Streaming savaşlarında abone ve hisse kaybı yaşayan Netflix, yeni çıkış arıyor

Garbis KEŞİŞOĞLU
Garbis KEŞİŞOĞLU DÜNYA'DA MEDYA gkesisoglu@gmail.com

Dijital dünyada şu sırada kıran kırana “Streaming savaşları” cereyan ediyor. 1990’larda film ve dizilerin, süper marketlerden videokasetlerini kiralama yerine, “streaming” sistemi ile evden izlenmesi imkânı doğmuştu. Dijital yayıncılıktaki bu devrimi Amerikan Netflix şirketi başlatmıştı. Streaming, kısa zamanda çok popüler oldu ve milyonlarca tüketici cüzi bir ücret karşılığında abone olmak için birbirleriyle yarışa girdi… Amerika dışında, özellikle Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan’dan talepte bulunanlar giderek çoğaldı.

Netflix mali gücü sayesinde iyi para ödeyerek, dizi ve showları satın almaya başladı. Hollywood stüdyoları da bundan çok memnundu; çünkü onlar için de yeni bir ticaret kapısı açılmıştı.

Netflix, milyonlarca abonesinin sayesinde, reklam alımına ihtiyaç duymuyordu. Uluslararası düzeyde izlenebilmek için, İskandinav dizileri bile iyi bir meblağ karşılığında Netflix’e satılabiliyordu…

Hollywood’un da bu işi çok benimsemesinin nedeni ise şuydu: Artık talibi kalmayan arşivlerdeki film ve TV eğlence programları için Netflix sayesinde yeni bir pazar bulmuştu.

Rakipler, ürünlerini Netflix’ten çekiyor

Nihayet, rakip firmalar da “uyandı” ve bu streaming işinde yaptıkları yanlışları görerek, pazarı nasıl Netflix’e kaptırdıklarını düşünüp karşı atağa geçtiler. 

Başta güçlü Disney grubu olmak üzere Amazon, Hulu, Peacock, HBO, Paramount ve Apple, Netflix’e vermiş oldukları programları geri çekmeye başladılar. Çok popüler olan “Friends” dizisi şimdi HBO Max’da, “The Office” Peacock’ta ve Disney prodüksiyonlarının tümü Diney+’da yayınlanıyor. Amazon, geçenlerde Metro Goldwyn Mayer (MGM)’ in film arşivini satın aldı.

Başkasına şifre vermek ücretli oluyor

Netflix yıllardır abonelerinin şifrelerini dostları ile paylaşmalarına göz yumuyordu; çünkü son tahlilde bunun abone sayılarını artırmaya yarayacağına inanıyordu. Gerçekten de, insanlar Pandemi süresince iki yıl evlerinde daha çok zaman harcayınca, Netflix’in abone sayılarında tam bir patlama yaşadı. Fakat özünde bu konjonktürel bir olaydı ve yaşanan saadet döneminin bir sonu olacağı, doyuma ulaşan abone sayılarında düşüş yaşanabileceği, aslında bekleniyordu. Nitekim kötü senaryo gerçekleşti ve firma, hisse senetlerindeki düşüş nedeniyle, milyarlarca dolarlık kayba uğradı. Şimdi, abonelerin şifrelerini başkalarına kullandırtmaları durumunda ek bir ücret talep edilecek. Ayrıca, reklam destekli ucuz bir abone sistemi üzerinde çalışılıyor.

Amazon ve Disney+, spor ile atakta

Dijital yayıncılıkta devir açmak elbette çok iyi bir şey fakat kesintisiz biçimde yenilikleri izlemek ve iş programını da güncel gelişmelere göre uyarlamak gerekiyor. Bu hususta rehavete kapılan Netflix’in durumu rakip firmalara da esaslı bir ders oldu. Hareketlenen rakip firmalar şu sıralar spor karşılaşmalarını da programlarına alma hazırlığı içindeler. Amazon tam 1 milyar dolar ödeyerek, Perşembe günleri oynanan Amerikan futbolu maçlarının yayın halkını aldı. Disney+ ise yıllık 400 milyon dolar karşılığında ulusal buz hokeyi karşılaşmalarını yayınlayacak. 

 Belli ki, rakip streaming firmaları gençlerin spora olan düşkünlüklerini kullanarak abone dayılarını artırmayı hedefliyorlar. Netflix’in pandemi süresince önemli bir prodüksiyon hazırlamaması yanında, milyonlarca dolara mal olan filmlere rağmen Oscar ödüllerinden eli boş dönmesi de dikkatleri çeken bir sürpriz oldu.

İşte Netflix’in yeniden doğuş önlemleri

Şimdi firma, hisse senetlerinin düşüşünü önleyebilmek için, tasarruf önlemlerini yürürlüğe koyacak. Öyle görünüyor ki, milyonlarca dolar maaş alan yöneticilerin ve bol para dağıtan, prodüksiyon şeflerinin dönemi kapanacak. Birbirinin neredeyse kopyası yapımlar, içeriklerin tekrarı gibi konular ciddiyetle ele alınacak. Gençlere dönük yapımlara önem verilirken özellikle “Z” kuşağının istekleri ön plana alınacak. Programların seçiminde, ülke halklarının talepleri göz önünde bulundurulacak.

Örneğin, Amerika’da Netflix’in programında bulunan fakat Amerikalıları pek ilgilendirmeyen İskandinav ve Güney Amerika dizileri için yeni formüller aranacak.

Sonuç olarak, Netflix’in hisse senetlerindeki yüzde 40 oranında düşüş şirketin iki CEO’sunu önemli tedbirler almaya zorlayacak.

Bu arada, haber içerikli streaming kanalı kurmak için milyonlarca dolar harcayan CNN+ bir ay içinde kapılarını kapattı. Ucuz fiyatına rağmen yeteri kadar abone bulamayan Warner Media, transfer ettiği elemanları tazminatlarını vererek evlerine gönderdi. Küresel rekabet ortamında dijital medyada başarı kazanabilmek aslında pek kolay değil. Bazen CNN gibi küresel bir marka dahi, yeni bir platform kurmakta yetersiz kalabiliyor.

NYT’nin başına, patrondan zengin yönetmen

Bugünlerde Amerikan medyasındaki ikinci önemli konu, ülke basının amiral gemisi “The New York Times”in emeklili olan genel yayın müdürü Dean Baquet’in yerine geçecek olan milyarder Joseph Kahn… New Orleans’lı bir “ halk çocuğu “ olan Dean Baquet’ in koltuğuna oturacak olan Joseph Kahn’ın babası, önce bir süper marketler zincirinin sahibi olmuştu. Sonra da Amerika’nın dev büro malzemeleri zinciri Staples’ ın sahiplerinde biri olarak, milyarca dolarlık bir servete ulaşmıştı. 2011’de vefat ettiğinde Staples grubunun yıllık cirosu 27 milyar doları geçmişti. 

Leo Kahn’ın oğluna ne kadar para bıraktığı tam olarak belli değil… Göz önündeki miras olarak oğluna New York’ta milyonlarca dolarlık bir malikâne ve milyarder dostlar bıraktı.

Joseph Kahn, New York’taki belli başlı lüks restoranların en hatırlı müşterisi olarak da dikkatleri üzerinde topluyor.

Patronu Sulzberger ailesinden daha varlıklı olduğu, bilinen bir gerçek.

Şimdi Amerikan medyasında herkes büyük bir merakla milyarder yayın müdürünün gazetenin yayın politikasına nasıl bir yön vereceğini bekliyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar