Sterodili bir 2025’e başlıyoruz

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

2025’i bitiriyoruz ve geri dönüp baktığımızda koca bir yılın bize bıraktığı gelişmelerin he­men hemen hepsi aslında uluslararası siyaset­le ilgili oldu. Evet birçok merkez bankası faizle­ri indirdi hatta çoğu indirimlerin sonuna geldi, Japonya herkesin tersine faiz artırmaya başladı ama doğrusunu isterseniz senenin çarpıcı olay­larının hepsi uluslararası siyasetin bir sonucuy­du. Ve ne yazık ki olan bitenin içinde pek de par­lak bir durum yok.

Trump’ın gümrük vergileri ve Liberation Day dedikleri, vergileri açıkladığı gün zaten dünya ti­caretinde ve piyasalarında birçok şey değişmiş­ti. Ardından müttefik olarak bildikleri Avrupa’ya ‘’kendi savunmanızı kendiniz yapın’’ açıklaması Avrupa’yı şaşırtırken NATO’nun geleceğinin de gerçek anlamda sorgulanmasına yol açtı. Rusya – Ukrayna savaşında ise hala bir sonuca ulaşılama­dı ama yurt dışında yerleşiklerle konuştuğumda, Moskova’da savaşın çok yakında biteceğine kesin gözüyle bakıldığını söyleyebilirim. Bu barış Av­rupa’yla birlikte İngiltere ve Nordik ülkelerini et­kileyecektir. Sene içerisinde 12 Gün Savaşı adını alarak tarihe geçen İsrail – Filistin savaşı da pet­rol fiyatlarının kısa süreli ama güçlü sıçramasına neden oldu. Altın ve gümüş için ise tarihte eşine az rastlanır ralliler yaşandı.

2026, 12 Gün Savaşı gibi tek seferlik bir ola­yın tekrarını yaşatmaz belki ama yeni 12 Gün Sa­vaşları olmayacağını hiç kimse garanti edemez. Hatta çok daha geniş çaplı sonuçları olabilecek bir ABD-Çin deniz yüzleşmesi bile olabilir. Jeo­politik riskler sönümlenmeden, hatta teknolojik gelişmeler hızlandıkça diğerinin gerisinde kal­mamak için artıyor. Bu gibi nedenlerden 2025’te yaşananlar henüz gelecek olanların sadece bir demosudur. O yüzden de piyasalar ve uluslarara­sı politika bağlamında steroid iğnesi yapılmış bir 2025 yaşama ihtimalimiz çok yüksek.

Ekonomik açıdan ise Almanya’nın ortaya attığı bir savunma sanayii bütçesi Avrupa ekonomisi­nin işini çözmüş gibi görünse de hiç mantıklı gel­miyor. Sadece 1 ülkenin ayırdığı bütçe ve odaklı bir yatırım harcaması projesinin bütün bölgenin ekonomisini düzeltmesini beklemek bence biraz hayal ürünü. Kaldı ki henüz Almanya’dan sözü ve­rilen yatırımlar da masaya gelmiş değil.

Tek başına ayakta kalmak zor

Yeni sene için öngörüde bulunmak her geçen sene daha da zorlaşıyor. Robot teknolojisinin ve yapay zekanın buralara gelebileceğini sanırım ge­çen senenin başında bile tahmin eden çok yoktu. Hemen ben vardım demeyin, öyleyse neden ser­vetinizi 3’e–5’e katlamadınız diye sorarlar. So­nuçta AI yatırımı yaptığınızda eğer emin olsaydı­nız bütün parayı ihtiyatsızca bu temaya yatırır ve serveti katlardınız, iyi giden 2-3 hisse bu kapsam­da değerlendirilmez.

Neyse, konumuza dönelim… Yeni senede gümrük tarifeleri kaynaklı olarak enflasyonda hafif yukarı bir döngü göreceğimize inancım yüksek doğrusu. Ama bunun merkez bankası para politikasını etkileyecek boyutlara gelmesi oldukça büyük bir sürpriz olur. Ayrıca bu enflas­yon artışının sene boyunca sürecek bir durum olacağını sanmıyorum, birkaç aylık döngüler halinde yukarı ve aşağı veriler görmeyi umuyo­rum. Bu durum doğal olarak en son 2010/12 se­nelerinde gördüğümü hatırladığım ‘’veriyi trade etme’’ huyunu geri getirecektir.

Enflasyon konusu büyük ihtimalle endişele­rin en küçüğü olarak kalacak. ABD’de istihdam piyasasının zayıflaması hayatı ve ekonomiyi ciddi anlamda değiştirme potansiyeli taşıyor. Bu durum doğal olarak piyasalardaki fiyatla­maları da değiştirecektir. Hatta Fed’in faiz indi­rimlerini bile etkileyebilir.

Avrupa’da ise biraz daha farklı bir hikaye an­latılıyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere; nispe­ten büyük bir harcama paketi her şeyi normalleş­tirip hiçbir şey yokmuş gibi yapılmasına neden olamaz. Avrupa’da öyle ya da böyle bir fonlama paketi ihtiyacı doğacak gibi gözüküyor. Fonlama ise bir QE ile olabilir belki. Şimdilerde piyasada Avrupa Merkez Bankası’nın ilk hareketinin faiz yükseltmek olabileceği konuşuluyor, hatta AMB yetkilileri de bu düşünceye sıcak baktıkları me­sajı veriyorlar. Ben ise ekonominin bunu destek­lemediğini düşünen taraftayım. Hatta Avrupa’da yatırım ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu ne­denle de bir sıkılaşma ve kemer politikası yeri­ne ekonomik destek paketleri açıklanabileceği­ni düşünüyorum. O yüzden bir QE veya faiz indi­rimlerinin devamı gelebilir.

Çin ise ekonomik verilerin kısman zayıf, kıs­men ortada geldiği ama iyi verinin az geldiği bir konjonktürde. 2026 orada da güçlü ekonomik destek paketlerinin konuşulduğu bir yıl olacak.

Sonuçta önümüzde kamu borçluluğunun ar­tacağı bir yıl bizi bekliyor gibi gözüküyor. Bu ne demek? Devletlerin daha fazla tahvil ihraç ettiği, tahvil piyasasında satıcı balinaların dolaştığı ve belki de faiz indirimlerine rağmen tahvil faizle­rinin beklenen kadar düşmediği bir sene olacak. Hisse senetleri ise faizin düşmemesinden ziyade sıklıkla destek paketlerini fiyatlar – pozitif yön­de. Ama öncesinde aşırı değerlemeler ve zayıfla­yan ABD ekonomisinin fiyatlandığını göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.421,15 -0,50 %
Dolar 46,4185 0,13 %
Euro 53,4406 0,23 %
Euro/Dolar 1,1503 0,02 %
Altın (GR) 6.551,89 -0,24 %
Altın (ONS) 4.266,25 0,20 %
Brent 78,5060 -0,95 %