Stres bireylerde azalırken şirketlerde artıyor
Ekonomik büyümeye ilişkin veriler, mevcut gidişatı yansıtmakla birlikte, arka planda biriken riskler hakkında sınırlı bilgi verebilmektedir. Bu nedenle, ekonomide stres birikimini ölçmek amacıyla protestolu senet, karşılıksız çek ve batık kredi gibi veriler takip edilir.
Bu göstergeler, bireyler ve şirketlerdeki nakit akışı sıkıntılarını ve ödeme zincirindeki bozulmaları yansıtır. Takip edilmelerinin temel nedeni, ekonomik aktivitedeki yavaşlama, tüketici güvenindeki düşüş ve bankacılık sistemindeki kredi riskindeki artış gibi gelecekte ortaya çıkabilecek sorunlara dair erken uyarı sinyalleri vermeleridir.
Tüketici tarafındaki rahatlama geçici olabilir
Temmuz ayında kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinde borç yapılandırmasına ilişkin yeni düzenlemeler yürürlüğe girmişti. Buna göre, kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasında uygulanacak faiz oranlarına üst sınır getirilmiş, ayrıca hem kredi kartı hem de ihtiyaç kredilerinde, borçların en fazla 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabileceği kararlaştırılmıştı.
Bu düzenlemenin etkisiyle tahsili gecikmiş bireysel kredi ve kredi kartı tutarlarında Temmuz ayında belirgin bir düşüş görüldü. Bireysel kredi veya kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişi sayısı, önceki aya göre 28.9 bin kişi düşüşle Temmuz ayında 230.7 bin kişi oldu ki bu da son 9 ayın en düşük seviyesiydi.
Ancak bu tür düzenlemelerin ne kadar kalıcı etki bırakacağı konusunda emin olmak zor. Geçen yıl Eylül ayında yapılan benzer bir düzenleme sonrası Ekim ayında da tahsili gecikmiş tüketici kredilerinde ve kredi kartlarında benzer bir gerileme yaşanmış, ancak bu düşüş kalıcı olmayıp sonraki aylarda eski yüksek seviyelere dönülmüştü.
Şirketler tarafında artış var
Şirketler tarafında ise protestolu senet adetleri son aylarda 26 bin civarında seyretmektedir. Bu rakam tarihsel ortalamaların 1.2 standart sapma altında olsa da son 3 ayın ortalaması geçen yıla göre yüzde 19 artış göstermiştir.
Karşılıksız işlemi yapılan çeklerin, bankalara ibraz edilen çeklere oranı ise Ağustos ayında yüzde 2.5 ile Eylül 2019’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkmıştır. Ayrıca mevcut seviye, tarihsel ortalamanın az da olsa üzerindedir.
Bunun dışında açılan ve kapanan şirket sayıları da firmalar üzerindeki stresi yansıtmaktadır. Haziran-Ağustos döneminde açılan şirket sayısı ortalama 8913 ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.0 artarken, kapanan şirket sayısı 2551 ile yüzde 10.1’lik daha yüksek bir artış göstermiştir.

Parasal sıkılaşma dönemi normalinde
Bu göstergeleri toplulaştırmak amacıyla Ekonomi Stres Endeksi’ni (ESE) oluşturduk. Bireysel taraf için ödenmemiş bireysel kredi ve kredi kartı adetleri; TÜİK’in açıkladığı işsizlik oranı ve atıl istihdam oranı dikkate alınmaktadır. Şirketler tarafında ise protestolu senet adetleri, karşılıksız çeklerin toplam ibraz edilen çeklere oranı, kapanan şirketlerin açılan şirketlere oranı (mevsimsel olarak düzeltilmiş, 3 aylık ortalama) ve takipteki alacaklar oranı kullanılmaktadır. Farklı ölçeklerdeki verileri karşılaştırılabilir hale getirmek için her verinin uzun dönem ortalamasından kaç standart sapma uzaklıkta olduğunu gösteren Z-skorları hesaplanmıştır.
Sonuç olarak, toplulaştırılmış veriler ışığında, son dönemdeki gerilemeye rağmen bireylerdeki stres göstergeleri daha yüksek seyretmekte, şirketlerdeki artışa rağmen seviyeler tarihsel ortalamaların altında kalmaktadır. İki kesimin ortalaması dikkate alındığında ise stres düzeyi tarihsel ortalamaların üzerine çıkmakla birlikte, geçmiş parasal sıkılaşma dönemlerindeki (örneğin 2018’deki) seviyelerin altında kalmaktadır. Bu durum, ekonomi yönetiminin “yumuşak iniş” senaryosu ile uyumlu görünmektedir. Ancak bu senaryoda enflasyondaki düşüş gecikmekte ve daha düşük stres seviyesine daha uzun süre katlanılması gerekmektedir. Bireyler ile şirketler arasındaki farklı eğilim ise bu sürecin yönetiminde önemli bir zorluk oluşturmaktadır.