Son ayda DİBS, 3 ayda mevduat, 6 ayda borsa
Normalleşmenin ilk ayı sayılacak haziranda aylık en yüksek reel getiri DİBS faizinden elde edildi, bunu TL mevduat izledi. Nisan-haziran ateşkes ve barış sürecinde ipi TL mevduat göğüslerken, tüm kriz sürecini kapsayan ocak-haziran dönemi ve yıllık bazda ise BIST önde.
Yatırımcının 12 ay boyunca her ay sabit olarak aynı aracı tutması durumundaki getiriyi ifade eden “yıllık ortalama” bazda ise altın hala açık farkla birinci. Uzmanlara göre kısa vadede TCMB faizde sıkı duruşu korursa mevduatın cazibesi sürecek, orta vadede ise indirim beklentisi BİST’e ivme kazandırabilecek.
Yılın ilk yarısına damga vuran jeopolitik şoklar, sıcak savaş ve ardından gelen kırılgan barış dönemi, finansal yatırım araçlarının getiri tablosunu belirgin biçimde değiştirdi. Finansal piyasalarda son ayda DİBS ve son üç ayda TL mevduatı reel getiride zirveye çıkarken, krizin tüm evrelerini kapsayan altı aylık süreçte ise en dirençli ve kazançlı adres borsa oldu. Yıllık ortalama bazda ise altın hala getiride açık farkla ipi göğüsleyen yatırım aracı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı itibarıyla finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. Buna göre kalıcı normalleşme sürecinin ilk ayı sayılacak haziranda aylık en yüksek reel getiri, devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) gerçekleşti. DİBS, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde aylık yüzde 1,60, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 2,42 oranında reel getiri sağladı. Haziranda Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırımcısına, mevduat faizi (brüt) yüzde 1,36, ABD Doları yüzde 0,05 oranında reel getiri sağlarken; Euro yüzde 1,41, BIST 100 endeksi yüzde 3,13 ve külçe altın yüzde 7,39 kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 2,17, Amerikan Doları yüzde 0,85 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro yüzde 0,62, BIST 100 endeksi yüzde 2,36 ve külçe altın yüzde 6,64 kayba yol açtı.
Son üç ayda TL mevduat
Nisan-mayıs-haziran aylarını kapsayan ateşkes ve barış sürecinde risk algısı dağıldı. Bu dönemde mevduat faizi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1,22, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 2,07 oranları ile yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Son üç ayda mevduatın yanı sıra Borsa öne çıktı; savaş bulutlarının dağılmasıyla BIST 100, Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 1,11, TÜFE’ye göre ise yüzde 1,96 reel getiri sağladı. Savaş sonrası stabilizasyonla Dolar Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 2,97, TÜFE’ye göre yüzde 2,15; Euro ise Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 3,33, TÜFE’ye göre yüzde 2,51 reel kayıp yaşattı. Aynı dönemde altın ise nominal yüzde 10,42 erirken, reel olarak ise Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 16,99, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 16,29’la en çok kaybettiren araç oldu.
Altı ayın galibi borsa
Tüm kriz sürecini kapsayan ocak-haziran itibarıyla bakıldığında ise BIST 100 endeksinin; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,70, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,16 reel artış kaydettiği, bu dönemde yatırımcısına en yüksek reel getiri Borsa’nın sağladığı görüldü. Aynı dönemde külçe altın ise Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,66, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 9,95 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Altı aylık dönemde dolar Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 6,64, TÜFE’ye göre yüzde 7,97, Euro Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 8,18, TÜFE’ye göre yüzde 9,49, DİBS Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 3,94, TÜFE’ye göre yüzde 5,30 reel kayba yol açtı.

Altın niye savaşta ve barışta kaybettirdi?
