16 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Şundan bundan

16 Mart 1985 Yaşar Kemal'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan ve Peter Ustinov'un yönetip oynadığı İnce Memed adlı filmin Türkiye'de gösterilmesi yasaklandı. Sizleri bilmem ama esas adıyla Kemal Sadık Gökçeli lisanımızı o kadar güzel kullanırdı ki okurken Türkçe konuştuğum için gururlanırdım. Aynı tarihte biz ailecek University of Massachusetts Boston’dan bana gelen bir teklife evet dediğim için yollara düşmüştük. Bu arada cebimde iki tane Visa, iki tane Master Card ve dahi bir adet de American Express var. Boston’a geldiğimiz 16 Mart tarihinde AMEX(1) kartım hariç, o da çok sık seyahat ediyorum lazım oluyor onun için, hepsini kestim attım. Bugün AMEX hariç hiç bir kredi kartım yok. Hiç kredi borcum da yok.

Hiç kredi borcum yok ya bu artık iyi bir şey sayılmıyor. Söz gelimi, ABD’de borcu olmayan adamın kredi notu düşük çıkar. Önemli olan borcu olmamak değil çok borcu olup onu düzenli ödemek. Ne kadar borcun var ve bunları ne kadar düzenli ödüyorsanız o kadar makbul adamsınız. İlle velakin hele bir borcunuzu ödemeyin tüm alacaklılar atmacalar gibi üstünüze saldırırlar. Bu iş böyle… Borçlunun bir yüzü kara borcunu ödemeyeni Allah kahretsin! Kredi kartım ve borcum olmadığı için CDS’im ne kadar bilemiyorum. Büyük olasılık sizin de haberiniz yoktur. Hatta CDS’in ne olduğunu bile bilmiyor olabilirsiniz. İngilizce Credit Default Swap kelimelerinin baş harfleriyle tanımlanan CDS devletlerin, kurumların borçlarının sigortası demektir.

Şimdi ben sizden %10 faizle bir yıl vadeli 100 Lira borç istesem ve desem ki “Efendim ben size yılsonunda anapara ve faiz olarak 110 lira ödeyeceğim”. Ya ödemezsem! Veya ödeyemezsem! Gitti mi sizin paracıklar. Gitti. Hani derler ya bizde “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” diye. Halbuki, Marko Paşa’ya gerek yok. Gidersin bir finansman kuruluşuna ve alacağını sigorta ettirirsin. Eğer ben ödemezsem derdini onlara anlatır ve paranı alırsın. İşte bu alacak sigortasına Credit Default Swap, kısacası CDS deniliyor. Türkçesi Kredi Temerrüt Sigorta Primi veya kredi temerrüt takası. Bu CDS primleri günümüzde ülkelerin risk durumlarını ortaya koyan bir gösterge olarak kullanılıyor. 1995 yılında JP Morgan Chase tarafından geliştirilen kredi temerrüt takası kontratları, genellikle 5-10 yıl vadeli ve 10 milyon ila 20 milyon dolar büyüklüğünde oluyor. Prim ödemeleri de çeyrek dönemlerde yapılıyor.

CDS’ler Türkiye’de de kullanılıyor. Özellikle son on yıllarda paracıklar ortalarda uçuşurken (global para bolluğundan bahsediyorum) finansman kuruluşları pazar yerlerinde vardır ya “Gel vatandaş, gel” diye bağırarak müşteri arayan pazarcılar, borç verecek müşteri arıyorlardı. Bu meyanda bireysel ihtiyaç kredileri çıktı. Bireysel kredi alan müşteriden bankalar öncelikle hayat sigortası isterler. Hani olur a borçlu kredi geri ödemesini tamamlayamadan Hakkın rahmetine kavuşursa borcu sigorta öder ve müteveffanın varislerine borç miras kalmaz.

Ülke CDS Primi
Türkiye 310
Mısır 362
Yunanistan 386
Ukrayna 627
Arjantin 646

Bir borçlu ne kadar güvenilirse onun CDS primi, yani sigorta primi, o kadar ucuz, ne kadar riskliyse o kadar pahalı. Bir sıralamaya göre(2) 35 ülke arasında 21 Şubat 2019 tarihiyle 5 yıllık CDS primleri 300 puanın üstünde altı ülke var. Bu altı ülkenin sonuncusu Venezuela. Onu saymayın çünkü temerrütte düşme olasılığı %100. Hatta ülkenin kredi değerlendirme notu bile yok. Geriye kalan beş ülke şöyle sıralanıyor. Türkçesi Venezuela hariç onca ülke arasında sondan altıncı sıradayız. Bu iyi haber değil. Peki diyeceksiniz ki “Bizde kimin parası kalmış?” Kimsenin kalmamış elbette. Kalmamış ama kalsaydı zaten bu 310 liralık prim bir şey ifade etmezdi. Bu prim ülkemizin kredi riskinin bir algısı. Bu algı maalesef Standart and Poors (S&P) şirketinin geçtiğimiz 19 Şubat değerlendirmesiyle resmileşti. Her ne kadar hem resmi kaynaklar hem de Bankalar Birliği gibi kuruluşlar bu açıklamayı daha eski deyimiyle mürekkebi kurumadan protesto ettilerse de, laf ağızdan çıktı bir kere. S&P iki tatsız tahminde bulunuyor. Birincisi, bankalarımızın sorunlu kredilerinin yüzdesinin ikiye katlanarak %8 düzeyine çıkacağı, hatta %15-20’lerin bile görülebileceği. Bu elbette çok kötü olur. İkincisi, Türk Lirası’nın 2022 yılına kadar değer kaybına devam edeceği ve kurun 7 TL’ye kadar düşebileceği. Resmi kaynaklara göre bu tahminler doğru değil. Doğru mu eğri mi ölmez sağ kalırsak göreceğiz. İktisatçı dostlar daha iyi bilirler.

