Şu döviz rezervi meselesi

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Döviz rezervimiz 95 milyar dolar mı, yoksa ekside miyiz?

✔ 130 milyar dolar ileri sürüldüğü gibi birilerine haksız kazanç sağlayacak şekilde mi satıldı, yoksa mevzuata uygun bir şekilde mi?

✔ 130 milyarlık satış mevzuata uygunsa bunu Merkez Bankası verilerinde niye göremiyoruz?

Gelin yaklaşık iki yıl önceye dönelim. Tarih 13 Mayıs 2019. Bu köşedeki yazımın başlığı şöyle:

“Dövizde tehlikeli operasyonlar”

Üst başlığı da şöyle atmışım:

“Net rezerv 10 milyar, swap düşülünce eksideyiz ama kur artmasın diye döviz satıyoruz”

Daha yakın zamana gelelim. Geçen yıl kasımda Merkez Bankası Başkanı değiştirilirken ve ardından Hazine ve Maliye Bakanı istifa ederken Ankara kulisleri bu rezerv konusuyla ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rezervin eksiye indiğinden ilk kez haberdar olduğu iddiasıyla çalkalanmadı mı? Bakın aradan üç buçuk ay geçti, önceki güne kadar Merkez Bankası rezervinin 130 milyar dolar kadar eritildiği iddiasıyla ilgili tek bir itiraz bile duyulmadı. 130 milyar konusu tekrar gündeme getirilince Cumhurbaşkanı Erdoğan rezervin eksiye inmesinin söz konusu olmadığını, döviz satışının da mevzuata uygun yapıldığını söyleme gereği duydu.

Döviz satışı gerçekten Merkez Bankası mevzuatına uygun mu, değil mi; bu soruyu alanının en yetkin isimlerinden birine, eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı İbrahim Turhan’a sordum.

Ama şu bir gerçek; Merkez Bankası “normal kanallar dışında, adeta el altından” yalnızca geçen yıl döviz satmadı; satış 2019 yılında başlamıştı zaten. (13 Mayıs 2019 Dünya) Hatta, rezerv konusunu konuştuğum İbrahim Turhan’ın verdiği bilgiye göre kamu bankalarının döviz satışı rahip krizinin yaşandığı 2018 yılının ağustos ayında başlamıştı. O günlerde satılanın Merkez Bankası dövizi olmadığını söyledi Turhan. Ancak bu satış kamu bankalarını zorlamaya başlamış ve 2019 başında bu bankalara bir şekilde destek çıkılması kaçınılmaz olmuştu.

İbrahim Turhan, 2019'un mart ayında yerel seçimden hemen önce kurda bir yükselme yaşandığını, bir takım verilerle hesaplanabilen piyasadaki TL likiditesine bakıldığında olması gerekenden düşük bir tutar bulunduğunu, bunun da Merkez Bankası’nın “bir şey” sattığını gösterdiğini söyledi. Satılan o “bir şey” tabii ki dövizdi.

Zaten bu köşede 2019’un mayıs ayında yazdığımız da buydu...

“DÖVİZ SATILDIĞI İLK KEZ KABUL EDİLİYOR”

Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı İbrahim Turhan’a “Şu döviz rezervi meselesini bir anlatsanız” dedim, Turhan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek başladı söze:

“Sayın Cumhurbaşkanı ‘Ödemeler dengesi tarafından bir sıkıntıyla karşılaşmamak için planlı ve kontrollü döviz işlemi yapıldı’ dedi. Kendisine teşekkür etmeliyiz. Çünkü ilk defa hükümet tarafından, en yetkili ağızdan rezervlerin satıldığı kabul edilmiş oldu.”

Doğru ya, olayın bu boyutu da önemliydi. Çünkü şimdiye kadar döviz satışı defalarca gündeme getirilmiş, hiç kimse bu haberleri ne yalanlamış, ne de bir izahat verme gereği duymuştu.

