Sis dağılmadan...

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Yönetim Danışmanı METİN TABALU

Goldman Sachs’ın 2026 ilk yarı küresel birleşme ve satın al­ma raporu, sıradan bir toparlan­manın ötesine işaret ediyor. Kü­resel işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarken, Goldman Sachs’ın aracılık ettiği işlemler 1 trilyon doları aşarak yıl­lık bazda yüzde 71 büyüdü. Jeopo­litik gerilimler, enerji piyasaların­daki oynaklık ve yeniden yükse­len enflasyona rağmen yaşanan bu ivme, riskten kaçınan piyasalara karşın bazı küresel şirketlerin ce­sur ve stratejik hamleler yaptığını gösteriyor.

Farklı kuruluşların verileri bir araya getirildiğinde tabloya dair daha fazla detaya hakim olabiliyo­ruz. Mergermarket verilerine göre 2026’nın ilk altı ayında küresel iş­lem hacmi 3,16 trilyon dolara ula­şarak tüm zamanların en yüksek yarıyıl rekorunu kırdı; artış yüz­de 44 seviyesindeydi. Her iki ra­porda da işlem sayısı yaklaşık yüz­de 9 gerilerken değer rekor kırmış durumda. Piyasa daha fazla işlem üretmiyor; çok daha büyük, daha karmaşık ve daha sinerjik M&A (“mergers & acquisition”) işlemi türetiyor. 10 milyar doların üze­rindeki devasa anlaşmalar toplam hacmin neredeyse yarısına yakın. Yaklaşık 50 adet bu büyüklükte işlem, 1,3 trilyon dolarlık hacim oluşturmuş. Belli ki 2021’deki re­kor dönemin ardından gelen uzun yavaşlama ve 2025’teki temkinli toparlanmadan sonra yeni unsur­lar etkili olmuş. Bu yükselişin ar­kasında üç temel dinamik bir ara­ya geldi: Yapay zekânın yarattığı dönüşüm baskısı, jeopolitik par­çalanmanın dayattığı ölçek ihtiya­cı ve beklemenin maliyetinin daha yüksek olduğu algısı. Bu üç unsuru ayrı ayrı açmak, tablonun neden bu kadar güçlü olduğunu anlamak için kritik.

Risk yapay zekâda geri kalma gibi algılanıyor

Yapay zekâ kaynaklı dönüşüm baskısı, birleşme ve satın almala­rın başlıca itici güçlerinden biri haline geldi. Model eğitimi ihtiya­cı ve buna dayalı olarak veri mer­kezlerinin hızla büyümesi, enerji ve altyapı şirketlerini dönüşümün merkezine taşıdı. NextEra Ener­gy’nin Dominion Energy’yi yak­laşık 67 milyar dolara satın alma girişimi bunun çarpıcı bir örneği. Dominion’un veri merkezi yoğun­luğu ile NextEra’nın yenilenebilir enerji ve finansman gücünün bir­leşmesi, yalnızca bir enerji anlaş­ması değil, yapay zekâ çağının alt­yapısını şekillendirme hamlesi ni­teliğinde.

Benzer şekilde şirketler, yapay zekâyı ürünlerine eklemek­ten öte, iş modellerini ve organi­zasyonlarını dönüştürecek strate­jik anlaşmalara yöneliyor. Tekno­loji sektörünün 649 milyar dolarla liderliğini koruması, enerji ve sa­nayideki yükseliş ile mega işlem­lerdeki yüzde 125’lik artış, bu dö­nüşümün ölçeğini ortaya koyuyor. Artık birçok büyük şirket için asıl risk, yapay zekâ tabanlı dönüşüm­de geride kalmak ve rekabet avan­tajını yitirmek olarak algılanıyor.

İkinci dinamik, jeopolitik tür­bülansların dayattığı ölçek ihti­yacı. Küresel tedarik zincirleri­nin kırılganlığı, teknoloji alanın­daki ayrışma eğilimleri ve enerji güvenliği kaygıları, şirketleri da­ha büyük ve daha dayanıklı yapı­lar kurmaya zorluyor. Küçük veya orta ölçekli bir oyuncu olmak, kri­tik girdilere erişimde, regülasyon­larla başa çıkmada ve uzun vadeli yatırımları finanse etmede deza­vantaj haline geldi. Bu nedenle sı­nır ötesi işlemler yüzde 62 artarak 893 milyar dolara ulaştı.

Şirketler hem kritik teknolojilere erişmek hem de tedarik zincirlerini çeşit­lendirmek için sınırların ötesine bakıyor. Amerika’da işlem hacmi­nin yüzde 77 ile yüzde 80 arasında artması, Avrupa’da neredeyse iki katına çıkması, Asya-Pasifik’in ise daha sakin kalması, bu parçalan­manın coğrafi yansımalarını da gösteriyor. Jeopolitik risk, şirket­leri küçülmeye değil, tam tersine daha büyük ve daha entegre olma­ya yöneltiyor. Çünkü ölçek, hem müzakere gücünü hem de şoklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Bu or­tamda “küçük kalmak” artık tem­kinlilik değil, stratejik bir zaaf ola­rak görülmeye başlandı.

Beklemek kalıcı rekabet dezavantajı yaratıyor

Üçüncü ve belki de en kritik di­namik, yönetim kurullarının bek­lemenin fırsat maliyetini yeniden değerlendirmesi. Geçmişte şir­ketler belirsizliklerin azalmasını beklerken, 2026’nın ilk yarısında bu yaklaşım tersine döndü. Gold­man Sachs’ın 500’den fazla ku­rumsal yöneticiyle gerçekleştir­diği ankette, katılımcıların yakla­şık yarısı mevcut koşulların işlem iştahını artırdığını belirtti. Bunun temel nedeni açık: Rakipler ölçek ve yetkinlik kazanırken beklemek, kalıcı rekabet dezavantajı yaratı­yor. Özellikle yapay zekâ ve jeopo­litik dönüşümün şekillendirdiği pazarlarda şirketler artık mü­kemmel zamanı beklemek yeri­ne hızla pozisyon almayı tercih ediyor. Aynı yaklaşım, portföy sadeleştirme eğilimini de hız­landırdı. Ana faaliyet alanlarına odaklanmak amacıyla gerçek­leştirilen varlık satışları, 2021– 2025 ortalamasına göre yüz­de 145 arttı. Honeywell ve Uni­lever’in büyük ölçekli ayrışma işlemleri bu eğilimin öne çıkan örnekleri olurken, özel sermaye destekli işlemler de yüzde 54 ar­tışla 601 milyar dolara ulaştı.

Bu üç dinamik bir arada etkili olduğunda sonuç: Risk algısı yük­sek olsa da hareketsizlik, birçok şirket için daha büyük bir risk ha­line geldi. Büyük ve güçlü bilanço­ya sahip stratejik alıcılar, oynaklı­ğı orta ölçekli şirketlere göre çok daha iyi yönetebiliyorlar. Bu yüz­den üst segmentte rekorlar kırı­lırken orta büyüklükteki işlem­lerde temkinlilik ve değerlemede çarpan farkları da belirginleşiyor. İşlem sayısının düşmesi aslında piyasanın gücünün daha az sayı­da, daha büyük oyuncuda yoğun­laştığının işareti.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.265,98 0,43 %
Dolar 49,2695 0,01 %
Euro 55,1917 -0,06 %
Euro/Dolar 1,1202 -0,08 %
Altın (GR) 6.612,46 1,07 %
Altın (ONS) 4.194,30 1,47 %
Brent 102,77 0,24 %