Nereden bakarsanız bakın, yorumlar ve haberler o kadar da gönüllere su serpecek serinlikte değiller. 2017 bütçe açığı 47 milyar TL idi, 2018 yılında bu rakam 72.6 milyara çıktı. Resmi açıklamalarda hedefler tutturuldu denilen bütçe açığı hedefi önce 65.9 milyar TL olarak planlanmış sonra 72.1 milyara revize edilmişti 72.6 milyar olarak gerçekleşti. Geçen yıl 3.92’lerde dolaşan dolar 5.30’larda dolaşıyor. Geçen sene 170’lerde olan CDS primi daha önce belirttiğim gibi 300’ün üstüne çıktı. Bu konularda kimden taraf olursanız olun rakamlar yalan söylemezler demek doğru olacak. Olumsuz haber akışında ise toplam borcun (iç ve dış borç) milli gelire oranının yüzde 156’ya tırmandığı, genç işsizliğin yüzde 20’yi aştığı, kamu bankalarının hane halkının kredi kartı borçlarını ve kulüplerin tüm borçlarını üstlendikleri, bütçe açığının yıldan yıla büyüdüğü, üniversiteyi bitiren her 3 gençten ancak 1’inin iş bulabildiği, şirketlerin konkordato ilan etmek için yarıştıkları ve bir o kadar da korktukları, özel sektör borcunun alıp başını gittiği bir manzara var. Önümüzdeki yerel seçimin genel gidişata dair majör değişimler meydana getireceğini düşünmemekle birlikte 2019’un zor bir yıl olacağını söylemek zor değil(3) .

Geçim ekonomisinden haberler böyle. Buna bir de seçim ekonomisi eklendi. Bir hafta önce Merkez Bankası'nın (TCMB) hafta sonu gerçekleştirdiği zorunlu karşılık indiriminin yaklaşık 3.3 milyar TL ve 2.3 milyar dolar karşılığı döviz ve altın serbest bırakacağı hesaplanıyor. Merkez Bankası, TL zorunlu karşılıkları (ZK) tüm vadelerde 50-100 baz puan düşürürken, bankaların TL zorunlu karşılıklarda hurda altın kullanım hakkını da yüzde 5'ten yüzde 10'a çıkardı. Yani piyasaya para sürüldü. "En son Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı (BDDK) Mehmet Ali Akben "İhtiyaç kredilerinde vade 36 aydan 60 aya, fiyatı 120 bin TL'ye kadar olan taşıt alımı amacıyla kullandırılacak kredilerde de vade 48 aydan 60 aya yükselecek" açıklamasında bulundu.

BDDK Başkanı Akben, seyahat acenteleri ile ilgili yurt içi harcamalarda taksit sınırı 9 aydan 12 aya çıkacağını da açıkladı. Ben bunlar ve bunlar gibi önlemlerin ekonominin temel sorunlarını çözebileceğini pek sanmıyorum. İnşallah yanlış çıkarım.

Neyse bu konu derin, uzun ve her Allah’ın günü üstünde yazılar yazılan, konuşmalar yapılan bir konu. Ortadaki kalabalık ve gürültüye benim de katılmamın bir faydası yok herhalde diye düşünmeye başladım. Şimdi önemli olan iş adamları ne yapsınlar? Bu soruya cevap bulmalı. İş insanlarına normal bir zamanda sorsanız ne istersin diye listenin başında ileriyi görmek gelir. Türkiye’de ilerisi gözüküyor. Yani belirsizlik bundan daha az olamaz. Milli ekonominin göstergeleri çok da pırıl pırıl değil.

Uluslararası ekonomiden gelen haberler de iyi değil. ABD’nin başındaki zat-ı şahane esiyor gürlüyor. İnanın ABD’de geçirdiğim şu son üç-beş ay hazreti rahmetli annemin tabiriyle haşyetle(4) izliyorum. Adam komşuları dahil Avrupa Birliği ve Çin’le de kavgalı. Sonuçta neresinden bakarsanız bakın dünya ticareti yavaşlayacak gibi. Bize ne biz bize bakalım demeyin.

Ülkelerin ekonomileri birbirlerine girdiler. Söz gelimi Türkiye dış borçlarında temerrütte düşerse bunun cezasını ilk İspanya çekecek. Sizin anlayacağız gelecek ne içerde ne dışarda çok parlak gözükmüyor. İyi haber, geleceği tahmin edebiliyoruz. Kötü haber gelecek parlak değil.
Sağlıcakla kalın

------------
(1) AMEX reklamı karşılığı para aldığımı ileri sürenler müfteridir.
(2) http://www.worldgovernmentbonds.com/sovereign-cds/
(3) https://paratakipcisi.com/en-kotusu-geride-kaldi-mi/
(4) Korku ve dehşet, ürkme

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap