Söz gümüşse sükut altındır
Genel olarak altını seven ve altını hem takı hem de yatırım olarak hayatında tutan bir ülkeyiz. Dolayısıyla dünya genelinde insanların özellikle fiziki olarak altın satın almaya yönelmesi, zincir marketlerde altın almak için insanların uzun sıralarda beklemesi bize çok da anormal gelmiyor. Yüzyıllardır Kapalıçarşı gibi bu işin ev sahipliğini yapan bir mekana sahip yer için pek alışılmadık bir durum değil aslında.
Her türlü değerli metal için belirleyici bir unsur var, endüstriyel kullanım amaçlı talep. Genelde bu durum fiziki talebi de belirler ancak yakın zamanda gözlemlediğimiz başta Merkez Bankaları olmak üzere farklı kulvarlardaki çoğu yatırımcının ya da kurumun fiziki talebini artırması. Korumacılığın artması ve küreselleşmenin hız kesmesi ile Merkez Bankaları artık Londra’da ya da New York’taki stoklarını da kendi ülkelerine transfer ediyor. Başta Hindistan olmak üzere hızla yayılan teminat açığı artık arbitraj teorisinin de geçerli olmadığını göstermekte. Her tür madencilikte önemli bir gösterge olan vadeli piyasalardaki pozisyonlanma aslında üreticilerin satış tarafında olduğuna işaret ediyor.
Ancak bireysel yatırımcılar da gerek ETF olarak adlandırılan borsa yatırım fonları, gerekse fiziksel talep ile kayda değer bir yekün oluşturmakta.
Risklerin bitmesi 3 yıl daha zor
ABD Başkanı Trump’ın üç yıl daha resmin içinde kalmaya devam edeceği bir dünyada jeopolitik risklerin bitmesi çok zor, yıla Venezuela ile başladık, Grönland ile devam ettik, sonrasında odak noktamız Tayvan mı olur yoksa İran mı rivayetler muhtelif.
Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın sonlanması normalde risklerin azalması ile altın negatif bir gelişme olarak yorumlanabilir ancak diğer yandan AB ve ABD tarafından bloke edilen rezervine kavuşacak olan Rusya sizce kabaca 330 milyar dolar ile ne yapacak?
Peki bu gelişmelerin hiçbiri yeni değil, altın ve gümüş neden durup durup bir anda bu kadar sert bir yükselişe geçiyor diye sorabilirsiniz. Aslında haksız da sayılmazsınız demek isterdim ancak değil. 2024 yılı başında 2000 bin dolar ons civarında olan altın geçen sene İran-İsrail savaşında 4000 dolar eşiğine geldi, yeni yılda rekorlar tazelendi malumunuz yine de gördüğünüz gibi 2.5 yıldır devam eden bir süreçten bahsediyoruz.
Final olursa kademeli olur
Bu noktada meşhur son sözler olarak da sonlanabilecek yorumumu yapayım, genelde bu kadar yüksek volatilite uzun süren trendlerin sonlanmasına doğru gerçekleşir. Altında yarın 50-100 dolar yukarıda bir fiyat gördüğünüzde hemen aksini düşünmeyin. Altın fiyatlarının yaklaşık üç katına çıktığı yıllardır devam eden bir süreçten bahsediyoruz. Bu hareketin finalize olması da kademeli bir şekilde zamana yayılacaktır.
Olası Ukrayna barışıyla sert hareketler gelebilir
Biraz da başta gümüş olmak üzere paladyum ve platin konusunda konuşalım. Gümüş 60 dolar civarında işlem görürken, üç basamaklı hedeften bahsediyorduk, oraya geldiğimiz gibi geçtik ve 120 dolar ons düzeyine ulaştık.
Altın ile gümüş arasındaki tarihi rasyolar ile beraber hata payı yüksek tahminler altın için 6 bin ve gümüş için de 150 dolar ons seviyesi altında zirveler görülebileceğine işaret ediyor.
Süregelen talep ile beraber çok sert geri çekilmelerden ziyade uzun süre devam edebilecek konsolidasyon yaşamamız yüksek ihtimal. Platin geri kalmış gibi gözükse de, 900 dolar ons düzeyinin altında başlattığı hareketini yaklaşık üç katına taşımayı başardı.
Paladyuma geldiğimizde üretimin %40 kısmını gerçekleştiren Rusya’nın mevcut durumda daha çok gelir elde etmesi ABD tarafından hoş görülmeyebilir. Dolayısıyla olası bir Ukrayna barışı ile burada da sert hareketler görebiliriz. Değerli metallerin bitimi ve sanayide kullanılan baz metallerin başlangıcı olarak görülen bakırda da yükseliş ivmesi korunabilir.