SGK’nın mali dengesi ve emekli gelirleri: Fazlanın arkasındaki gerçek
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yayımladığı 2025 yılı mali verileri, sosyal güvenlik sistemi açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Uzun yıllardır bütçe açıklarıyla tartışılan sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesi ilk kez belirgin biçimde fazla verir hale gelmiş durumda.
SGK verilerine göre kurumun 2025 yılı toplam gelirleri 5 trilyon 599 milyar 66 milyon TL, toplam giderleri ise 5 trilyon 563 milyar 325 milyon TL olarak gerçekleşti. Böylece sosyal güvenlik sistemi yılı 35 milyar 741 milyon TL fazla ile kapattı.
Aylık bazda bakıldığında da benzer bir tablo görülüyor. 2025 yılı Aralık ayında SGK’nın toplam geliri 618 milyar 659 milyon TL, giderleri ise 509 milyar 243 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu durum gelirlerin giderlerin üzerinde seyrettiğini ve mali dengenin artı verdiğini gösteriyor.
Ancak sosyal güvenlik sisteminin fazla vermesi kendi başına değerlendirilmesi gereken bir konu. Çünkü sosyal güvenlik kurumları klasik anlamda kâr amacı güden kurumlar değildir. Bu nedenle ortaya çıkan mali fazlanın nedenleri ve sonuçları doğru analiz edilmelidir.
Gelir tarafındaki güçlü artış
SGK’nın 2025 yılı gelir yapısına bakıldığında en büyük payın prim gelirlerinden oluştuğu görülüyor.
2025 yılı itibarıyla:
* Prim gelirleri: 4 trilyon 47 milyar TL
* Devlet katkısı: 880 milyar TL
* Prim dışı diğer gelirler: 663 milyar TL
Toplam gelir böylece 5,6 trilyon TL seviyesine ulaşmıştır.
Prim gelirlerindeki artışın arkasında birkaç temel faktör bulunuyor:
1-Asgari ücret ve ücret artışları: Ücret seviyelerindeki yükseliş prim matrahını büyüttü.
2-Sigortalı sayısındaki artış: SGK verilerine göre kayıtlı çalışan sayısı yaklaşık 26 milyon seviyesine ulaştı.
3-Prim oranındaki değişiklik: Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası prim oranı 1 puan artırıldı.
4-Borçlanma ve isteğe bağlı sigorta ödemeleri: Bu kalemlerde de önemli artışlar gerçekleşti.
Bu gelişmeler sonucunda SGK’nın gelirleri yaklaşık yüzde 30’un üzerinde artış göstermiştir.
Emekli ödemelerindeki artış daha sınırlı kaldı
Gelir tarafındaki bu güçlü artışa karşılık gider kalemlerinin en büyük bölümünü oluşturan emekli aylıklarındaki artış daha sınırlı kaldı.
2025 yılı başında yapılan düzenlemelerle:
* SSK ve Bağ-Kur emeklilerine %12,19
* Memur emeklilerine %18,6 oranında artış yapılmıştır.
En düşük emekli aylığında ise yaklaşık %18.4 artış gerçekleşmiştir.
Bu oranlar birlikte değerlendirildiğinde emekli aylıklarındaki ortalama artışın %14–15 civarında olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla SGK’nın gelirleri yaklaşık %30 civarında artarken, emekli aylıklarındaki artış bunun yaklaşık yarısı seviyesinde kalmıştır.
Bu durum doğal olarak kurumun gelir-gider dengesinin fazla vermesinde önemli rol oynamıştır.
Emekli gelirleri ve yaşam maliyetleri
Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminden emekliler, dul ve yetimler dahil yaklaşık 17 milyon kişi aylık almaktadır.
Bugün ortalama emekli aylığının yaklaşık 23–24 bin TL seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir.
Ayrıca emekli gelirlerinin dağılımı da dikkat çekicidir. Mevcut veriler emeklilerin yaklaşık %90’ının 25 bin TL’nin altında aylık aldığını, yalnızca %10’unun bu seviyenin üzerinde gelir elde ettiğini göstermektedir.
Ancak yaşam maliyetleri bu seviyelerin oldukça üzerindedir.
2026 yılı Şubat ayı itibarıyla açıklanan güncel verilere göre:
* Açlık sınırı (4 kişilik aile): 32.365 TL
* Yoksulluk sınırı (4 kişilik aile): 105.424 TL
* Bekâr bir çalışanın yaşam maliyeti: 41.900 TL
Bu veriler emekli gelirleri ile yaşam maliyetleri arasındaki farkın önemli ölçüde açıldığını göstermektedir.
Ortalama bir emekli aylığı:
* Açlık sınırının yaklaşık 9–10 bin TL altında,
* Bekâr bir çalışanın yaşam maliyetinin yarısından daha düşük,
* Yoksulluk sınırının ise dörtte biri seviyesindedir.
Bu durum emeklilerin önemli bir bölümünün gelirinin temel yaşam maliyetleri karşısında oldukça sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır.
Uluslararası uygulamalar
Avrupa’daki sosyal güvenlik sistemleri incelendiğinde kurumların temel amacının mali fazla yaratmak olmadığı görülmektedir.
Örneğin Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde sosyal güvenlik sistemleri zaman zaman açık verebilmektedir. Bu açıklar kamu bütçesinden yapılan transferlerle desteklenir. Bu durum sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak kabul edilir.
Bu sistemlerde temel amaç mali fazla değil, yaşlı nüfusun gelir güvenliğinin sağlanmasıdır.
Dolayısıyla sosyal güvenlik sistemlerinin başarısı yalnızca mali dengeleriyle değil, aynı zamanda sağladıkları sosyal koruma düzeyiyle değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak:
SGK’nın 2025 yılı mali sonuçları sosyal güvenlik sisteminin gelir tarafında önemli bir güçlenme olduğunu göstermektedir. Ancak bu tablo aynı zamanda emekli aylıklarındaki artışların gelir artışına kıyasla daha sınırlı kaldığını da ortaya koymaktadır.
Ortaya çıkan mali fazla, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte sosyal güvenlik sisteminin temel amacının mali fazla üretmek değil, vatandaşlara yeterli bir sosyal güvence sağlamak olduğu unutulmamalıdır.
2026’da Sosyal Güvenlik Sistemi daha yüksek rakamlarda fazla verecek gibi gözükmektedir. 2026’da gelirler giderlerden oldukça fazla olacaktır.
Bir taraftan GSYH’ya oranla SGK’ya bütçe transferi oranları düşmekte diğer taraftan SGK’nın bütçe fazlası vermesinin tek bir nedeni var o da düşük emekli maaşlarıdır. Bu nedenle sosyal güvenlik sisteminin değerlendirilmesinde yalnızca mali dengeler değil, aynı zamanda emekli gelirlerinin yaşam maliyetleri karşısındaki durumu da dikkate alınmalıdır.