Sonbaharda ekonomi ve finansal piyasalar

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR

Atılım Üniversitesi Öğr. Gör.

Sonbahar, bazılarına göre belki de mevsimlerin en hüzünlüsüdür. Ancak, konu ekonomi ve özellikle piyasalar olunca sonbahar aslında tatil ve rehavet dönemi sonrası yeni bir başlangıç ve yeni kararların alınacağı bir zaman dilimidir.

Ekonomik değerlendirmelerde mevsim geçişleri itibariyle analizlerin yapılması geleneksel hale gelmiştir. Bu geleneğe uygun olarak henüz başlangıcında olduğumuz sonbaharda ekonomi ve piyasalarla ile ilgili tartışma konusu bazı konu ve öngörülerin gündeme taşınmasında yarar vardır.

2008 küresel kriz sonrasında yeni toparlanmaya başlayan ekonomiler, bu kez COVID-19 salgını nedeniyle içinde bulundukları durgunluktan çıkmaya çalışmaktadırlar. Son büyüme verileri dikkate alındığında, baz etkisi de olsa ileriye yönelik olarak bu konuda iyimserliğin arttığı söylenebilir.

Ekonomide kriz ve durgunluktan çıkmaya yönelik olarak başta Fed (ABD Merkez Bankası) ve ECB (AB Merkez Bankası) olmak üzere tüm merkez bankaları piyasalara bol miktarda nakit para enjekte ettiler. Bunun neticesinde de başta gelişmiş ekonomilerde olmak üzere varlık fiyatları ve enflasyon artmaya başladı, piyasalarda balon oluşmaya başladı.

Bugünlerde ise enflasyon ile mücadelede piyasalara verilen bol miktarda paranın yavaş yavaş geri çekilmesi ve yüzde sıfır civarında bulunan faizlerin de artırılması konusunda zamanın geldiği yönündeki görüşler tartışılmaya başlandı. Ancak, aşı karşıtlığı ve yetersizliği gibi nedenlerle salgın ile ilgili aşılamanın yeterli seviyede olmaması ve virüsün varyant nedeniyle yaygınlaşması endişesi ve virüsün tedavisi ile ilgili ilacın henüz bulunamamış olması parasal sıkılaştırmaya ve faiz artırımına gidilmesi konusunda tereddütlere de neden olmaktadır.

Ancak, hem ABD’ de hem de AB’ de bu yılsonuna doğru piyasaya verilen bol miktarda paranın ve varlık alımlarının belli bir program çerçevesinde kademeli olarak geri çekileceği (tapering) ve faizlerin de yine kademeli olarak artırılması öngörülmektedir. Küresel ekonomide ve piyasalarda özetle bu gelişmeler olurken bunların küresel sistemin bir parçası olan ülkemiz ekonomisi ve piyasalarını da etkilemesi kaçınılmazdır.

Hemen belirtelim ki; coğrafi ve bölgesel konumu, doğal kaynakları, genç ve dinamik nüfusu ve turizm altyapısı ile Türkiye ekonomisinin potansiyeli çok ama çok yüksektir. Ancak, son yıllardaki ekonomik veriler maalesef bu potansiyeli yansıtmaktan oldukça uzaktır.

Bunun da sebepleri bilinmektedir. Türkiye ekonomisi ve piyasasının bugün için enflasyon, faiz, işsizlik, TL değer kaybı, dolarizasyon, dış borçlar ve bütçe açıklarının normalin üzerinde artmasına neden olan bazı önemli kronik sorunları vardır. Bunların bazıları dışsal bazıları da içsel faktörlerden kaynaklanmaktadır; Bunlar özetle;

1. Üretimde katma değer yani yerli katkı çok düşüktür. Başta enerji olmak üzere dışa yani ithalata bağımlı bir üretim yapısı vardır. Bu tür bir üretim yapısı cari açığın artmasına neden olmakta, bu ise dış finansmana ihtiyacı artırmaktadır. Cari açığın ve finansman ihtiyacının azaltılmasına yönelik olarak; petrol ve doğalgaz kaynakları yeterli olmadığına göre enerji üretiminin rüzgar, güneş, hidroelektrik, jeotermal, biyoenerji ve nükleer olarak çeşitlendirilmesinde ve ayrıca, sanayi envanteri çerçevesinde rekabet koşulları da gözetilerek görece katma değeri yüksek belli bazı mal gruplarında teşvik verilerek ithal ikameci bir politikanın uygulanmasında büyük yarar vardır.

2. Büyük ölçüde dışa bağımlı yüksek maliyetli bir finansman ve finans piyasası vardır. Bunun da sebebi, gelir seviyesi düşüklüğü ve gelir dağılımı dengesizliği nedeniyle tasarruf oranının çok düşük olmasıdır. Bu eksikliğin giderilmesinde büyüme, istihdam ve gelir dağılımı konularında orta ve uzun vadeli yeni ekonomi politikaları uygulamaları oldukça önemli olmakla beraber kısa vadede piyasalar için gerekli portföy yatırımlarının (sıcak para) yanı sıra doğrudan yabancı yatırımlara yönelik tedbirlerin ve teşviklerin alınmasında yarar vardır. Bunun için de öncelikle başta hukuk devleti ilkeleri olmak üzere ekonomide sürdürülebilir güven ve istikrarın sağlanması hayati önemi haizdir.

3. Uluslararası alanda saygınlık ve güvenirlik ile ilgili bazı soru işaretleri vardır. Uluslararası alanda saygınlık ve güvenirliğin artması ile ilgili dış ilişkilerin gözden geçirilmesine yönelik girişimlerin devamı da oldukça önemlidir. Salgın ile merkez bankalarının başlattığı genişlemeci para politikalarında sona yaklaşıldığı bu sonbahar aylarına Türkiye, maalesef belirtilen sorunlarla birlikte girmektedir. Sonbahar ayları özellikle enflasyonu yüksek, dolarizasyonu güçlü, döviz rezervleri yetersiz üretimde ve finansmanda dışa bağımlı kısaca kırılganlıkları fazla olan Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülke piyasaları açısından çok hareketli ve volatilitesi yüksek bir dönem olacaktır. Faizlerin düşürüleceği tartışmalarının devam ettiği bugünlerde gelişmekte olan ekonomilerin bazılarında tedbir olarak faiz artırımlarına başlandığını da burada belirtmek gerekir…

Yapılacaklar bir ölçüde bellidir. Ekonomiyi bu tür şoklara karşı dayanaklı hale getirmek ve kırılganlıkları azaltmak için; artık vakit geçirilmeksizin hukukta, eğitimde, ekonomide köklü yapısal düzenlemeler yapılması ve bunların kısa, orta ve uzun vadeli plan çerçevesinde kararlılıkla uygulanması zorunlu hale gelmiştir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar