Şimdi yeni şeyler söylemek lazım
Uzun zamandır merakla beklenen NATO zirvesi geride kaldı ve başta ABD ile ikili ilişkiler olmak üzere çok sayıda konuya dair daha müspet şeyler söyleyebiliyoruz. Özellikle ilk planda CAATSA yaptırımlarının kaldırılması adına gelen mesajlar önemliydi. Mevcut durumda ABD Başkanı Trump’ın yaptırımları kendi başına kaldırma yetkisi olmasa da, acil durum uygulamaları ile bu adımı atabilir. Diğer yandan bizim adımıza önemli gündem maddeleri olan F-35 programına yeniden dahil olma ve KAAN Jet motoru tedariki noktasında da gelen açıklamalar pozitif. Burada ABD tarafından kongrenin de onayı gerekmekle beraber, ABD yönetiminden olumlu bir jest gelebilir.
İyimserlik pamuk ipliğine bağlı
Jeopolitik risklerin yüksek kalmaya devam ettiği bu ortamda bu gelişmeler önemli. Türkiye’nin füze savunma sistemi satın alımı noktasında da Avrupa ile daha iyi bir noktaya geldiğini söylemek mümkün. Diğer yandan ABD ile İran arasında hava saldırılarının yeniden başlaması ve kısa bir sürede petrol fiyatlarının %10 yukarı gelmesi iyimserliğin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu göstermekte. Özellikle İran tarafından verilen karşılıklarda körfez bölgesinde yer alan ABD üslerinin hedef alınması daha geniş kapsamlı bir güvenlik sorununa işaret etmekte. ABD saldırılarının da İran’ın iç kesiminde yer alan tesisleri de hedeflemesi ateşkesin sona erme riskine işaret etmekte. Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin yeniden durma aşamasına gelmesi küresel ticaret ve tedarik zinciri açısından negatif. Yılın ikinci yarısında çok daha ılımlı bir enflasyon tahmini yapılırken, yolun o kadar açık olmayabileceği gözükmekte. Gıda ve enerji fiyatlarının yarattığı belirsizlik enflasyon öngörülerinde yanılma payının yüksek kalacağı anlamına gelmekte.
Yüksek teknoloji ihracatının payı artmalı
Bu gelişmelerin ışığında küresel piyasalara bakacak olursak, yine yüksek teknoloji üreten şirketlerin aslan payını elinde tuttuğunu görüyoruz. Başta ABD olmak üzere çip üreticileri, yarı iletken sektörü, yapay zekâyı şekillendiren şirketler ön planda kalmakta.
Uzakdoğu’da da Çin ve G. Kore bu pazara öncülük etmekte. Gelişen piyasalara olan fon akımları da daha ziyade bu sektörler üzerinden gerçekleşmekte. Dolayısıyla ülkemizin de burada söz sahibi olması adına yüksek teknolojinin ihracatımız içindeki payının artması şart gözükmekte. İlk planda savunma sanayi olmak üzere buraya doğru yapılan yatırımlar ve verilen teşvikler çok kısa sürede olumlu dönüşler yaratacaktır. Tabii ki neredeyse 90 milyona ulaşan nüfusun ve 1.6 trilyon dolarlık ekonominin bir anda buraya bütünüyle kanalize olması ve konvansiyonel düşük katma değerli ticaretten buraya adapte olması zor bir süreç, ama orta gelir tuzağından da başka türlü bir çıkışımız yok. İhracatımızı artırmak ve bunun ithalata olan bağımlılığını da kademeli olarak azaltmak durumundayız. Enerji tarafında fosil yakıttan yenilenebilir enerjiye doğru geçişi desteklemek ve genele yaymak da bu açıdan çok önemli katkı verecektir.