Şule Mene, Ar-Ge’ye verdiği önemle katma değer yaratıyor

Sabiha TOPRAK
Sabiha TOPRAK KOCAELİ'den sabiha.toprak@dunya.com

Teknoloji, bilim ve Ar-Ge faaliyetlerinin küresel ölçekte her şeye yön verdiği bir dönemden geçiyoruz. Bilgiyi elinde bulunduran ve bunu kalkınma amacı olarak kullanan ülkeler, ekonomik anlamda da gücü elinde bulunduruyor. Rekabet koşullarının her geçen gün daha da zorlaştığı günümüzde, ülkelerin rekabet güçlerini artırabilmelerinin tek yolu; yüksek teknolojiye sahip, Ar-Ge çalışmalarına dayanan, katma değeri yüksek ve inovatif ürünler üretmekten geçiyor. Türkiye’nin sanayi alanında dışa bağımlılığını azaltması da kendi teknolojisini üretmek ve Ar-Ge yatırımlarını artırması ile mümkün. Çünkü gelinen noktada Ar-Ge yatırımı yapmayan ülkelerin dışa bağımlılığının giderek artmasının kaçınılmaz bir hal aldığını görüyoruz.

Yazıma Henry Ford’un bir sözü ile devam etmek istiyorum: “Hiçbir şey zor değildir, yalnız onu ufak parçalara bölmesini bilelim.” Ford’un bu sözü tam da Türkiye'nin alanında uluslararası hale gelmiş tek klinik araştırma merkezinin CEO'su ve sahibi olan Dr. Şule Mene için söylenmiş sanki. Mene, durmadan, yılmadan ve çok çalışarak ufak parçaları bir araya getirerek hiçbir şeyin zor olmayacağını ve inanarak yola çıkılan her hayalin dünya çapında başarı getirdiğini hepimize gösteriyor. Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Batı Karadeniz’de hastaların doktora erişiminin çok zor olduğu bir yerde, Bartın Kurucaşile’de doktorluk yapmaya başlıyor. Aslında Şule Mene’nin hayali kariyerini Sağlık Bakanlığı’nda sürdürmekti, ancak Ar-Ge’nin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu fark ediyor ve Türkiye’de o dönemde henüz araştırma ve geliştirme üzerine çalışmaların yetersiz olduğunu görüyor. Bu nedenle ABD’ye giderek Harvard Business School’da işletme yüksek lisans eğitimi almaya karar veriyor. Girişimcilik başarıları ile Şule Mene, 2002 yılında Mene Research yani bugünün Mene Health Group’un temellerini atmış oluyor. Bugün itibarı ile Mene Health Group olarak klinik araştırmaların pre-klinik aşamaları dâhil olmak üzere A’dan Z’ye tüm aşamaları gerçekleştiriliyor. Mene, Gebze Organize Sanayi Bölgesi Teknoparkı’ndan teklif alıyor ve 2005 yılında bugün depo ve şirketinin bulunduğu Teknopark’a taşınıyor. Mene, şuan Arap ülkelerinde aktif olarak araştırma yürütüyor. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki merkezlerinde de araştırmalarına devam ediyor.

Bu işe başladıklarında sadece 4 kişilik çok küçük bir kadro olduklarını ve her şeyle bizzat ilgilendiğini anlatan Mene, “Klinik çalışmalardan bağımsız ülkemizdeki birçok kanun, yönetmelik, işleyiş yöntemlerini öğrenmek gerekti. 2000’li yılların başında yaptığımız işin bilinmemesi, uluslararası alanda ülkemizin tanınırlığının bu alanda neredeyse hiç olmaması bizim en büyük zorluğumuz oldu. Ülkemizde bu alanda yeterli yetişmiş insan kaynağının olmaması sebebiyle insana yaptığımız yatırım ne kadar pahalı olsa da ülkemizin bu alanda yurtdışında tanıtımını yapmak bize gurur veriyor” diyor.

İlaç Ar-Ge’si ile Türkiye’de yatırımlarına devam eden Mene, son olarak 3 yıldır üzerinde çalıştığı Mene BioPark Tesisi’ni de açarak hem Türkiye’de hem de çevre ülkelerde önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Mene Health Group, tüm hizmetlerini bir araya topladığı Mene BioPark Tesisi ile klinik araştırmalarda her geçen gün ağırlığı artan biyoteknolojik ürünlerin hassasiyet gerektiren depolama çözümlerini en yüksek standartlarda sunarken, nadir ve ultra nadir hastalıklara yönelik hassas ürünleri de aynı titizlikle saklamayı hedefliyor. Şule Mene yaptığı çalışmalar ile sürdürülebilir Ar-Ge’ye önem vererek Türkiye ’ye büyük katma değer yaratıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar