SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’ndan primi olanlar nasıl emekli olur?
Türkiye’de çalışma hayatı artık tek statü üzerinden ilerlemiyor. Birçok kişi önce SSK’lı çalışıyor, ardından devlet memuru oluyor, şirket ortağı olarak Bağ-Kur’a geçiyor ya da yurt dışında çalışıyor. Özellikle EYT düzenlemesinden sonra en çok sorulan sorulardan biri de şu:
“SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’ndan primim var. Ben hangi statüden emekli olacağım?”
Bu sorunun cevabı emeklilik sistemindeki “son 2520 gün” kuralında gizli.
Bugün bir okurumuzun dosyası üzerinden hem EYT’lilerin hem de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın nasıl emekli olabileceğini değerlendirelim.
Son 2520 gün kuralı emekliliği belirliyor
Örnek dosyamızdaki kadın sigortalımız 10 Mayıs 1973 doğumlu. İlk sigorta başlangıcı ise 5 Ekim 1996. Bu nedenle EYT kapsamında yer alıyor ve yaş şartına tabi olmadan emekli olma hakkına sahip.
Ancak burada önemli olan nokta şu:
Kişinin SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nda hizmetleri bulunuyor.
Emeklilikte hangi kurumdan aylık bağlanacağını belirleyen sistem ise son 2520 günlük hizmet süresine bakıyor. Son 2520 gün içinde hangi statüde daha fazla prim varsa kişi o statünün şartlarına göre emekli ediliyor.
İncelediğimiz dosyada kişinin:
* 4A SSK’da 4902 günü,
* 4C Emekli Sandığı’nda 1809 günü bulunuyor.
Toplam hizmet süresi ise 6711 gün ancak bazı günlerde çakışma var 27 günlük çakışma sonrasında 6684 prim günü var.
Ancak son 2520 güne bakıldığında:
* 1809 gün Emekli Sandığı,
* 711 gün SSK hizmeti olduğu görülüyor.
Bu nedenle kişi Emekli Sandığı hükümlerine tabi oluyor.
EYT’li ama hemen emekli olamıyor
Burada çok önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor.
Bir kişi EYT kapsamında olsa bile tabi olduğu statünün prim şartını tamamlamak zorunda.
Bu örnekteki vatandaşımız Emekli Sandığı kapsamında değerlendirildiği için 7200 prim gününü tamamlamak zorunda.
Mevcut gün sayısı 6684 olduğu için: 516 gün eksiği bulunuyor.
Yaklaşık 1 yıl 5 ay 6 günlük eksik süre tamamlandığında yaş şartı olmadan emekli olabilecek.
Doğum borçlanmasında en çok karıştırılan konu
Vatandaşımızın 2002 ve 2007 yıllarında doğan iki çocuğu bulunuyor.
Toplumda en çok karıştırılan konulardan biri de doğum borçlanması hesabı.
Birçok kişi iki çocuk için otomatik olarak 1440 gün doğum borçlanması yapılabileceğini düşünüyor. Oysa sistem böyle işlemiyor.
Kanuna göre kadın sigortalılar:
* her çocuk için,
* doğumdan sonraki iki yıllık süre içinde,
* çalışılmayan ve prim yatırılmayan süreleri borçlanabiliyor.
Yani önemli olan sadece çocuk sahibi olmak değil, doğumdan sonraki iki yıllık dönemde boşta geçen sürelerin bulunması.
Bir çocuk için en fazla 720 gün,
iki çocuk için toplam 1440 gün borçlanma hakkı teorik olarak mümkün olsa da herkes bu sürenin tamamını kullanamıyor.
İncelediğimiz dosyada vatandaşımız doğumlardan sonra çalışmaya devam ettiği ve primleri yatırıldığı için yalnızca yaklaşık 100 günlük boşta geçen süre bulunuyor.
Bu nedenle kağıt üzerinde 1440 gün doğum borçlanması hakkı varmış gibi görünse de fiilen sadece yaklaşık 100 gün doğum borçlanmasından yararlanabiliyor.
Doğum borçlanması asgari ücretin %32’si şeklindedir.
