Seviyorum şu işgücü istatistiklerini!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

İstihdamla ilgili olarak dün açıklanan veriler içinde bulunduğumuz günün gerçeklerini tabii ki yansıtmıyor. Kısa çalışma ödeneği uygulaması ile işten çıkarma yasağının kaldırılması durumu tümden değiştirdi. Yeni tabloyu görmek için 10 Eylül'ü bekleyeceğiz.

TÜİK’in dün açıkladığı mayıs ayına ilişkin işgücü istatistikleri beni yıllar öncesine götürdü. Gazeteciliğimin ilk dönemi diyebileceğim yıllar, 1980'lerin ortaları... Emisyon hacmi nedense pek önemsenir ve biz de o dönem çalıştığım Anka Haber Ajansı’nda bunun haberini yapardık. Ancak emisyonu öyle bugünkü gibi neredeyse günü gününe izlemek mümkün mü; emisyon hacmini Merkez Bankası’nın haftalık vaziyetinde görür ve öyle haberleştirebilirdik. Haftalık vaziyet de iki hafta öncesindeki durumu gösterirdi. Son yıllarda, hele hele pandemi döneminde tümüyle unuttuğumuz toplantılar, kokteyller olurdu ve orada bürokratlarla sohbet ederdik. Böyle bir organizasyonda Merkez Bankası başkan yardımcılarından biri, “Siz emisyonu yazıyorsunuz ama yazdığınız tutar haberin çıktığı gün itibarıyla tümüyle değişmiş oluyor” demişti. “Boş yere yazıyorsunuz” demeye getirmişti aslında ama yapabilecek başka bir şey yoktu.

Temmuz tablosu çok farklı

TÜİK dün mayıs ayının işgücü istatistiklerini açıkladı. Biz temmuzdayız. Normalde verilerde aşırı oynaklığa yol açacak gelişmeler yaşanmıyorsa bu gecikmenin hiçbir sakıncası yok tabii ki. Ama özellikle temmuzda çok önemli gelişmeler söz konusu oldu. Kısa çalışma ödeneği uygulaması ile ücretsiz izin uygulaması, yani işten çıkarma yasağı sona erdi. Son veriler kısa çalışma ödeneğinden 1.2 milyon, işten çıkarma yasağından ise 1 milyon kişinin yararlandığını gösteriyordu.

Dolayısıyla mayıs ayının işgücü istatistikleri, içinde bulunduğumuz günlerin gerçeğinden tümüyle kopuk. Bu yüzden de temmuz gerçeğini yansıtmaktan çok uzak olan mayıs ayının istatistiklerini öyle fazla fazla irdelemek doğrusu pek anlamlı görünmüyor.

Zaten ortada irdelenecek, detaylı olarak masaya yatırılacak öyle önemli bir veri seti de yok ki...

Ancak bizim bir türlü anlam veremediğimiz, birilerinin anlamlandırma başarısı gösterip gösteremediğini de bilemediğimiz bazı gelişmeler her zamanki gibi yine de yaşanıyor ama... Neler mi, bir kez daha sormanın sakıncası yoktur...

Örneklerimizi mevsim etkisinden arındırılmış verilerden yola çıkarak verelim de kimse “Mevsim etkisi, mevsim” diye adeta feryat ederek ortaya çıkmasın.

DÖRT ANA KONUDA DÖRT SORU

● Bir önceki aya göre olmak üzere sektörü de normale döndü ocak, şubat, mart aylarında 624 bin, 291 bin ve 640 bin artan, nisanda 9 bin kişi de olsa artış gösteren işgücü, mayısta ne oldu ve nasıl oldu da 481 bin kişi azaldı?

● İstihdam edilenlerin sayısı ocak, şubat ve martta 558 bin, 64 bin ve 577 bin arttıktan sonra nisan ve mayısta ne oldu da 196 bin ve 216 bin kişilik düşüş gösterdi.

● İlk dört ay boyunca sürekli bir artış eğilimi sergileyen, dört aylık artışı 561 bini bulan ve nisanda 4.5 milyonu aşan işsiz sayısında mayısta 265 bin kişilik düşüşün nedeni için kimseyi yormayalım, bu nedeni biz söyleyelim. Çalışmak isteyen azalınca, yani işgücüne dahil olmayan nüfus artınca tabii ki işsiz sayısı da azaldı.

