Shanghai İşbirliği Örgütü’nün Semerkant’ta buluştuğu merkezde bizim imzamız var

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

1946 yılında Arup adlı mühendislik-teknik danışmanlık ofisini kuran Danimarkalı mühendis Ove Arup’un ilk imza attığı işlerden biri Londra’daki hayvanat bahçesindeki “penguen rampası” oldu.

O dönemde çok ses getiren “penguen rampası” projesi, Arup’a büyüme, dünyanın farklı ülkelerine uzanma yolunu açtı. Ove Arup’un mühendislik-teknik danışmanlık açısından imza attığı projeler arasına Sidney (Avustralya) Opera binası da girdi.

33 ülkede, 89 ofiste faaliyet gösteren, kadrosunda 16 bini aşkın plancı, tasarımcı, mühendis ve danışman bulunan Arup’un 1990’da Türkiye’de ofis açmasını Hamdi Ataoğlu sağladı.

İnşaat mühendisi Hamdi Ataoğlu, Londra’da Arup’ta bir dönem çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönerken aklı, şirkette kaldı. 1982’den itibaren Türkiye’de Özal Hükümeti’nin devreye aldığı otoyol projelerine mühendislik-teknik danışmanlık hizmet veren Arup, Ataoğlu’nun ısrarı ile İstanbul’da doğrudan ofis açtı.

Hamdi Ataoğlu, 1990-2014 döneminde Arup Türkiye’nin Genel Müdürlüğü’nü yürüttü. 2014 yılında görevini, 1990’da ilk işine Arup’ta başlamış olan Serdar Karahasanoğlu’na devretti.

Serdar Karahasanoğlu, Arup Türkiye Direktörlerinden Tülay Hatırnaz ve Direktör Yardımcısı Maral Mitilyan ile buluştuk.

Karahasanoğlu, Arup’un know-how’ını Türkiye’ye taşımaya çalıştıklarını belirtti:

-          Arup’un know-how’ı ile yerel uzmanlık ve birikimi harmanlayıp hizmet veriyoruz. Ford Otosan’ın Ar-Ge Merkezi’nden Konya’daki Tropikal Kelebek Bahçesi’ne, İstanbul Modern’den Kanyon’a, Koç Üniversitesi’nden Marmaray’a kadar farklı projelere imza attık.

Ford Otosan’ın Gölcük’teki fabrika inşaatının ilk günlerini anımsadı:

-          1999 Gölcük Depremi sonrası mühendislik-teknik danışmanlık için bizi davet ettiler. “Hazırlayacağımız raporu önceki danışman firma aleyhinde kullanmanızı istemeyiz” kuralıyla işi aldık. Sondaj yaptık, arazide yoğun alüvyon çıktı. Proje ona göre yeniden düzenlendi.

Tülay Hatırnaz araya girdi, projelerden örnekleri sürdürdü:

-          Les Ottomans Otel, Toyota Otomotiv Merkezi, Sabiha Gökçen Havalimanı, Gelibolu Anıt Alanı, Ankara-Niğde Otoyolu, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, imzamız olan projeler arasında yer alıyor. İmza attığımız büyük projelerin sayısı 100’ü aşıyor.

Maral Mitilyan sözü aldı:

-          Birleşik Krallık Dışişleri’nin yürüttüğü “Küresel Geleceğin Şehirleri Programı” kapsamında Bursa’nın Akıllı Şehre Dönüşümü, Ankara Bisiklet Masterplanı, İstanbul Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik ve Katılımcı Şehir Planlama Modeli’nin yüklenici ortağıyız.

Konuyu biraz daha açtı:

-          Küresel Geleceğin Şehirleri Programı, sürdürülebilir kentsel büyümeyi ve küresel refahı desteklemek amacıyla Birleşik Krallık Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi (FCDO) tarafından yürütülen bir teknik destek programıdır.

Programın Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşılmasına katkıda bulunduğunu vurgulayıp ekledi:

-          Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimler Programı (UN-Habitat) ile stratejik ortaklık içinde yürütülüyor. Program, sürdürülebilir büyüme yoluyla kapsayıcı ekonomik büyümeyi artırmayı, yoksulluğu ve cinsiyet eşitsizliğini azaltmayı hedefliyor.

Karahasanoğlu, devrede oldukları masterplanlar üzerinde durdu:

-          İstanbul Havalimanı, Semerkant Masterplanı, Taşkent Masterplanı, Teknopark İstanbul Masterplanı, İzmir Kemeraltı Masterplanı.

“Shanghai İşbirliği Örgütü”nün bu yılki zirvesinin Semerkant’ta (Özbekistan) gerçekleştiğine dikkat çekti:

-          Zirve, master planını hazırladığımız, baştan sona tüm inşaat sürecini yürüttüğümüz Semerkant Kültür Merkezi’nde gerçekleşiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 16 Eylül 2022 Cuma günü (bugün) orada gerçekleşecek zirve yemeğine katılıyor.

