Sesli düşünme zamanı

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

Geçtiğimiz hafta piyasalar açısından mevsimselliğin nasıl can sıkıcı bir gelişme olduğu konusuna değinmiştik. Genel olarak koşullarda pek fazla bir değişiklik yok. Hacimler düşük seyirde devam ederken, yakın dönem ortalamalarından da aşağı yönde sapıyor. Tek bir farkla: Risk iştahını koruma isteği hep bir adım önde, hep ağır basıyor. Bu da koşulların finansal anlamda gevşek seyrine zemin hazırlıyor. Likiditenin bir yerden diğerine hareketi çok sert olmuyor. Dikkat: Hareket olmuyor demedim; çok sert olmuyor.                 

Devam edelim. Neredeyiz? Global fonlar üzerinden hisse ve borçlanma senetlerine haftalık bazda en az 20 milyar dolar düzeyindeki akış devam ediyor. Özellikle bu yıl altını birçok kez çizmeye çalıştığımız realiteden sapma da yok: Gelişmekte olan ülkeler Mayıs 2013’teki zayıf pozisyonda değiller. Hangi anlamda? Öncelikle fon akımları tarafında. Bir diğer olumlu yanları da cari dengelerinin o dönem ölçeğinde zayıf seyretmemesi. Önemli mi? Evet.                  

Küresel fonların seyri genel likidite açısından kritik. Evet, hacimler düşük olmasına düşük ama trafiğin bir şekilde devam etmesini önemsemek gerek. EPFR’den IIF datalarına dek bu düşünceyi teyit eden farklı rakamlar mevcut. Yazıyı daha kalabalık hale getirmemek için detaylara girmeye yok. Elbette dönemsel ayrışmalar olmuyor değil. Mesela son 2 haftadır GOÜ FX cinsi borç senetlerinde yaşanan çıkış, lokal kağıtlara giriş gibi. Nedir? Tek bir gerçek olmadığı kuralı işlemeye devam ediyor.                   

Varlık alım programının azaltılacağı fikri Fed nezdindeki tartışmalardan daha tabana, yani yatırımcı projeksiyonlarına çoktan inmiş durumda. Kanıksama gerçekleştikçe volatilitenin boyu da azalıyor. Geriye kalan ise haber akışını yönetebilme kabiliyeti oluyor. Şu anda yaşadığımız tam olarak bu. İleride varılacak hedef belli iken yol üstünde karşılaşılan değerlendirmeler kısa süreli dalgalanma yaratsa da su bir şekilde duruluyor. Nedir? Kanıksama süreci içerisinde olduğumuz gerçeğidir.                 

Bu köşedeki son yazıda piyasa katılımcıları açısından 2 kritik başlığın odak noktası haline geldiğine değinmeye çalışmıştık. i) Jackson Hole Sempozyumu ii) Eylül FOMC toplantısı. Birinci kısım için sürpriz olmayacağı, en az 1 istihdam piyasası verisi daha görmek istendiğini biliyoruz. Belki de inanıyoruzdur. İkinci seçenek içinse hafta ortasında takip edilecek olan Temmuz toplantısına ait tutanaklar önem arz ediyor. Artık katılımcıların ‘tapering’ tartıştıklarını bilmesine biliyoruz da boyut ve zaman üzerine yaptıkları akıl yürütmelere dair resmi bir şey henüz elimizde yok. Üyelerin basına yaptıkları açıklamalardan puzzle tamamlamaya çalışıyoruz. Orada da pek konsensüs yok gibi duruyor.                

Peki, bu esnada lira ve cinsinden değerlenen varlıklardaki fiyatlamanın teması ne oluyor? Bir yanda beklentiler, bir yanda bugünün gerçekleşmeleri var. TCMB’ye dair son çeyrek faiz indirimi beklentileri en azından konsensüs olarak ve boyutu daralmış vaziyette masadan kalkmış değil. Belirli dönemlerde zamanlama açısından daha erken bir adımın gelebileceğine dair tartışmalı açıklamalar ise lira çaprazda fiyatlamaları mevcut bant aralığının üst kısmına doğru zorluyor. Aynı durum CDS için de geçerli. 380-400bp aralığına öylesine bir sıkışma var ki son 3-4 ayın ortalamaları yine buralarda oluşuyor. Bant aralığı demek volatilite düşüşünü de yanında getirdiğinden paritede beklenen oynaklıklar kısa (1 hafta) ve orta (3 ay) vadelerde Haziran sonu seviyelerine kıyasla sırasıyla 19bp ve 13bp (Cuma kapanışı itibarıyla) düşük seyrediyor. Turizmdeki toparlanma, yaz aylarının getirdiği döviz arzı, kısa vadeli yükümlülüklerin Kasım ayına dek düşük seyri, dağılımı tartışılmakla birlikte resmi rezervlerdeki yükseliş ve düşük yabancı payı nedeniyle çıkışların eskisi ölçeğinde sert olmaması gibi başlıkları da üst üste koyduğumuzda üçüncü çeyrek performansı lirada yüzde 2, BIST 100’de ise yüzde 7 primlenmenin önünü açıyor. Tabi bu hafta tamamlanacak olan BIST bilanço sezonunu ve yarattığı fiyatlama iyimserliğini de unutmayalım.               

Şimdi bir sonraki en kritik adım ciddi bir politika hatası yapılıp yapılmayacağı sorusunun yanıtı olacak. Mevcut bant aralıkları ve bir şekilde iyimserliğin korunuyor olması yapılmayacağı fikrinin ağır bastığını düşündürüyor. O vakit dış alemdeki koşulları da gözeteceğimiz çerçevede Türk varlıklarının sahip olduğu iskontoların biraz daha kapanmasını beklemek yanlış bir fikir gibi durmuyor. İhtiyacımız olan gerçekten sabırlı olmak ve politika hatası yapmamak.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kimin yol haritası? 28 Eylül 2021
Beklentiler ve iletişim 14 Eylül 2021
Rotada sapma yok 10 Ağustos 2021
Yol haritasının mesajları 03 Ağustos 2021