Söylenmedi hiç
Tim Harford FT makalesi iktisatta matematik kullanımını tekrar düşünmeliyiz yazdı, Isabella Weber “Newtonian mathematics” diye paylaştı, Şampiyonlar Ligi karıştı.
Singo ve İcardi yeni seviye kilidini açtı. Gençler bilmez, Jardel’in Real Madrid’e altın golünü, Drogba’nın Real Madrid’e topukla golünü, iki stoper Abdülkerim ve Davinson’un gol atmak için rövaşatalarını, İcardi’nin Bayern Münih’e Panenkasını gördük, ama ben böyle gol hayatımda görmedim. Tanju Xamax, Prekazi Monaco, Hagi Bilbao, Sneijder Juventus, Okan Liverpool gibi tarihe geçer. Söylenmedi hiç, o yüzden burada söyledim.
Tabii bu kadar transfere rağmen son Avrupa Kupası’nın üzerinden 25 sene geçtiğini unutmayalım. Mayısı, ocak sonrasını geçtik, eylül ayını bile zor görüyoruz artık Avrupa’da. Gençler bilmez, eskiden “Avrupa Avrupa duy sesimizi” diye başlanırdı maçlara. O zamanlar Avrupa ekonomisi iyiydi.
Şimdi Fransa’dan sonra İngiltere ekonomisi için çanlar çalıyor, IMF’in adı geçiyor. Almanya gündemden düştü ama bir Merkel Almanyası değil artık. Brezilya, Romanya, Polonya, Meksika, Filipinler, Mısır, Yeni Zelanda yakın takip edilmesi gereken ekonomiler Nepal ve Arjantin’den sonra. IMF zaten Arjantin’de ama hangi birine yetişsin böyle devam ederse.
IMF’li yıllar, neoliberal yollar
IMF’i bypass etmek için uzun zamandır merkez bankaları swapları tercih ediliyor, akademik literatürde tonla makale var bununla ilgili. Milei’nin ekonomik mucizesini kurtarmak için, ABD geçen hafta kendisine 20 milyar dolar swap hattı açtı, hazine kağıtlarını da alımla destekleyecek. Rusya battı, Çin çöktü denirken.
Demek ki, komünizm parayı bulana, liberteryenizm ekonomiyi batırana kadarmış. İşin ilginci “Vaşington Uzlaşısı” ile dünyaya neoliberalizmi pompalayan ABD, bir neoliberali ekonomik krize girmekten kurtarıyordu. Serbest piyasa savunucularının görünmez eline karşı, bir başka görünür el “önce Amerika” sloganına rağmen “önce Arjantin” diyordu.
Sosyal medyada bu durumu “Too libertarian to fail” olarak hiciv ederlerken, Milei Birleşmiş Milletler konuşmasında, kapsayıcı kurumlarda da Arjantin gibi yapısal reform istedi. Oysa 360 km. öteye gidip IMF’de aynı talebini tekrarlasa, yapısal reformları şart koşan IMF acaba hayır der miydi? Üstelik seçimi kaybedince Milei Hoca tekrar sosyal harcamaları arttırmaya karar verdi. 26 Ekim’de kongre ara seçimi var, “topal ekonomist” olmamak adına bunlar. Bütçe dengesi, maliye politikasının para politikasına eşlik etmesi de seçime, bir başka deyişle seçmenlerde geçime kadarmış. Trump bu yüzden faizin düşmesini istemiyor mu? İlk kasım geçti, ikincisine az kaldı.
Özgürlük heykeli, bağımsız liberty
Bessent’in Fed üzerine son röportajı çok konuşuldu. Fed’in bankacılıkta denetim görevini FDIC’i gibi kurumlara aktarmasını, para politikası ile denetimin tek elde bazen karışıklık çıkardığını, Fed’in maaş bütçesini arttırmasına rağmen uzun zamandır ekonomiyi öngöremediği ve yönetemediğini, gelir dağılımını bozduğunu, hazineye kar aktarmadığını, bağımsız denetime açık olması gerektiğini söyledi.
Esas bunların merkez bankası bağımsızlığını riske ettiğini söylerken, eski hazine bakanları ve Fed guvernörlerinden oluşan isimler Lisa Cook’un görevden alınması bağımsızlığı olumsuz etkiler dedi. Benzer isimler Trump’ın gümrük tarifeleri için de enflasyon yaratır demişti. Niye yaratmadı peki?
Son toplantıda Powell stagflasyonu nazikçe kabul etti. BLS işsizlikte 2 milyon kişi yanıldı. Bir neden bu. İkinci neden gümrük vergileri artınca deflasyonist etki yaratıyor. Bu yüzden Trump Powell’dan ve diğerlerinden ekonomiyi daha iyi bildiğinden sürekli “enflasyon yok, Fed geriden geliyor, Too Late Powell” diyor ve faizi bir an önce indirerek ekonomiyi canlandırmak istiyor.
Gençler bilmez, New York’taki Özgürlük Heykeli’nin tacındaki 7 sivri uç, 7 kıta ve 7 denizle Cihan İmparatorluğunu simgeler. Süveyş Kanalı projesinin sahibi ve finansörü Osmanlı İmparatorluğu tarafından, kanalda kullanmak için yaptırılmış, koymaktan vazgeçilince yapıldığı yer Fransa tarafından zaman içinde ABD’ye hediye edilmiş. Bu aralar gümrük tarifelerinden söz ediyorken, Akdeniz Türk Gölü’yken ABD ticaret gemileri Akdeniz’e girip ticaret yapabilmek için Osmanlı İmparatorluğuna vergi vermeyi kabul etmiştir.