Bu da yaklaşık 35 bin liralık bir doğum borçlanması anlamına geliyor.
Yurt dışında yaşayan EYT’liler ne yapacak?
Doğum borçlanması yapıldığında eksik süre 416 güne düşüyor.
Ancak dosyamızdaki vatandaşımız 2016 yılından beri Almanya’da yaşıyor.
Bu nedenle Türkiye’de fiilen çalışması mümkün görünmüyor.
Burada çok önemli bir ayrıntı daha bulunuyor:
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının isteğe bağlı sigorta primi ödeme hakkı ülkeden ülkeye değişiyor.
Bugün itibarıyla:
* İsveç,
* İsviçre,
* Fransa gibi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları, şayet o ülkelerde çalışmıyorlarsa Türkiye’den isteğe bağlı sigorta primi ödeyebiliyor.
Ancak bu ülkelerde çalışan kişiler isteğe bağlı sigorta primi yatıramıyor.
İngiltere’de yaşayan Türk vatandaşları açısından ise özel bir durum bulunuyor.
İngiltere’de yaşayan vatandaşlar, İngiltere’de çalışıyor olsalar bile Türkiye’de isteğe bağlı sigorta primi ödeyebiliyor.
Bunun dışındaki ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının ise genel olarak isteğe bağlı sigorta primi ödeme hakları bulunmuyor.
Bu nedenle Almanya’da yaşayan örnek dosyamızdaki vatandaşımızın Türkiye’den isteğe bağlı sigorta primi ödeme hakkı bulunmuyor.
Bu durumda geriye en önemli seçeneklerden biri kalıyor:
Yurt dışı borçlanması. 416 günlük yurt dışı borçlanmasının bugünkü maliyeti yaklaşık 206 bin lira seviyesinde. Yurtdışı borçlanması asgari ücretin %45’i şeklindedir.
Doğum borçlanmasıyla birlikte toplam ödeme yaklaşık 241 bin liraya ulaşıyor.
Bu ödeme yapıldığında kişi hemen emekli olabilecek.
Yurt dışı borçlanmasında kritik ayrıntı
Ancak burada çok önemli bir konu var.
Bir kişi yurt dışı borçlanmasıyla Türkiye’den emekli olduğunda;
* yurt dışında çalışamaz,
* sosyal yardım alamaz,
* işsizlik maaşı alamaz.
Şayet çalışmaya başlarsa veya sosyal yardım almaya devam ederse Türkiye’den bağlanan emekli aylığı kesilir.
Bu nedenle yurt dışı borçlanması özellikle Avrupa’da çalışmaya devam edecek kişiler açısından dikkatli değerlendirilmesi gereken bir yöntemdir.
Alternatif çözüm: Şirket ortaklığı
Peki yurt dışında yaşayan biri eksik gününü başka nasıl tamamlayabilir?
Burada alternatif yöntemlerden biri şirket ortaklığıdır.
Kişi Türkiye’de:
* limited şirket ortağı olabilir,
* anonim şirkette yönetim kurulu üyesi olabilir,
* mevcut bir şirkete hissedar olabilir.
Bu durumda Bağ-Kur kapsamında prim ödeyebilir.
Ancak burada çok önemli ve teknik bir ayrıntı bulunuyor.
Yurt dışında yaşayan bir kişinin Türkiye’de şirket ortağı olması tek başına yeterli değildir.
Burada kişinin yaşadığı ülkenin Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşmasının olup olmadığı büyük önem taşıyor.
Türkiye’nin ikili sosyal güvenlik anlaşması yaptığı ülkelerde yaşayan vatandaşlar açısından sistem farklı işliyor.
Şayet kişi;
* Almanya,
* Fransa,
* Hollanda,
* Belçika,
* Avusturya,
* İsviçre gibi Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerde çalışıyorsa ve adına o ülkede zorunlu sigorta primi yatırılıyorsa Türkiye’de şirket ortağı olsa bile Bağ-Kur primi ödeyemeyebiliyor.
Çünkü bu kişiler sosyal güvenlik açısından bulundukları ülkenin sistemine tabi kabul ediliyor.