● Geliyoruz önemli soruya. Hatırlayan okurlar çıkacaktır; geçen yıl bir ara ekonomik kriz böylesine derinken, çalışma çağındaki nüfus artıyorken, işgücüne dahil olmayan nüfusun artışını izah edene bir günlüğüne köşemi açacağımı söylemiştim ya, malum konu yine depreşti gibi. İşgücüne dahil olmayanlar ocakta 528 bin, şubatta 205 bin, martta 561 bin kişi azalmıştı; artık insanlar iş peşindeydi ve nasıl oluyorduysa bu insanlara da iş bulunuyor, böylece işsizlik oranı yerinde sayıyordu. Nisana geldik, 78 bin kişi işgücünden çıktı, “Çalışmak istemiyorum” dedi. Bu, önemli bir sayı değil. Ama mayısta çalışmak istemediğini belirterek işgücüne dahil olmayanların sayısında tam 566 bin kişilik artış oldu. Piyangodan para öyle yarım milyonu aşkın insana birden çıkmaz! Bu verilerde mevsim etkisi de yok. 566 bin kişi niye çalışmaktan vazgeçti, bilen ya da bunu izah edebilen var mı?

10 EYLÜL’DE TAKKE TÜMÜYLE DÜŞECEK

Girişte de vurguladık ya, dün açıklanan veriler aslında bilindik serinin arada yalpalayan detaylarından ibaret. Siz asıl 10 Eylül Cuma gününü bekleyin!

O gün geldiğinde temmuzun tablosu çıkacak ortaya.

Kısa çalışma ödeneği uygulamasının ve işten çıkarma yasağının sona ermesinin işgücü istatistiklerinde yapmakta olduğu tahribatın boyutu gözler önüne serilecek.

Zaten mayıs ayı itibarıyla bir anlamda geniş tanımlı işsizlik oranı olarak da okunan, TÜİK’in atıl işgücü oranı diye nitelediği oran yüzde 27.2 düzeyinde.

Bakalım iki ay sonra nasıl bir veri seti çıkacak karşımıza...

NORMALLEŞMEYLE BİRLİKTE KONUT SEKTÖRÜ DE NORMALE DÖNDÜ

Konut satış ve devrinde haziran ayında sanki normale dönüldü. Mayısa göre olan hızlı canlanmayı abartmanın anlamı yok; her alanda bir canlanma zaten söz konusu.

Mayıstaki sıkı kapanma konut satış ve devirlerinin tarihi dip seviyelere inmesiyle sonuçlanmıştı. Öyle ki mayıs ayı boyunca ilk el satış yalnızca 18 bin olmuş, ikinci el devir de 41 bin düzeyinde gerçekleşmişti.

Haziranla birlikte piyasalar normale dönmeye, ertelenen harcamalar ve yatırımlar yapılmaya başlandı. Konut sektörü de bu canlanmadan haliyle etkilendi.

TÜİK’in Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kaynaklı verilerine göre mayısta 18 bin olan ilk el satış geçen ay 40 bine tırmandı. Yine mayısta 41 bin düzeyinde gerçekleşen ikinci el devirler ise haziranda 95 bine ulaştı.

Geçen yıl ölçü değil

Konut satış ve devri her ne kadar mayısa göre kayda değer bir artış göstermişse de geçen yılın haziranının yine de altında. Ne var ki, koşulların çok çok farklı olduğu iki haziranı karşılaştırmak doğru değil.

Geçen yıl haziranda kamu bankaları devreye sokularak ekonomik izahı olmayan çok avantajlı konut kredisi uygulamaya konulmuş ve bunun etkisiyle çok yüksek bir satışa erişilmişti. Bu tablo temmuzda ve kısmen ağustosta da sürmüş, sonrasında ise sektör daralmaya başlamıştı.

Dolayısıyla konut sektörünün performansta geçen yılın haziran ve temmuz aylarının gerisinde kalması gayet normal. Çünkü o aylar normal dışıydı.

Ne geçen yılın haziran ve temmuzundaki 190 bin ve 229 binlik ilk el satış ve ikinci el devir toplamı normali gösteriyordu, ne bu yılın mayısındaki 59 bin...

Şunu söylemek en doğrusu galiba. Konut sektörü bu yıl hazirandaki satış ve devirle normalini buluyor gibi görünüyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar