Su almayan gemi yoktur: Tarım politikaları, gıda fiyatları, enflasyon ve büyüme

“Herkes şeker istiyor Her­kes cebine konuşuyor Herkes geminin su al­dığını senin de beni sevdiğini – hem de çok sevdiğini biliyor.”

Leonard Cohen

Geçtiğimiz yıl Co­hen’i Ekonoritmiks’te ağırlarken “aşkın so­nuna kadar” gitmekten söz et­miştik. Bugün enflasyon tartış­malı %30 eşiği kırmaya yüz tut­muşken Cohen yeniden sahneye dönüyor. Bu kez, şarkısına atfe­dilen yanlış başlıklar yüzünden: “Gemi su alıyor.” Oysa Türk pi­yasası denizcilik kültürünü biraz daha içselleştirebilseydi, bilir­lerdi ki dünyada su almamış tek bir gemi inşa edilmemiştir. Me­sele su almak değil; o suyu tahliye edebilme kapasitesidir. Gemiyi fırtınaların içinden çıkaran, sin­tine pompalarının çalışıp çalış­madığıdır.

Su almayan gemi yoktur: Ekonomide tahliye kapasitesi

İnsan metabolizması da aynı ilkeyle yürür. Solunumunun asıl düzenleyicisi oksijen değil, kan­daki karbondioksit düzeyidir. So­lunum testleri nefes vermeye — boşaltım kapasitesine — odakla­nır. Metabolizma, tuttuğundan çok boşaltabildiğiyle hayatta ka­lır. Ekonomiler de böyledir: Cari açık, bütçe açığı, yükselen enflas­yon… Bunların hepsi geminin al­dığı sudur. Hatta cari fazla, büt­çe fazlası ya da deflasyon bile ge­minin su çekimini azaltabilecek işaretlerdir; mürettebatı teyak­kuzda tutar. Türkiye cari açığı­nı azaltabiliyor, bütçe açığını da. Geminin su çekimi CDS’dir. Yük­seldiğinde omurga suya gömü­lür. CDS düşüyor. Yani geminin su tahliye kapasitesi çalışıyor. Dönemin TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın teşbihte başvurduğu meşhur havuz problemleri bugün hâlâ geçerli.

Eylülün şoku, kasımın deflasyonu: Gıda fiyatlarında dalganın çekilişi

Eylül ayında gıda fiyatları %5 arttığında yürekler ağza geldi. Aylık şok yıllık enflasyonu bile yukarı itti. O günlerden beri şo­kun hem kaynağını hem de nasıl söneceğini anlattık. Çünkü ge­miyi yüzdürebilmek iyi bir hari­ta yanında gökyüzü ve yeryüzü işaretlerine hâkimiyet ister. Fi­yatları detaylı biçimde harita­landırdık. Küresel gelişmeler, bu şokun tortu bırakarak da olsa sö­nümleneceğini söylüyordu. Nite­kim Kasım’da gıda fiyatları %0,8 geriledi—tam anlamıyla bir gıda deflasyonu. Kerteriz aldığımız en kritik gösterge FAO Gıda Endek­si: Düşüyor. Dünya Bankası gıda fiyatlarında gerileme bekliyor. Trump’ın sığır politikası küre­sel et fiyatlarını rahatlattı. Kakao 5 bin dolar bandına sert çöktü. Fonterra’nın GDT ihalelerinde süt fiyatları peş peşe sekiz ihale­dir düşüyor.

Büyümenin haritası: Tüketim neden tam yol, üretim yarım yol?

Üçüncü çeyrekte tarım üreti­mi %12,7 daraldı. Meteorolojik şok yaz aylarında kaldı ama etki­si büyüme tablosuna yansıdı. İşte burası kritik eşiğin başladığı yer: TÜİK’in üçüncü çeyrek verisi, ekonominin yumuşak inişe geç­tiğini gösteriyor: Ekonomi %3,7 büyürken, hanehalkı harcamala­rı %4,1 arttı.

Tüketimin büyümeyi aşması­nın iki temel nedeni var:

1Kur politikası yan etkisiyle ar­tan ithalat → cari açık baskısı.

2Meteorolojik koşullara bağlı rekolte kaybı → tarımın büyü­meyi aşağı çekmesi.