Altının hem savaş hem de barış döneminde reel olarak kaybettirmesi bir çelişki gibi görünse de finansal piyasaların “fiyatlama mekanizması” ve “merkez bankası politikaları” çerçevesinde bu durum tamamen nesnel nedenlere dayanıyor. Martta sıcak savaş döneminde altının reel olarak kaybettirmesinin arkasındaki en büyük etken, savaşın yarattığı ekonomik yan etkiler oldu. Savaş nedeniyle emtia ve enerji fiyatları fırladı, bu da küresel çapta yüksek enflasyonu tetikledi. Enflasyonist baskı karşısında merkez bankaları faiz indirimlerini rafa kaldırıp faizleri yüksek tutmak veya daha da artırmak zorunda kaldı. Altın faiz getirmeyen bir varlık olduğu için, yüksek faiz ortamı altının elindeki en büyük kozu aldı ve yatırımcıyı mevduat, tahvil gibi nakit varlıklara yöneltti. Savaşın ilk şokuyla borsalar ve diğer riskli varlıklar çakılınca, kurumsal yatırımcılar nakit ihtiyacını karşılamak ve teminat açıklarını kapatmak için ellerindeki en likit varlık olan altını satmak zorunda kaldı. Ateşkes ve barış anlaşması döneminde altının sert bir çöküş yaşaması ise doğrudan güvenli liman algısının zayıflamasıyla ilgili. Savaş riski ortadan kalkınca, yatırımcıların “korunma” güdüsü sona erdi. Savaş dönemi boyunca alınan spekülatif altın pozisyonları hızla kapatıldı. Normalleşmeyle birlikte borsanın tekrar canlanması ve yüksek reel getiri sunan mevduat/tahvil gibi enstrümanların öne çıkması, altındaki nakit çıkışını hızlandırdı. Altın krizlerin ortasında değil, krizlerin hemen öncesindeki belirsizlik ortamında kazandırıyor. Kriz derinleşip faizleri yukarı zorladığında veya kriz bitip barış geldiğinde ise sahneyi diğer yatırım araçlarına bırakıyor.
Yıllık ortalamada altın %81,5 kazandırdı
Başlangıç ve bitiş düzeylerine göre hesaplanan yıllık değişimler yerine, yatırımcının son 12 ay boyunca her ay düzenli olarak aynı yatırım aracını tutması durumunda elde ettiği ortalama reel getiriyi ifade eden “yıllık ortalama” bazda bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Buna göre külçe altın yıllık ortalama bazda nominal olarak yüzde 81,48 kazandırırken, reel getirisi Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 42,61, TÜFE’ye göre yüzde 37,45 oldu. Yıllık ortalama getiride altını Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 5,39, TÜFE’ye göre yüzde 1,58’le DİBS ve Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 3,86, TÜFE’ye göre yüzde 0,11’le TL mevduat izledi. Bu bazda dolar Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 5,48, TÜFE’ye göre yüzde 8,89’la en çok kaybettiren finansal yatırım aracı oldu. Euro ise yıllık Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 1,21 reel getiri, TÜFE’ye göre yüzde 2,45 reel kayba yol açtı. Hazirandan hazirana yıllık artışın birincisi olan borsa ise yıllık Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 0,88, TÜFE’ye göre yüzde 4,46 reel zarara yol açtı.
İzleyen dönemde ne olur?
Merkez Bankası’nın (TCMB) Haziran 2026 PPK kararı ile politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutması, kriz sonrası normalleşme döneminde para politikasında temkinli duruşun sürdüğünü gösteriyor. Bu makroekonomik zemin, TL mevduat ve Borsa olmak üzere iki enstrümanın geleceğini doğrudan etkileyecek. Uzmanlar Merkez Bankası’nın temmuz döneminde de sıkı duruşu koruma sinyallerinin, mevduat faizlerinin cazibesini sürdürmesini sağlayacağı görüşünde. Savaş şokunun ardından enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması durumunda, mevduatın aylık reel getirisinin bir süre daha pozitif bölgede kalabileceği, yatırımcıların risk almadan nakit akışı sağlamak için mevduatta kalmaya devam edeceği görüşü hâkim.
Orta vadede ise faiz indirimi beklentisinin BİST’e ivme kazandırabileceği belirtiliyor. Politika faizinin yüksek kalması, şirketlerin finansman maliyetlerini artırarak borsa üzerinde kısa vadeli bir fren etkisi yaratabileceği de belirtilirken, izleyen dönemde barış anlaşmasının kalıcı olması ve enflasyonda kalıcı düşüşün başlamasıyla birlikte, piyasaların faiz indirimlerini fiyatlamaya başlayacağı öngörülüyor. Faiz indirim beklentisi, mevduatın cazibesini azaltırken alternatif arayan nakdin BIST 100’e akmasını sağlayarak orta vadeli liderliğini pekiştirecek bir faktör.
Yıllık getiride borsa
Finansal yatırım araçlarının getirisi yıllık olarak değerlendirildiğinde borsanın; Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 17,93, TÜFE’ye göre ise yüzde 14,34’le yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olduğu görüldü. Haziran 2025-Haziran 2026'ya göre yıllık getiride, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde reel olarak külçe altın yüzde 16,14, DİBS yüzde 6,87 ve mevduat faizi yüzde 5,24 getiri sağlarken; Dolar yüzde 8,48 ve Euro yüzde 8,60 kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise külçe altın yüzde 12,60, DİBS yüzde 3,62 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 2,04 oranlarında reel getiri sağlarken; Dolar yüzde 11,26 ve Euro yüzde 11,38 kaybettirdi.