Sert kış geliyor
Eylül geldi hoş geldi. Uluslararası siyasetin durağanlığı ve tatili bitti. Gerçi bu yazı da Trump sağ olsun, diğer yazlar gibi boş geçirmedik. Ama asıl hareket ve hararet şimdi başlıyor. Bir kere Amerika’daki ara seçimlere az kaldı. Bu seçimler Amerika’daki siyasi dengeleri muhtemelen kökten değiştirecek. Görüntü o ki Cumhuriyetçilerin kongre kontrolü, en azından Temsilciler Meclisinde bitecek. Bu süreç, başta Trump’ı, akabinde tüm Cumhuriyetçileri büyük gerginliğe sürüklüyor. Bu gerginliğin yarattığı kararsızlık ve gerginlik ister istemez dış politikaya yansıyacak. Zaten barış söylemleriyle geçen Amerika, İsrail, İran krizi ayın son günü Amerika’nın yaptığı saldırı ile yeniden hararetlendi. Bu süreç belli ki ekonomik yaptırımlarda üstüne binince daha da sertleşerek devam edecek.
Ayda bir aldığımız Ukrayna Rusya’yı vurdu, Rusya Ukrayna’yı vurdu haberleri aynı belirsizlik ve birbirini ölçmelerle devam edecek. Rusya’da ya da Ukrayna’da normal dışı bir değişiklik olmazsa yeni yılda biraz daha sertleşme göreceğimizi tahmin ediyorum. Çözümsüzlüğün daha da derinleştiği belirsizliğin daha da arttığı Rusya, Ukrayna süreci Avrupa’nın tavrına göre yeni hikâyeleri içerisinden çıkartabilir. Ortadoğu’da, İsrail’in önce Filistin ki kastım sadece Gazze değil, Batı Şeria’yı da kastediyorum, yarattığı saldırganlık Lübnan’ı ve Suriye’yi zorlamaya devam edecek. Netanyahu’nun seçimlerinin nasıl neticeleneceği bu süreçlerin istikametini belirleyecek.
Tahminim, bu eylül sonrası Amerika, Çin hattında büyük gelişmeler yaşanacak. Bu gelişmeler ekonomik bir gerginlikle başlayıp Çin’in yakın coğrafyaya dönük bazı hamleleri ile daha da sertleşebilir.
Latin Amerika’da ve Venezuela’da Amerikan karşıtı gösteriler Venezuela siyasetini gerginleştirebilir. Petrol konusunda Amerika’dan gelen açıklamalar Venezuela’da bariz bir muhalefet hareketini körükleyebilir. Anti-Amerikancı gösteri ve hareketler önümüzdeki günlerde Venezuela siyasetini yeniden şekillendirebilir.
Trump’ın, Panama ve Grönland taleplerine Hürmüz iddialarına, Amerika’daki yılardır süregelen coğrafi isim değişikliklerine yenileri eklenebilir. Trump’ın her iç politika gerginliğini dış politika söylemleriyle yönetme süreci enteresan bir noktaya taşınabilir.
ABD- AB gerginliği artarak devam edecek
Amerika ve AB ilişkilerinde yaşanan gerginliğin artarak devam edeceğini düşünüyorum. Bu sadece NATO gibi askeri temelli değil ekonomik olarak da Atlantik ilişkilerini gerecektir. Bu gerginliğin yarattığı yeni ittifak arayışları ve askeri yatırımlar Avrupa siyasetinin geleceği açısında büyük değişikliklere gebe.
Uzak doğudan, Latin Amerika’ya, Ortadoğu’dan, Afrika’ya, Avrupa’dan, Kuzey Amerika’ya bizi gergin bir kış bekliyor. Ama kasım sonrası ortaya çıkacak tablo ocak ayı itibari ile resmen şekillenecek. Amerikan siyasetinin yeni yaklaşımları ve pek tabi ki 2028 seçimlerinde son düzlüğe giren Amerikan siyaseti ister istemez tüm dünyanın dinamiklerini yeniden belirleyecek.
Herkesin aklındaki soru şu. Trump sonrası ilişkiler düzelir mi? Sevdiğim bir laf vardır onu alıp uluslararası siyasete uyarlamak mümkün “Dünya kışı geçirir, yediği yazı unutmaz”.