Ancak Türkiye’nin sosyal güvenlik anlaşması bulunmayan ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşları açısından durum farklı.
Türkiye ile ikili sosyal güvenlik anlaşması olmayan ülkelerde yaşayan vatandaşlar, yurt dışında çalışıyor olsalar bile Türkiye’de şirket ortağı olarak Bağ-Kur primi ödeyebiliyorlar.
Bu nedenle yurt dışında yaşayan vatandaşların;
* hangi ülkede yaşadığı,
* o ülkede çalışıp çalışmadığı,
* adına prim yatıp yatmadığı,
* Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşmasının bulunup bulunmadığı emeklilik planlamasında kritik önem taşıyor.
Örneğimizdeki vatandaşımız doğum borçlanması yaptıktan sonra kalan 416 günü yaklaşık 14 ay Bağ-Kur primi ödeyerek tamamlayabilir.
Ancak Almanya Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması bulunan ülkeler arasında yer aldığı için kişinin Almanya’da çalışmıyor olması ve adına zorunlu sigorta primi yatırılmıyor olması gerekiyor.
Bugünkü rakamlarla aylık Bağ-Kur primi yaklaşık 11 bin 800 lira seviyesinde.
Düzenli ödeme indirimiyle rakam yaklaşık 10 bin 150 liraya kadar düşebiliyor.
Hiç prim ödemezse ne olur?
Bir başka önemli konu da şu:
Kişinin toplam primi zaten 5400 günün üzerinde.
Bu nedenle eksik günlerini tamamlamasa bile ileri yaş emekliliği hakkı bulunuyor.
1973 doğumlu olduğu için: 10 Mayıs 2034 tarihinde, yani 61 yaşında 4/C’den emeklilik hakkı elde edebilecek.
Yani kişi ister eksik günlerini tamamlayıp hemen emekli olabilir, isterse 5400 prim günü olduğu için hiçbir ödeme yapmadan 61 yaşını bekleyebilir.
2008 sonrası memurların maaş sorunu
Dosyadaki vatandaşımız 2011 yılında kadrolu öğretmen olmuş.
Burada önemli bir sorun daha ortaya çıkıyor.
1 Ekim 2008 sonrası devlet memuru olan kişiler artık eski Emekli Sandığı sistemine tabi değil. 5510 sayılı yasa kapsamında değerlendiriliyorlar.
Bu nedenle emekli aylıkları eski memurlara göre oldukça düşük kalıyor.
Bugünkü şartlarda bu kişinin alacağı emekli aylığının yaklaşık 20 bin lira seviyesinde olması bekleniyor.
Eğer 1 Ekim 2008’den önce memur olmuş olsaydı bugün yaklaşık iki katına yakın bir emekli aylığı alma ihtimali bulunacaktı.
Sonuç olarak;
Türkiye’de karma hizmet süreleri artık istisna değil, kural haline geldi. Özellikle EYT sonrası dönemde;
* SSK,
* Bağ-Kur,
* Emekli Sandığı,
* yurt dışı çalışma,
* doğum borçlanması,
* isteğe bağlı sigorta,
* yurt dışı borçlanması,
* sosyal güvenlik anlaşmaları gibi başlıkların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Emeklilik hesabı artık yalnızca yaş hesabı değil; statü, son 2520 gün, borçlanma türü, yaşanılan ülke, sosyal güvenlik sözleşmeleri ve yurt dışı çalışma durumunun birlikte analiz edilmesini gerektiriyor.
Emeklilik hesabı artık yalnızca yaş hesabı değil; statü, son 2520 gün, borçlanma türü, yaşanılan ülke, sosyal güvenlik sözleşmeleri ve yurt dışı çalışma durumunun birlikte analiz edilmesini gerektiriyor.
Yanlış bir tercih emekli aylığının kesilmesine ya da yıllarca gereksiz prim ödenmesine neden olabilir.
Bu nedenle özellikle yurt dışında yaşayan EYT’lilerin emeklilik planlamasını uzman desteğiyle yapmaları büyük önem taşıyor.