Semerkant Turizm Merkezi’nin şehrin doğu kanadındaki Kürek Kanalı’nı çevrelediğini kaydetti:

-          260 hektar alana yayılan merkez, 3, 4 ve 5 yıldızlı otelleri, kongre merkezi, kamusal alanları, ticari amaçlı mekanları, meydan ve yeşil alanlarıyla önümüzdeki dönemde birçok önemli toplantıya ev sahipliği yapacak gibi görünüyor.

Şu noktanın altını çizdi:

-          Arup Türkiye, daha çok içeriye hizmet veriyor gibi görünse de etki alanımızda Orta Asya, Türki Cumhuriyetler ve Balkan ülkeleri var. Örneğin, Özbekistan’daki projeleri Arup’a biz kazandırdık.

Ülkemizde mühendislik-teknik danışmanlık hizmetleri, müteahhitlik sektörünün içinde yüzde 1-2’ler düzeyinde kalsa da Arup, 1982’de otoyollarla girdiği, 1990’da ofisiyle yerleştiği Türkiye’de büyük oyuncu olarak öne çıkıyor.

Arup Türkiye, büyüklük olarak Avrupa’da ilk 4-5 arasında yer alıyor…

İşe yeni başlayan hemen hisse sahibi olabiliyor

ARUP’un kurucusu Ove Arup, 1970’lerde ekibini topladı, şirketle ilgili planını paylaştı:

-          Arup, bir vakıfa dönüşecek. Arup’un şirket anayasasına, “Arup’un sahibi çalışanlarıdır” yazılacak.

Arup Türkiye Genel Müdürü Serdar Karahasanoğlu, şirketin yapısını şöyle anlattı:

-          Arup’ta kurucu aile dahil, kimse büyük hissedar değildir. Arup’ta her işe giren hisse sahibi olur. Terfi ve kıdem yoluyla hisse oranı artar. Ancak, ayrılırken hissedarlık biter.

Arup Türkiye Direktörlerinden Tülay Hatırnaz, şirketin 3 vakfının olduğunu belirtti:

-          İngiliz kanunlarına göre kurulmuş vakıflarda parayı yönetenlerin oy hakkı olmaz, oy hakkı olanlar da parayla ilgili söz sahibi değillerdir.

Arup’un borsaya kote olmadığını vurguladı:

-          Arup’un satılması da mümkün değildir.

‘Fısıldayan Oyun alanı’ Küçük Mustafapaşa Hamamı’nda sergileniyor

VUSLAT Doğan Sabancı’nın kurduğu “Vuslat Vakfı”ndan davet geldi:

  • Tarek Atoui’nin 17. İstanbul Bienali sergisinde yer alan eseri “Fısıldayan Oyun Alanı”nın ön gösterimine davetlisiniz.

Davet üzerine eserin sergilendiği Fatih’deki Küçük Mustafapaşa Hamamı’na gittim. Hamamın girişinde eserle ilgili bilgileri okudum. Tarek Atoui’nin altında şu isimler vardı:

  • Eric La Casa & yerel ses kayıtçıları Enis Çakar, Aslı Yalçın, Helin Koç & Tuğrul Gültepe.

Tarek Atoui’nin çalışmaları şöyle özetlenmişti:

  • Ses sanatçısı ve besteci Tarek Atoui’nin çalışmaları, müzisyenler enstrüman imalatçıları ve farklı alanlardan araştırmacılarla bir dizi işbirliğine dayanıyor.
  • Sanatçının yerleştirmeleri ve katılıma açık müzik performansları, sesin kulak dışındaki duyu organları tarafından nasıl algılandığını ve aynı zamanda, yarattığı akustik mekanların ve melez bestelerin tetiklediği diyalog olasılıklarını araştırıyor.

Atoui’nin Bienalde iki yapıtının bir araya geldiğinin altı çizilmişti:

  • Sanatçı, “Suların Tanığı”nda buluntu nesnelerin maddeselliğini kullanarak dünyanın dört bir yanında, kent içindeki rıhtımların seslerini inceliyor, kaydedip izleyiciye aktarıyor.
  • Atoui, Eric La Casave bir grup yerel ses kayıtçısıyla işbirliği içinde, İstanbul’un halen işler haldeki limanlarının ses dünyasını da araştırdı.
  • Sanatçının “Fısıldayanlar” serisinin bir parçası olan “Fısıldayan Oyun Alanı” ise Atoui’nin bir çocuk yuvasındaki eğitim pratiklerine, ses algılarına ve ses oyunlarına başvurarak yürüttüğü çalışmalardan yola çıkarak geliştirildi.

“Fısıldayan Oyun Alanı”, 17 Eylül-20 Kasım 2022 döneminde Küçük Mustafapaşa Hamamı’nda izlenebilecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar