Şirketler de yorulur mu?
Şirketler de insanlar gibi yorulur mu? Benim cevabım evet. Bazı şirketler bunu uzun süre fark etmeden yaşar. Dışarıdan bakıldığında sektöründe adı bilinen, üretim yapan, hatta kâr eden bir yapı görülebilir. Fakat içeride başka bir gerçek vardır: enerji düşmüş, refleksler yavaşlamış, karar alma kalitesi bozulmuş, gelişme iştahı azalmıştır.
Bu durum özellikle 30-40 yıllık geçmişi olan, ikinci veya üçüncü kuşağın yönetimine geçmiş aile şirketlerinde sık görülür. Şirketin geçmiş başarıları güçlüdür; markası, müşterileri ve üretim kabiliyeti vardır. Ancak geçmişte işe yarayan yöntemler bugünün rekabetine ve gerçeklerine yetmemeye başlar.
Yorgun şirketin belirtileri
Yorgunluk önce insanlarda ve süreçlerde görünür. Eski çalışanlar ile yeni çalışanlar arasında gerilim oluşur. Süreçler ağırlaşır, yeni yöntemlere direnç artar. Çalışanların gözündeki motivasyon ışığı azalır; bazen patronun gözünde bile aynı yorgunluğu görürsünüz.
Yorgun şirketin belirtileri finansal tablolara da yansır. Ciro ve kârlılıkta 4-5 yıl üst üste düşüş yaşanır ya da bir yıl iyi, iki yıl kötü giden istikrarsız sonuçlar ortaya çıkar. Brüt kâr marjı, FAVÖK ve net kâr baskı altındadır. Şirket farklılaşmak yerine fiyat rekabetiyle ayakta kalmaya çalışır. Yeni ve iddialı hedefler belirlenmez; KPI’lar kolay ulaşılabilir seviyelerde tutulur.
Kontrol zayıflar, yönetişim bulanıklaşır
Daha tehlikeli belirtiler yönetişim ve kontrol alanında görülür. Prosedürler uygulanmaz, yetki limitleri aşılır, görevler ayrılığı ilkesi unutulur. İç kontrol sistemi kâğıt üzerinde vardır ama fiilen aşılabilir hale gelmiştir. Suistimaller bu zeminde büyür. Yönetim kurulu ile icra arasındaki roller karışır; kurul fazla operasyona girer, icra ise stratejik sorumluluklardan kaçar.
Dışarıya kapanan şirket geriye düşer
Yorgun şirket dışarıya da kapanır. Bağımsız uzmanlara ve farklı sektör deneyimlerine kulak vermek yerine, yakın çevredeki eş dost iş insanlarından görüş alınır. Kısa vadecilik yaygınlaşır. Günü kurtarmak, geleceği inşa etmenin önüne geçer.
Sonra yetenekler ayrılır. Turnover artar, çalışan memnuniyeti düşer, müşteri ve tedarikçi şikâyetleri çoğalır. Ürün ve hizmet kalitesinde dalgalanmalar başlar. Aslında şirket bağırmaktadır; fakat yönetim bunu çoğu zaman piyasa şartı zanneder.
Çözüm: stratejik rezonans
Peki çözüm var mı? Var. İlk adım stratejik rezonans çalışmasıdır. Yani strateji, iş modeli, kabiliyetler, operasyon ve performans sistemi arasında uyum kurmak gerekir.
Şirket ne yapmak istiyor, bunu hangi iş modeliyle yapacak, hangi kabiliyetlere sahip, süreçleri bu hedefe hizmet ediyor mu, performans göstergeleri doğru davranışları mı teşvik ediyor? Bu soruların dürüst cevapları 4-5 ay içinde güçlü bir dönüşüm haritası çıkarabilir.
Kültürü yenilemeden yorgunluk geçmez
İkinci adım kültürü yenilemektir. Yeniliğe, inovasyona, öğrenmeye ve gelişime açık bir kültür inşa edilmeden yorgunluk kalıcı biçimde giderilemez. Çünkü sadece prosedür değiştirerek kültür değişmez. Liderlik davranışı, iletişim dili, ödüllendirme sistemi ve öğrenme biçimi birlikte ele alınmalıdır. Patron dahil herkes dönüşümün parçası olmalıdır.
Kurumsal esenlik artık lüks değil
Üçüncü adım ise Türkiye için daha radikal görünen kurumsal esenliktir. Kurumsal koçluk, psikolog ve diyetisyen destekleri, retreat toplantıları, mindfulness programları ve çocuklara yönelik destekler artık lüks değildir. Bunlar çalışanı sadece verimlilik aracı olarak değil, ailesiyle ve hayatıyla birlikte bir bütün olarak görmenin sonucudur.
Patronları bu alana bütçe ayırmaya ikna etmek kolay olmayabilir. Ancak doğru çözüm ortakları ve maliyet etkin uygulamalarla bu konu yönetilebilir. Gelecekte en iyi yetenekleri çeken şirketler esenlik sunanlar olacak.