Sürdürülebilir Kalkınma

Fatma MELEK
Fatma MELEK PİYASA GÖZÜYLE fatma.melek@akbank.com

Covid salgını ve trajik can kayıpları, hükümetlerin insan sağlığı ve sürdürülebilir bir ekonomi yaratma konusuna daha odaklı ve kararlı adımlar atmasını beraberinde getiriyor. Bu bağlamda arz yönlü politikalar daha fazla gündeme geliyor ve planlanan mali teşvik adımları da temiz enerji, ulaşım ve altyapı başta olmak üzere bu doğrultudaki yatırımlara odaklanıyor.

ABD’de 2 trilyon dolarlık Biden paketi, temiz enerjiye yönelik alt yapı yatırımlarını içeriyor: ABD’nin 2035 yılında sıfır karbonla elektrik üretmesi hedefleniyor. AB’de ise, 2021-2027 dönemini kapsayan 1.07 trilyon Euro’luk bütçeye ek olarak, 750 milyar Euro’luk ek Avrupa Kurtarma Fonu (Next generation) onaylanmış idi. Toplamda 1.8 trilyon Euro’luk bütçenin yüzde 30’u iklim değişikliği ile mücadele ile ilgili aksiyonlara harcanacak. AB, 2030’da sera gazı emisyonlarını 1990’lardaki seviyesinden en az yüzde 55 oranında azaltmayı ve 2050 yılında karbon nötr ekonomiye geçmeyi hedefliyor. Pek çok sektörde, karbon kullanımını en aza indirmek için tedbirler uygulamaya konulacak. İngiltere 2035’e kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 78 azaltma hedefini belirledi.

MIT Technology Review; The Green Future Index 2021 raporunda; düşük karbonlu bir gelecek için 76 ülkenin yaptığı ilerleme ve taahhütlerini baz alan bir sıralama yapmış. Endeksteki ilk en iyi 20 ülkenin 15’i Avrupa ülkeleri olup, büyük Avrupa ülkeleri (Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya) ilk 20 içinde yer alıyor. İlk sırada 2040’a kadar karbon nötr olmayı hedefleyen İzlanda yer alıyor. 2. ve 3 sıralarda sırasıyla ise Danimarka ve Norveç geliyor. Rapora göre endeksteki ilk 10 ülkenin çoğu yenilikçi sürdürülebilir teknoloji sektörleri için yatırım programları ve politikalar geliştiriyor. Örneğin 4. sıradaki Fransa hidrojen üretiminde global lider ülke ve AB’nin hidrojen bazlı enerji üretimi hedefini de aşmayı taahhüt ediyor ve bu alanda, 2030’a kadar, 6.5 GW elektroliz kapasitesi için 7 milyar Euro yatırım yapmayı planlıyor. Büyük gelişmekte olan ülkelerde ise; dünyanın 3. en büyük karbon emisyon sorumlusu olan Hindistan, yenilebilir enerjiye geçmede hızlı ve dünyanın en büyük güneş enerjisi santrallerinden bazılarını kurmuş durumda ve endekste 21. sırada. Global emisyonun yüzde 28’ine sebep olan Çin’in (45.sırada) ise 2060 yılından önce net sıfır karbon hedefine ulaşma taahhüdü var. Dolayısıyla Çin’in ve Hindistan’ın çevre ile alacağı aksiyonlar gelecek için kritik öneme sahip. ABD ise listede 40. sırada. Karbon yakıt üretiminden ekonomilerini çeşitlendirmeye çalışan Orta Doğu ülkelerinin, önemli potansiyelleri olmasına rağmen, henüz istenen noktada olmadıkları gözleniyor. Sonuç olarak; daha fazla elektrikli taşıt, yenilenebilir enerjiye odak, yenilikçi teknolojiler ve diğer aksiyonlar yoluyla karbonsuz bir geleceğe doğru yatırım yapılıyor.

Bu bağlamda da, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG, environmental, social, governance) konularında geniş kapsamlı prensipleri içeren sürdürülebilir finansman prensipleri, artan ölçüde ekonomik kalkınmada, işletme kararlarında ve yatırım stratejilerinde belirleyici olmaya başladı. ESG eğiliminin güçlenmesine paralel olarak bu stile uygun yatırım ve finansman ürünleri de gelişiyor. Bunlar arasında SGMK yatırımcılarına yönelik olarak çevresel faydalara yönelik yeşil bonolar, pozitif sosyal sonuçlara yönelik sosyal bonolar, hem sosyal hem de çevresel faktörleri içeren sürdürülebilir bonolar sayılabilir. Özellikle başta AB olmak üzere bu bonolara olan talep hızla artıyor. FT’ye göre; küresel çapta 2021 Mayıs itibariyle toplam ESG bono fonlarına yönelik yatırımcı sermaye girişi 54 milyar dolar olup, bu tutar 2020’nin tamamında 68 milyar dolar idi. Bu ürünleri içeren toplam yönetilen varlık tutarı da 2021’in ilk 5 ayında 374 milyar dolar olup, son 3 yılda yaklaşık 3 katına çıktı. 2020 yılında ise ESG varlıklarını içeren sabit getirili fonların büyümesi yüzde 66 iken tüm sabit getirili fonların toplam büyüklüğü yüzde 12 artış gösterdi. Türkiye’de ise sürdürülebilir finansmana verilen önem hızla artmakta ve bankacılık sektörü uygulamalarında yaygınlaşmakta. Bankacılık sektörünün ihraç ettiği çevreci/sürdürülebilir tahvil miktarı 2016 yılından bu yana artarak toplamda 2.7 milyar dolara yükseldi.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Yeşil bir dünya 14 Eylül 2021