Söze/vaade değil, eyleme bakma döneminde “müzakere”…
Gazetecilerin, yapılan açıklamalardan sonra, “Kesin çeviri hatası var…”, “Bunu söylemiş midir?...”, “Yok artık!...” gibi cümleler kurduğu, bir dönemden geçiyoruz…
Görevi, “Olanı anlatmak” olan gazetecilerin dahi, özellikle ABD-İsrail-İran savaşında, refleksle, olana değil de, olması gerekene odaklandığına şahit oluyoruz…
★★★
Devir değişti… Uzunca zamandır, tüm dünyada, söze/vaade/slogana değil, eyleme bakılması gereken bir dönemi yaşıyoruz…
★★★
Örneğin İsrailli yetkililerden gelen 4 “farklı”, “birbirini çürüten” açıklama:
İsrailli siyasetçiler:
“Askerlerimiz Güney Lübnan’da kalacak…” diyor…
Aynı gün İsrail askeri yetkilileri:
“Ordu bitti, çöktü” diyor… İsrail büyükelçilikleri: “450 bin İsrailli yedek askerlik için başvuruda bulundu İsrail’e gidecek” diyor…
Aynı gün İsrail Ulaştırma Bakanlığı:
“Yurtdışı uçuşlar iptal” diyor…
★★★
İsrail askeri yetkilileri:
“Güney Lübnan’ı aldık” diyor…
Ertesi gün İsrail medyası:
“Güney Lübnan’a 6 km girilebildi; tuzaklar ve kayıplar nedeniyle ilerlenemiyor” diyor…
★★★
İsrail hükümeti:
“İran’ın füzeleri bitmek üzere” diyor…
2 gün sonra İsrail istihbarat yetkilileri:
“İran füzelerinin yüzde 50’den fazlası dağların altındaki tünellerde, mobil parçalara ayrıldı; binlerce de İHA’sı bulunuyor…” diyor…
VELHASIL
Çelişki içeren yüzlerce örnek var…
Trump’ın aynı konuşma içerisinde, 5 dakika arayla kurduğu cümleler:
Saat 9:01, “Rejim değişikliği hedefimiz değildi. Bunu istemiyoruz.”
Saat 9:06, “İstediğimiz şey rejim değişikliği. Buna ihtiyaç var!..”
★★★
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, konuşmasında birkaç kez tekrarladı:
“İran›ın ordusunu değil de, halkının refahını finanse ettiğini hayal edin…”
Haklı… Ama ülkesi ABD başta olmak üzere, tüm ülkeler, “Rubio’nun hayalindeki” o politikayı hayal edip, uygulamalı…
★★★
Söze/vaade güvenin kalmadığı, eyleme bakılması gereken ortamda, müzakere ve sonucunda anlaşma arayışı… Ne kadar mantıklı?