Su iflas etti, ekmek elden su gölden devri bitti
BM, Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü raporuna göre, “dünya geri dönüşü olmayan bir su iflası ile karşı karşıya. 4 milyar insan yılda en az bir ay boyunca ciddi su kıtlığı yaşıyor.
Dünya Bankası’na göre, “susuzluğun küresel ekonomiye yıllık faturası 1,5 trilyon dolar.” Rakamlar, suyu çevresel bir sorun olmaktan çıkarıp ekonomik ve stratejik bir meseleye dönüştürüyor.
Su Kanunu’nda sona yaklaşılıyor
Bir tarafta trilyonlarca dolarlık su ekonomisi, diğer tarafta susuzluk nedeniyle milyarlarca dolarlık kayıp ve sağlık sorunlarına yol açan susuzluk. Konya’da yer altı suları çökerken, Ege ve büyük kentler ciddi su stresi altında. 13 yıldır konuşulan Su Kanunu Taslak çalışmaları devam ediyor. Suyun 85 milyona ait kritik kaynak olduğunu varsayarsak belki de suyunu doğru kullanmayanlara bedel ödetme zamanı geldi.
Sahibinden satılık su
Su Kanunu taslağı, Türkiye’de ilk kez suyu açık biçimde kamusal bir varlık olarak tanımlıyor, yer altı ve yer üstü sularını devlet tasarrufuna alıyor. Amaç, su kaynaklarının korunması, kirliliğinin önlenmesi, iyileştirilmesi, tahsisi, denetlenmesi için 167 sayılı Yer Altı Suları Kanunu’nda yer almayan boşlukları doldurmak. Ayrıca suya dair farklı bakanlıklar ve mevzuatlar arasında dağınık olan yetkilerin tek çatı altında toplanması hedefleniyor. Kanun suyu özelleştirmiyor; tam tersine kamusal niteliğini güçlendirerek keyfi kullanımı sona erdirmeyi amaçlıyor.
Ekmek elden su gölden devri bitti
2026’da Meclis’te yasalaşması hedeflenen kanunla birlikte su kaynakları ekosistem esaslı korunacak. Su kirliliği kaynağında önlenecek, mekânsal planlama suya göre yapılacak ve DSİ görüşü zorunlu hale gelecek. Suyun tahsis yetkisi DSİ’de olacak, öncelik sıralaması ise içme-kullanma suyu, çevresel akış, tarım, hayvancılık, su ürünleri, enerji, sanayi ve madencilik şeklinde belirlenecek. Tapulu arazilerde bulunan sular, kullanım amacı ne olursa olsun, belirli bir miktarın üzerinde kamunun sayılacak. Kaçaklar, kayıplar önlenecek. Taslak geçmişte çeşitli zamanlarda ilgili STK ve paydaşlarla paylaşıldı görüşe açıldı.
Modern sulama sistemleri için 1,425 trilyon TL lazım
Türkiye’de suyun yüzde 79’u tarımda kullanılıyor. 7,2 milyon hektarlık tarım arazisinin yalnızca yüzde 36’sı kapalı sistemle sulanıyor. Tüm alanların kapalı sisteme alınması için hektar başına yaklaşık 10 bin dolar, toplamda ise 1,425 trilyon TL’lik bir yatırım gerekiyor. Dünya sudaki dönüşüme yönelik çeşitli yöntemler deniyor. İspanya, yeni sulama projeleri yapmıyor, mevcut sistemleri kapatıyor, iyileştiriyor.
Ulusal su bilgi sistemi kurulacak
Su kaynaklarının ve atık suların kalite ve miktarına ilişkin verilerin toplanması ve değerlendirilmesi için Ulusal Su Bilgi Sistemi Kurulacak. Gerçek veya tüzel kişiler Ulusal Su Bilgi Sistemine dâhil olmak zorunda.
Su verimlilik belgesi artık zorunlu
Daha önce gönüllük esasıyla alınan mavi, yeşil, turkuaz su verimliliği belgesi artık zorunlu olacak. Belge almayanlara idari para cezaları uygulanacak.
Belediyelere ağır sorumluluk
Arıtma tesisi bulunmayan, kayıp kaçak oranını düşürmeyen belediyelere 250 bin TL’den 5 milyon TL’ye kadar cezalar planlanıyor. İçme suyu arıtma tesisi kuran belediyelere elektrik faturasında yüzde 50 indirim sağlansa da bütün bu dönüşüm nasıl finanse edilecek.
Kurakçıl peyzaj ve yapı zorunlulukları
Uzmanlara göre yüksek yağış alan havzalardaki şehirlere minimum yüzde 30 kurakçıl peyzaj dayatması, su tasarrufu yerine ek maliyet ve ekosistem uyumsuzluğu yaratabilir. 1 Ocak 2026’dan itibaren belirli büyüklükteki binalarda yağmur suyu hasadı ve gri su geri kazanımı zorunlu olacak. Şartları karşılamayan projelere ruhsat verilmeyecek.
“Su Kanunu sorunları tek başına çözemez”
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’a göre, “su kaynakları planlaması, arazi planlaması, çevre düzeni planı ve imar planlarıyla birlikte ele alınmalı. Yeni koşullara uygun bir kurumsal kapasite ve gelişmiş bir su kullanım kültürü oluşturulmalı. Türkiye su ile ilgili sorunları su kanunu ile çözmeye çalışırken İngiltere, çevre kurallarını ihlal eden su şirketlerine kesilen 29 milyon sterlinlik cezayı, doğrudan nehir ve göl restorasyonuna aktardı.
DSİ’yi “su otoritesi”
Stratejik bir kaynağın kontrolünü güçlendiriyor. Girişimciler için, “arıtma, geri kazanım, dijital su, kapalı sulama sistemleriyle” yeni bir yatırım alanı yaratırken, modern sulama sistemlerini kullanan çiftçilerin girdi maliyetlerini düşürecek, kentlerin su kırılganlığını iyileştirilecek imkânlar sunuyor.
Velhasıl, Su Kanunu “tarımda verimliliği, sanayide maliyet yapısını, şehirlerde yaşam kalitesini ve ülkenin yatırım çekme kapasitesini doğrudan belirleyen yeni eşik. Türkiye’nin üretim modelini, şehirleşme anlayışını, rekabet gücünü yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm hamlesi. Su Kanunu sadece suyu değil uygarlığı da kurtarmaya, insanlığı doyurmaya geliyor.