Sürdürülebilir gelecek dileği

Selin ARSLANHAN
Selin ARSLANHAN YENİDEN KEŞİF selinarslanhan@gmail.com

Dünya Ekonomik Forumunun her yıl açıkladığı küresel riskler tablolarını hatırlıyor musunuz? Gerçekleşme olasılığına ve beklenen etkinin büyüklüğüne göre küresel riskleri sıralayan iki temel tablodan bahsediyorum. Özellikle son 5 yılda beklenen küresel risklerin özelliği gereği giderek yeşile dönen tablolardan... Yeşile dönmek demek, dünyada sürdürülebilirliğe ilişkin küresel risklerin diğer her şeyin önüne geçmiş olması demek. Küresel ısınma, iklim değişikliği, su krizi, biyoçeşitlilik, gıda krizi hepsi giderek büyüyen beklenen etkilerle ve artan gerçekleşme olasılıklarıyla, sürdürülebilirliğin temel bileşenleri olarak önümüzde. Bu pandemi gibi beklenmedik şekilde gelmiyor, yıllardır izliyoruz nasıl büyüdüğünü ve artık kapıda. Paris Anlaşması gündemi, Birleşmiş Milletler'in su ve gıda krizi uyarıları, Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat gündemi hepsi bu nedenle var. 2020 beklemediğimiz şekilde geçti fakat 2021 ve önümüzdeki yıllar beklenen sürdürülebilirlik sorunlarıyla geçecek. Acil müdahale gerektiren alanlardan bahsediyoruz. Bu sadece tek başına negatif bir gündem getirmiyor. Buradan Türkiye için, evet hala, pozitif bir gündem oluşma şansı var.

Hem Avrupa Birliği ile ilişkilerde, hem de son yıllarda konuşmayı unuttuğumuz sanayi politikası gündeminde yeşil teknolojilerle birlikte sürdürülebilir bir teknoloji ve sanayi politikası yol haritası çizmek mümkün. Bu köşede 2020 içinde birkaç kez üst üste yazmıştım, yılın son yazısında bir kez daha tekrar edeyim: Avrupa Yeşil Mutabakatı, yeni sanayi politikası ve büyüme stratejisinin çerçevesini çiziyor. AB dış ticaret ilişkileriyle birlikte, tekstilden inşaata kadar geleneksel sektörler de dahil olmak üzere birçok sektör yeşil teknolojilerle yeniden şekillenirken, Türkiye'nin hem sürdürülebilirlik hem de büyüme gündemiyle bir yol haritası çizmesi ve acilen uygulamaya alması gerekiyor. Yine bu yazılardan birinde, Avrupa'nın yeşil büyüme gündemiyle de ilişkili olarak yeni açıklanan inovasyon stratejisinden bahsetmiştim. Yeşil teknolojiler ve biyoekonomi öne çıkan iki temel bileşendi. Yeşil teknolojilerin farklı sektörleri nasıl dönüştürdüğünü, aynı zamanda karbon salımlarına nasıl etki ettiğini Türkiye'den de örneklerle yazmıştım. Bugün yılın son yazısında bu kez biyoekonomiden bahsedelim. Biyoekonomi yani, farklı sektörlerde biyoteknoloji temelli materyal ve süreçlere geçişle sürdürülebilir kalkınma ve büyümeyi sağlamak, Avrupa'nın da farklı birçok ülkenin de yıllardır gündeminde. Bir yandan da artık bu ürünler hayatımızda. Ticarileşen ve pazarda olan birçok farklı biyo-temelli üründen bahsetmek mümkün hale geldi. Geçtiğimiz günlerde Nature'da hayatımızı değiştiren ve sürdürülebilirlik sorunlarına doğrudan etki eden biyo-temelli ürünlerin derlendiği bir makale yayımlandı. Bu ürünlerin başında temiz et geliyor. Yine 2020 yazılarından birisi temiz et yatırımlarının artışıyla ilgiliydi. 2020'de dünyanın her yerinden temiz et yatırımlarına ilişkin haber almıştık. Temiz et, bitki temelli ve laboratuvarda hücre temelli üretilen olmak üzere iki farklı yöntemle de gündemde. Dünyada temiz et ürünlerini görebileceğimiz restoranların sayısı 40 bini bulmuş, marketlerin sayısı ise 15 bini aşmış. Bitki temelli et üretimi ve laboratuvarda üretilen et için farklı hesaplamalar olmakla birlikte, temiz et üretimi geleneksel et üretimine göre su kullanımını yüzde 82-87 aralığında azaltırken, karbon emisyonlarını yüzde 79-89 aralığında azaltıyor. 2030'a doğru temiz et ürünlerinin pazarda hızla yayılacağı öngörülüyor.

Bir diğer biyoteknoloji ürünü elbette biyolojik moleküller ve ilaçlar. Burada özellikle genom verisinin yanında mikrobiyom gibi farklı omik verinin tanı ve tedavi ürünlerine yönelik kullanılmasına ilişkin gündem güçlendikçe, bu ürünlerin ağırlığı artacak gibi görünüyor. Burada sadece ilaç değil gıda takviyeleri de gündemin önemli bir bileşenini oluşturuyor. En hızlı büyüme alanlarından bir diğeri ise, farklı sektörlerde ara girdi olarak kullanılan biyo-temelli materyaller. Bunlardan sentetik biyoloji unicorn'u olan Zymergen'in biyo-temelli polimer filmi elektronik sektörünü yeniden şekillendiriyor. Petrol temelli kimyasallarla yer değiştiren biyo-temelli malzemeler, elektronikten plastiğe, tekstilden otomotive her sektörü dönüştürüyor. Bunlara benzer birçok farklı ticarileşmiş ve hızla yayılmaya devam eden ürün saymak mümkün. Tüm bu sürdürülebilir malzeme ve ürünleri üreten hücreleri geliştirmek ve üretmek ise bir diğer büyüyen yatay alan. Yeni dünya böyle bir yer ve sürdürülebilir bir gelecek ancak böyle mümkün. Sağlıklı ve mutlu yıllar.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Biyodökümhaneler 17 Şubat 2021
Hoş geldin Sanayi 5.0 15 Ocak 2021