Otomobil satışları dayanık­lı tüketimi %10,7 sıçrattı. “Ara­ba Sevdası” başlıklı yazımızda 5 Mayıs günü bu konuyu işlemiş­tik: Tüketiciler motor tercihleri­ni elektrikli ve hibrit araçlardan yana yaptıkça ithalat arttı ancak sınai üretim daha ılımlı seyretti. İhracat, uluslararası değer zinci­rine çalışan KOBİ kesimini ayak­ta tuttu. MÜSİAD SAMEKS en­deksi ve İstanbul Sanayi Odası PMI kompozisyonu tabloyu doğ­ruluyor. İç hat uçuşlar yaz ayla­rında çift hanede artış kaydeder­ken hizmet harcamaları %2,1’e yavaşladı. Bu bize şunu söylüyor: Mal fiyatlarındaki düşük enflas­yon alan açıyor, talebi şekillen­diriyor.

Yani artık “talep fiyatları” de­ğil, fiyatlar talebi belirliyor. Tam merkez bankasının görmek iste­diği denge. Başkan Dr. Fatih Ka­rahan önceki Enflasyon Raporu toplantılarında otomotiv piya­sası üzerinden bu dinamiği işle­mişti.

Tarımın ikincil etkisi ve yeni ufuklar

Tarım ise bu genel çerçeveden ayrışıyor. Meteorolojik şok yaş sebze-meyvede fiyatı yukarı it­ti ama protein gibi yapısal politi­kalara bağlı ürünlerde fiyat artış eğilimi istikrarlı kaldı. Eskiden rekolte ve gıda fiyatları arasında güçlü bir ters ilişki söz konusuy­du. Tarım ekosisteminde atılan adımlarla yapısal politikaların gücü sayesinde bu ilişki zayıfla­dı. Yani artık tarım üretimindeki dalgalanmalar gıda enflasyonu­nun kontrollü normalleşmesini engelleyemiyor. 27 Ekim tarih­li “Havadaki Buluttan Nem Kap­mak” başlıklı yazımızda belirt­tiğimiz gibi merkez bankası gıda riskini önceliklendirerek etrafı­na çit çekiyor. Gıda enflasyonu­nun tarihi ortalaması %20,5 ora­nı ufukta göründü.

Çiftçinin gelir kaybı ise tüke­tim kanalı üzerinden büyüme­ye ikinci tur bir etki oluşturacak. Normalde hasılatın zirve yaptı­ğı üçüncü çeyrek hasadının geli­ri kış aylarında tüketime döner­di. Bu yıl döngü zayıf. Önümüz­deki yıl üretim toparlandığında bu kez gelir kaybı nedeniyle talep tarafı sınırlı seyredebilir. Bu ne­denle yaz aylarındaki kaybın ileri dönemlere etkisinin sınırlanma­sı için uygulanacak tedbir politi­kaları belirleyici konumda. Çift­çilerin finansmana erişimi göze­tilmeli. Şu anda gerçekleşen yeni sezon ekim dikimi gıda arz gü­venliğinin temeli. Merkez banka­sı fiyat istikrarı tarafında ikincil etkileri sınırlamayı başardı. Ge­lir tarafı ise finans ve tarım sek­törlerindeki politikalara bağlı.

Ama hepsi yönetilebilir. Çünkü bu hikâyenin finali yeni ufuklara açılıyor. 15 Eylül tarihli “Haydut Dalgalar” başlıklı yazımızın son bölümü halen geçerli ve dez-enf­lasyon serüveni boyunca da ge­çerli kalacak – tıpkı Cohen’in “aşkın sonuna kadar” şarkısı gibi.

Anglo-Saxon denizciliği ve Türkiye’nin rotası

Finans piyasasının hâkimi Anglo-Saxonlar aynı zamanda denizlerin de hâkimidir. Foreign Affairs’in önceki sayısındaki ma­kale (“By Land or by Sea”, S. C. M. Paine) hatırlatıyor:

Denizci zihniyet belirsizlikle yaşar, riski göğüsler. Açık deniz­de bir dalga belirir, nutuk tutulur; sonra o dalga iner ve rahat nefes alınır. Önemli olan, dümeni viya tutup ana eğilime odaklanmaktır.

Bugün Türkiye’nin OVP’si, PPK metinleri ve enflasyonun ana eğilimi tek bir mesaj veriyor:

Geminin dümeni dinliyor, kap­tan köşkü alesta. Disiplinli rota baş tutuyor. Ekonomik tahliye ka­pasitesi yerinde. Ne açık denizler ne haydut dalgalar korkutmuyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar