20 °C
Güven SAK
Güven SAK DÜNYA İŞLERİ

Siz kiminle dans ettiğinizin farkında mısınız?

Koronavirüs (COVID-19) salgınının seyri bütün hesapları bozdu. Doğrusu ya, her gün meselenin bir başka yanını keşfediyoruz. Öğreniyoruz. Virüsü dikkate almadan nasıl günlük hayatımız ile ilgili karar alamıyorsak; ekonomi ile ilgili kararları da virüsü dikkate almadan alabilmek, alınan kararları, atılan adımları da tartışabilmek mümkün değil. Öyle işte.

Ben şimdi baktığımda hadiseyi başlangıçta pek hafife aldığımızı düşünüyorum. Bir süre eve kapanacak, okulları ve gerekli olmayan işyerlerini kapatacak, insanlarla iletişimi kesecek, vaka sayıları azaldıktan sonra virüsle birlikte yaşamayı keşfedecektik. Tomas Pueyo, on milyonlarca kez okunan viral “Koronavirüs: Çekiç ve Dans” yazısını Medium’a koyduğunda daha Martın 19’undaydık.

Plan tam da şöyleydi: Önce virüsü bir çekiçle ezecek, gücünü kaybedince de virüsle dans etmeyi öğrenecektik bir nevi. Şimdi bakınca hayat o kadar da kolay değilmiş gibi geliyor bana doğrusu. Her gün virüsle birlikte yaşamanın, Pueyo’nun dediği gibi söylersem, virüsle dans etmenin hiç de kolay olmadığını öğreniyoruz. Açıktır ki, kiminle dans ettiğimizin halen tam olarak farkında olmadığımızı yeterince ortaya koyduk.

Siz yoksa iş planınızı hala gözden geçirmediniz mi?

Ne yapacaktık? Virüs gücünü kaybetmeye başlayınca, ekonomiyi yeniden açıverecektik. İşler eski haline dönüverecekti. Şimdi vaka sayılarının göreli olarak azalmasının, virüsün gücünü kaybetmesi demek olmadığını öğreniyoruz. Amerika’da, Ürdün’de, Namibya’da, Türkiye’de, Cibuti’de, İsrail’de her yerde öğreniyoruz. Ekonomiyi yeniden açmanın, ciddi bir planlama ve risk analizi gerektiren bir süreç olduğunu öğreniyoruz, bana sorarsanız.

Aslında ne yapılması gerektiği açık. Herkes için, her ihtiyaca cevap verecek ayrıntılı bir pandemi protokolleri bütünü düşünmek; her ihtimale karşı, askeri bir disiplin içinde, plan yapmak gerekiyor. Planları, tek bir merkezden yapabilmenin mümkün olmadığını da artık öğrendik sanırım, yerel düzeyde daha iyi örgütlenerek hayatı yeniden açmak gerekiyor.

Alın mesela Ürdün’ü. Ürdün’de Mayıs’ta on gün arka arkaya hiç bir yeni vaka olmuyor. Sonra birden 166 yeni vaka ortaya çıkıyor. Vakaların yarısı tek bir kişiden kaynaklanıyor. Malfaq’ta bir TIR şoförü, Suudi Arabistan’a mal götürüp, geri geliyor. Sonra evinde, tek başına karantinaya çekilmek yerine, bir parti veriyor. Virüs, o parti vesilesiyle 91 kişiye daha bulaşıyor. Aynı durumun sonuçlarını şimdi Amerika’da da izliyoruz doğrusu.

Tekstili terk etmek değil, tekstile çağ atlatmak gerekiyor

Hastalıkla ilgili bir tedavi ve aşı bulunmadan, virüsle dansın kolay olmayacağını sanırım artık öğrenmiş bulunuyoruz. Bu ne demek? Ticaret yollarının açılması, turizmin yeniden başlaması, iktisadi aktivitenin temeli olan yüz yüze etkileşime geri dönmek pek de kolay olmayacak demek bana sorarsanız. Hesapları buna göre yapmakta fayda var. Öyle görünüyor ki, herkesin kendi iş planlarını gözden geçirmesi gereken bir sürecin içindeyiz. Bugüne kadar nereden girdi tedarik edip, kimlere neler satıyorduysanız, bu geçiş döneminde artık o yapmaya alıştıklarınızı eskisi gibi yapamayacaksınız. Şimdi herkesin salgın ihtimali düşünülmeden tasarlanmış atölyeleri yeniden organize edip yeni piyasalara, yeni mallar tasarlamaya başlaması gerekecek. Yeni tedarik yolları ve yeni pazarlar.

Doğrusu ben bu durumu Türkiye için bir büyük fırsat olarak görüyorum. Eskiden yaptıklarımızı yapmaya devam ederek 10 bin dolar kişi başına gelirden 30 bin dolar kişi başına gelire sıçrayamayacağımızı, daha fazla zenginleşemeyeceğimizi zaten biliyorduk. Şimdi bir yandan virüsle dans ederken, bir yandan da her ne iş yapıyorsak onu olmazsa olmaz, zaruri bir ihtiyaç haline getirmemiz gerekiyor. Dün mevcut iş planından hoşnut, derin bir rehavet içindeydik. Bugün artık yeni bir iş planı tasarlamak zorundayız. Başka çıkış yok.

Tekstil işinde misiniz? İşte oradan, herkesin ihtiyaç duyacağı zorunlu bir yeni ürün çıkartacaksınız. Mümkün mü? Evet. Türkiye gibi, tekstilde köklü bir geleneği olan bir ülkenin bunu yapamaması düşünülemez. Bugün, tekstili terk etmek değil, tekstile çağ atlatmak gerekiyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap