale getiren Çin, ürüne bugün de dünya çapında hakim olmayı sürdürüyor. Batı dünyasında yağmur şemsiyesine 16’ncı yüzyıldan itibaren İngilizlerin damga vurduğunu söylemek de yanlış olmaz. Yine de orada bile kelimenin kökenini oluşturan “umbra” latince gölge anlamına geliyor. Yani mesele her zaman güneşten kaçınmayı ifade etmiş. Güneşten korunmak için şimdi şemsiyeyle dolaşan pek yok. Ancak evler, dükkanlar, işyerleri gibi yaşam alanlarında güneş ve yağmura karşı kapalı alan oluşturmak üzere ciddi bir endüstri oluşmuş durumda. Türkiye’deki sanayi bu anlamda belli bir etkiye sahip. Dünya çapında fuarlara katılan firmalar, yıllık 3 milyar TL’ye yakın pazarı oluşturuyor.

Üstelik yaz-kış sezonu diye bir farkın da kalmadığı belirtiliyor. Şu sıralarda kış bahçeleri gibi hazırlıklar nedeniyle oldukça yoğun olan güneş şemsiyeleri ve pergole gibi sistemlerin üreticileri “Başımızı kaşıyamıyoruz” diyorlar. Peki, tente ya da güneş şemsiyesi gibi bu koruyucu sistemleri alırken, kullanırken bilmemiz gerekenler neler? İşin inceliklerini Kalite Tente’nin patronu Ramazan Karaer anlattı…

1- REFERANSI OLAN FİRMALARA YÖNELİN

Tente ya da güneş şemsiyesi alırken mutlaka kullanılan kumaşa dikkat edin. Çabuk solan, yıpranan kumaşlar yapılan yatırımın çabucak heba olmasını sağlar. Bu sektörde en büyük sıkıntı söylenilen malzemenin gerçekten kullanılıp kullanılmadığının asla tüketici tarafından bilinememesidir. Çünkü bunu denetleyen, kontrol eden bir yapı yok. İthal brandalar tercih edilir genellikle ama tüketici bunun dükkanda seçtiği ürün olup olmadığını anlamakta zorlanır. Bugün Ferrari kumaş kullanılan sistemler bile var. Bu sektör referans ve güvene dayalı yürüyen bir sektör. O nedenle referansı olan firmalara yönelmek daha doğrudur.

2- MEKANİZMAYA DEMİR YÜKLENMEMELİ

Güneş şemsiyesi sistemlerinin, özellikle de tente, pergole gibi olanların en önemli noktalarından biri de mekanizmasıdır. Brandanın kalitesi gibi mekanizma da yatırımın ömrünü belirler. Mekanizma genellikle alüminyumdan yapılmış gibi görünür ancak o alüminyum görüntüsünün içinde demir mi var, nasıl bir malzeme kullanılmış bu çok önemlidir. Çünkü hem ağırlığı etkiler hem güvenliği hem de ürünün ömrünü. Yine brandada olduğu gibi tüketici bunu anlayamaz. Ancak alüminyumdan kesit alınarak inceletilirse anlaşılabilir. Burada da güvene dayalı bir sistem vardır. Mekanizmada bir kayış sistemi vardır. Bunu da sorgulamak gerekir.

3- MOTORLAR İTHAL GELİYOR

Bu sistemleri çalıştıran en önemli unsur elbette motoru. Sektöre bakıldığında genellikle motorların yurtdışından geldiğini görürsünüz. Büyük kısmı da Çin’den geliyor. Sektörde denetim olmadığından herkes her şeyi üretip satabiliyor. Parçaların üzerinde “made in Turkey” gibi ibareleri görme şansınız varsa bakın ama genellikle ürün bitmiş geldiğinden bu pek mümkün olmaz. Bu nedenle yaklaşık 3 milyar liralık paraların döndüğü bu alanın daha yakından takip edilmesi gerekiyor. Çünkü malze menin kalitesi sorgulanmalı.

4- 10002 BELGESİNİ SORUN!

Sektörde denetim yok derken elbette bazı standartlar ve belgelendirmeler bu ürünler için de geçerli. Tüketicinin kendini güvenceye alması için en azından bu belgeleri sorgulamasını öneriyoruz. ISO 9001 gibi belgeler de önemli ama bu işin asıl önemli belgesi ISO 10002’dir. Bu, müşteri memnuniyetini belgeler. Yani bir tür referanstır. Ayrıca ürünlerin sertifikaları da sorgulanmalıdır. “Bana açılıp kapansın yeter” diye bakılınca bu sorgulamalar yapılmıyor. Ancak öyle müşteriler var ki tek seferde milyonluk proje yapılıyor. Bu pazarın daha yakından izlenmesi gerekiyor.

5- TAZYİKLİ SUYLA YIKAMAYIN

Pahalı bir güneş koruma sistemi ya da kış bahçesi kurdunuz, bakımı nasıl yapılacak? Öncelikle aldığınız sistemin 3 yıllık garantisi olduğuna dikkat edin. İyi bir yalıtım içermesi çok önemli. Bu nedenle bakımın birinci kuralı her yıl silikonların yenilenmesi. Yalıtım için bu çok kritik nokta. Aldığınız firmanın yetkili servis ağına mutlaka dikkat edin. Temizlerken tazyikli su kullanmamanız gerekiyor. Temiz bezlerle silinmesini öneriyoruz. Bunun dışında çok kar yağdığında yükü taşıyamayacağı için mutlaka üzeri temizlenmeli. Beş yılın sonunda ise brandaların değiştirilmesi gerekebilir. Eğer iyi bakılırsa bu ürünlerin 10 yıla yakın kullanılması mümkün. Sadece kirlenirler, başka sorun çıkarmazlar.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar