Soframızdaki gıdalar için sorumlu tüketiciler olmak
Sorumluluk sözcüğünü Türk Dil Kurumu “kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi” olarak tanımlıyor.
BM Sürdürebilir Kalkınma Amaçları Madde 12 Sorumlu Üretim ve Tüketim bizi “sürdürülebilir üretim ve tüketim kalıplarını sağlamak ve güvence altına almak için çalışmaya” davet ediyor. Buna göre, soframıza gelen gıdanın sağlığımıza etkilerinden kimler sorumlu? Üretici ve tüketicinin birbirinden uzaklaştığı, yabancılaştığı, koptuğu bir dönemdeyiz. Marketlerdeki gıdaların etiketlerindeki bilgiler kadar tanıyoruz üreticilerimizi. O da etiketleri okuyorsak tabi.
Sağlığımız seçimlerimize, seçimlerimiz ise dersimizi ne kadar çalıştığımıza bağlı. Sorumlu tüketim; satın alma kararlarında ve yaşamdaki eylemlerinde “çevresel, sosyal, ekonomik, etik” etkenleri dikkate almak. Örneğin yerel ürünleri tercih ederek lojistik ve soğutma için kullanılan enerji kaynaklı emisyonları önlemek ve yerel ekonominin canlanmasına katkıda bulunmak. Sorumlu tüketici; çevresel ayak izini en aza indirmeyi ve olumlu toplumsal etkiyi hedefleyen bilinçli kişi.
Üreticisini seçen ve tanıyan Gıda Toplulukları
Yediklerinin nerede, nasıl, kim tarafından üretildiğini bilmek, temiz üretim yapan yerel üreticileri bulmak ve desteklemek isteyenler, yani sofrası için sorumluluk alanlar “Gıda Toplulukları” kuruyor.
Nasıl mı? Gıda toplulukları genellikle iki yöntemle kuruluyor: Katılımcı Onay Sistemleri (KOS) ve Topluluk Destekli Tarım (TDT) Topluluk büyüdükçe tüzel bir yapıya ihtiyaç duyulabiliyor ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi tüketici kooperatifi kurma yoluna gidilebiliyor. KOS işleyiş sürecinde topluluğu oluşturanlar, sofralarına koymak istedikleri ürünlerin ve üreticilerin kriterlerini belirliyor. Örneğin “küçük üreticiden, pestisit ve sentetik gübre kullanmadan yetiştirilmiş ürün” kriterlerine uygun üreticileri buluyorlar. Belirli periyodlarda ürün siparişi veriyor, dağıtım gününde üretici ve ürünleriyle buluşarak gıdalarını temin ediyorlar.
Bu süreçte gıda topluluğu üyeleri “üretici görüşmeleri, sipariş listelerinin hazırlanması, lojistik, dağıtım organizasyonu ve ödemelerin üreticilere ulaştırılması” gibi işlerde sorumluluk alıyor. TDT ise, “gıda üretimi ve tüketimi arasında doğrudan bağlantı kuran, çiftlik ve destekçi topluluk arasında karşılıklı bağlılığa dayalı bir ortaklık” olarak tanımlanıyor. Destekçiler genelde hasattan pay satın alıyorlar. Bazen çiftlik işlerine yardımcı olarak çiftliğin yıllık işletme giderlerini karşılıyorlar.
Bazen de ihtiyaç duydukları ürünlerin yetiştirmesi için, çiftçiye alım garantisi verip ön ödeme gibi kolaylıklar sağlayarak ürün bazında ortaklık yapıyorlar. Karşılığında çiftlik, mümkün olan en sağlıklı ve taze mevsimlik ürünü temin ediyor. TDT modelinde, çiftçinin karşılaştığı temel sıkıntılara çözüm sunmak ve risklere ortak olmak bekleniyor. Siz de yaşadığınız bölgede bulunan bir gıda topluluğuna katılabilir veya yeni bir topluluğu siz kurabilirsiniz. Yeni bir topluluk kurmak için, önce çevrenizdeki topluluk arkadaşlarınızı bulun ve birlikte kriterlerinizi belirleyin.
Sonra sıra üreticilerinizi bulmaya geliyor. Üreticilerinizi yerel pazarlardan, yakın köylerden ve Buğday Derneği’nin ekolojik çiftlik ağından seçebilirsiniz. Üretim yapılan yer ne kadar yakın olursa, topluluğu sosyal açıdan besleyecek ziyaretler ve kriterlere uygun üretim yapıldığını izlemek kolaylaşır, üstelik ürün teslimatında karbon ayak izinizi de azaltmış olursunuz. Şimdi daha fazla sorumluluk almak zamanı. Topluluğunuzu bulmak veya kurmak için Gidatopluluklari.org adresini incelemenizi öneririm.