Şu işsizlik meselesi

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

“İş bulamıyorum!”

“Yeni mezunum, bana kimse iş vermiyor!”

“Kim demiş Türkiye’de işsizlik sorunu var diye, yok öyle bir şey!”

“Eleman var ama, niteliklisini bulamıyoruz!”

“Eleman bulsak dahi, işi beğendiremiyoruz!”

Bunlar hep duyduğumuz cümleler değil mi etrafımızda. Ama asıl soru şu: Ülkede gerçekten işsizlik mi var, iş beğenmemezlik mi? Herkesten farklı farklı yorumların yükseldiğini de biliyoruz. Üyesi olduğum ve 500’e yakın üst düzey yönetici veya işverenin yer aldığı CEO Platformu whatsapp grubumuzda da bu konuda yazışmalar cereyan edince, ben de bu önemli konuyu gündeme taşıyayım dedim. Önce biraz da olsa işin istatistiğine bakalım, ardından asıl meselenin ne olduğuna birlikte karar verelim.

İstatistiki verilere göre Türkiye’de yaklaşık 4 milyon işsiz bulunmakta. Bu oran 15 yaş üstü olmak üzere, çalışabilir nüfusun %12’sine denk gelmekte. İstihdam edilen çalışan sayısı ise yaklaşık 32 milyon. Tabi bir de sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların da varlığını göz ardı etmemek gerekiyor.

Veriler üzerine sabaha kadar konuşabiliriz. Rakamlar, dünya ortalaması ile karşılaştırıldığında bir hayli yüksek. Önce gerçekle yüzleşerek başlayalım konuyu anlamaya; Türkiye’de yüksek bir işsizlik söz konusu. Ülkemizde bir yanda yüksek oranda işsizlik var derken, iş dünyası da nitelikli eleman sıkıntısını her fırsatta dile getiriyor. O zaman da kafalar karışıyor; işsizlik mi hakim, iş beğenmemezlik mi?

Türkiye’de iş bulma konusunda en büyük problemi üniversitelerden yeni mezun olan gençler yaşıyor olsa gerek. Üniversite diploması sahibi olarak hakkettiklerini düşündükleri özlük hakları ile iş bulma ümidiyle iş aramaya başlayıp, bulamadığı her gün ümidini biraz daha kaybeden önemli bir genç işsiz nüfusa sahibiz. Genç, heyecanlı, ancak tecrübesiz. Okullarda gerçek anlamda staj sistemi de olmayınca sudan çıkmış balık oluyorlar haliyle. İşveren cephesinden bakınca tercih edilen iş gücü ise deneyimli ve zaman kaybettirmeyecek çalışanlar. İşte orada da tecrübeli çalışanın iş değiştirmeyi kabul etme koşulu daha iyi ekonomik şartlar olunca, iş dünyası bunu nitelikli iş gücü problemi olarak dile getiriyor. Ve tabi insanların iş beğenmediklerinden yakınıyorlar. Mavi yakalılarda ise farklı bir sorun söz konusu. İşveren açısından yasal yükümlülükler bir hayli yüksek olunca başta Suriyeli olmak üzere, sigortasız çalışmayı kabul eden yabancı uyruklular tercih edilir hale geliyor. Burada da devlete ciddi bir sorumluluk düşüyor. Yüksek asgari ücret hedefinin kayıt dışılığı daha da arttıracağını göz önünde bulundurarak, işveren yükünü önemli ölçüde azaltması gerektiğine de yeri gelmişken dikkat çekmiş olayım.

Unutmamak gerekir ki, işsizliği azaltabilmenin asıl yolu, ülkedeki iş alanlarının genişlemesinden geçiyor. Yeni yatırımlar, yeni iş alanları, sanayi tesislerinin sayısını arttırmak, büyüme ve sürdürülebilirlik, işsizliğin ortadan kalkabilmesi için asıl ihtiyacımız olan. İşsizlik, hiç şüphesiz pandeminin de etkisi ile ülkemizde olduğu gibi pek çok ülkede mevcut bir sorun. Beyin göçü vermeksizin nitelikli iş gücü yaratabilmemiz için üniversitelerden yeni mezun gençlere şans vermenin yanı sıra, meslek liselerini de etkili hale getirmek gerekiyor. Sadece üniversite mezunu olma takıntısı yerine, gerçek anlamda meslek edindiren teknik liselerin sayısını arttırmaya bakalım. Enflasyonun da, döviz istikrarsızlığının da, yüksek faizin de karşında durabilecek tek silah üretimdir. Üretimi gelişecek bir ülkenin kalifiye teknik elemanlara ihtiyacı her daim olmaya devam edecek. Bunları başardığımızda inanın bana, dışarıdan iş gücü transfer eden bir ülke konumuna geliriz. Yeter ki eksik noktalarımızı kendimize itiraf edelim, teşhisi doğru koyalım, tedaviye el birliği ile geçelim. Aksi halde aynı şeyleri konuşur dururuz. Tıpkı şu an olduğu gibi.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Sen neymişsin FED abi… 17 Aralık 2021
Ben ekonomiyi bilmiyorum 12 Kasım 2021