Görüşmemiz sırasında çok önemli bir iddiayı gündeme getiren İbrahim Turhan 130 milyar dolar rezervi satanların Cumhurbaşkanı’na yanlış bilgi verdiklerini ileri sürüyordu. Turhan’a bu görüşünü neye dayandırdığını sordum:

“Merkez Bankası para ve kur politikası metninde ‘Dalgalı döviz kuru rejimi uygulaması devam edecektir. Merkez Bankası’nın nominal ya da reel herhangi bir kur hedefi bulunmamaktadır’ diyor mu, diyor. Yani Merkez Bankası ‘Kuru belli düzeylerde tutmak için, kişisel bir inat uğruna dışa açık bir ekonomide aynı anda hem faizi hem kuru baskı altında tutmak gibi mantıksız bir şey yapmayacağız’ diyor mu, diyor. Dolayısıyla hem para ve kur politikası metnine bunları yazacaksınız hem de aynı zamanda bu yazdıklarınızın tamamen tersi bir uygulamayla döviz satacaksınız. Bundan daha aleni yanlış bilgilendirme olur mu?”

“MERKEZ BANKASI DÖVİZ SATABİLİR AMA BÖYLE DEĞİL”

Turhan, Merkez Bankası’nın dövize kurlarda ekonomik temellerden kopuk aşırı dalgalanma görüldüğünde alış ya da satış yönünde müdahalelerde bulunabileceğini veya şeff af ihaleler yoluyla bunu yapabileceğini söyledi ve geçmişten örnekler verdi.

130 milyar doları bulan döviz satışında bir istismar, haksız kazanç ve hukuka aykırılık olmadığı iddiasında bulunulduğunu hatırlatan Turhan, bunun ancak adil ve tarafsız bir soruşturmayla ortaya çıkabileceğini söyledi. Turhan “Zira yöntem şeff af değildi. Satışın hangi yöntemle, hangi dönemde, hangi kurdan ne kadar yapıldığı, alıcıların da kimler olduğu belli değil” diye konuştu.

REZERV NE KADAR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün 95 milyar dolarlık rezerv olduğunu söylemişti. İbrahim Turhan’a sordum bunu, “Birlikte hesaplayalım” dedi.

“5 Şubat itibarıyla 96.4 milyar dolar brüt rezerv var. Ama yükümlülüğümüz de var. Bunları düşünce kalan net uluslararası rezerv 14.1 milyar dolar. Üstelik bunun hepsi Merkez Bankası’nın da değil. Piyasayla, yani bankalarla yapılan swaplar 41.7 milyar. Tutar, Katar’dan alınan 15 milyar da eklenince 56.7 milyar yapıyor.

Net rezerv ne kadar 14.1 milyar, bundan toplamı 56.7 milyar olan bankalarla yapılan swapı ve Katar’dan ‘hatır çeki’ ile alınan tutarı düşünce geriye kalıyor eksi 42.6 milyar. Yani Türkiye’nin net döviz rezervi söylendiği gibi 95 milyar dolar değil, eksi 42.3 milyar dolardır.”

MÜDAHALE VE İHALELER

Merkez Bankası’nın dövize ne zaman doğrudan müdahale ettiği ve ihale yoluyla işlem yaptığı Merkez Bankası’nın web sayfasında var. Yani normal işlemler bunlar ve çok eskide kalmış görünüyorlar.

Merkez Bankası son döviz alım ihalesini 22 Temmuz 2011’de, son döviz satım ihalesini 27 Nisan 2016’da yapmış.

Bir de Merkez Bankası’nın önceden ilan etmeden gerçekleştirdiği müdahaleler var. Döviz alımına dönük son müdahale 15 Şubat 2006’da, döviz satımına dönük son müdahale ise 23 Ocak 2014'te gerçekleştirilmiş.

Dolayısıyla satıldığı kabul edilen ve mevzuata uygun olduğu söylenen 130 milyar doları Merkez Bankası verileri içinde göremiyoruz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar